16765,63%0,40
43,64% 0,03
51,94% 0,23
7105,58% -0,43
11727,26% 0,00
Malatya Radyocular Derneği Başkanı Sinan Cavlak, 13 Şubat Dünya Radyo Günü dolayısıyla İLKHA muhabirine önemli açıklamalarda bulundu.
Dünya Radyo Günü'nün önemine değinen Cavlak, "Malatya'mızda aktif olarak benim idare etmekte olduğum 5 radyomuz var. Malatya'mızda yerel radyolar anlamında aktif yayıncılık yapan 13 radyomuz var. Türkiye genelinde ise 1.000'e yakın bölgesel ve ulusal radyo var. 13 Şubat Dünya Radyo Günü 2012'den itibaren kutlanmaya başlandı. UNESCO üyesi ülkelerin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na sundukları teklifin kabul edilmesiyle birlikte bugün Dünya Radyo Günü olarak kutlanmaya başlandı. Radyoculuk faaliyeti yürütenlerin anıldığı, o seslere kıymetin verildiği bir gün. Bu yönüyle mutluyuz. Dünyada radyoculuğun konuşulması, buna dair etkinliklerin yapılması, her yıl farklı temaların hayata geçirilmesi elbette kıymetli." dedi.
"Radyoculuk alternatifsiz bir mecra olduğunu ortaya koydu"
Radyonun geçmişten bugüne gelişimine işaret eden Cavlak, şöyle devam etti:
"Türkiye'de sinema, radyo ve televizyon sırasıyla gelişen alanlar oldu. Televizyon bulunduğu zaman radyoculuğun biteceği iddia edildi. Ancak geçen süre içerisinde radyoculuğun televizyonculuktan farklı olduğu görüldü. Ses iletimi yoluyla her ortamda dinlenebilmesi, onun alternatifsiz bir mecra olduğunu ortaya koydu."
"Dijitalleşme önemli; ancak radyoculuğu tepetaklak götürebilecek ölçüde bir alternatif değil"
Dijitalleşme sürecine dikkat çeken Cavlak, "İnternet üzerinden müzik dinleme olanakları yaygınlaştığında da radyoculuğun biteceği söylendi. Podcast'in radyoculuğu bitireceği yönünde yorumlar yapıldı ama bunlar cılız kaldı. Çok ciddi bir etkilenme olduğunu düşünmüyorum. Çünkü radyoda her an müzik var, her an gündemi yansıtan bir ses var. O anki duygunuzu hissedebileceğiniz bir mecra radyo. Dijitalleşme önemli; ancak radyoculuğu tepetaklak götürebilecek ölçüde bir alternatif değil." ifadelerini kullandı.
"Vericilerin pahalı olması ve teşvik olmaması en önemli problemlerimizden biridir"
Sektörün ekonomik sorunlarını sıralayan Cavlak, "Radyoculuğun en büyük sorunlarından biri teknolojinin hızla gelişmesiyle ortaya çıkan amortisman sorunudur. Bir bilgisayar alıyorsunuz, bir mikser alıyorsunuz; kullanım süreleri sınırlı. Vericilerin pahalı olması ve teşvik olmaması en önemli problemlerimizden biridir. Türk Ticaret Kanunu'na tabi faaliyet yürütüyoruz. Her radyo bir anonim şirkettir. Muhasebe giderleri, vergi giderleri var. Üst Kurul payı ödüyoruz ve ciddi bir vergi yüküyle karşı karşıyayız." dedi.
"Kamusal bir görev üstlenmemize rağmen kamudan destek alamıyoruz"

Kamu desteği beklentisini dile getiren Cavlak, "Kamusal bir görev üstlenmemize rağmen kamudan destek alamıyoruz. Kamu ilanlarından pay alamıyoruz. Kamu reklamlarını ve kamu spotlarını ücretsiz yayınlamak zorundayız ancak buradan gelir elde edemiyoruz. Radyoculuğun tek geliri esnafın, tacirin verdiği reklamlardır. Dinleyicilerimize ulaştığımız için reklam almaya devam ediyoruz ama bütçeler anlamında sorun yaşıyoruz. Batı'da birçok ülkede radyolara ciddi kamu destekleri veriliyor. Türkiye'de henüz böyle bir destek yok, ancak ümidimizi koruyoruz." şeklinde konuştu.
"Talebimiz yerel medyanın korunmasına yönelik önlemlerin alınmasıdır"
Cavlak sosyal medyanın etkisine değinerek, şöyle devam etti:
"Sosyal medya mecraları reklam pastasının önemli bir kısmını alıyor. Bu reklamlar yurtdışı kaynaklı ve ülke ekonomisine katkısı olmayan bir pasta. Radyoların ve diğer yerel medyaların payı küçülüyor. Talebimiz yerel medyanın korunmasına yönelik önlemlerin alınmasıdır. Biz etik yayıncılık sorumluluğuyla hareket ediyoruz ancak sosyal medyada aynı sorumluluğu göremiyoruz. Etik dışı davrananların daha çok dikkat çektiği bir ortam var."
"Radyo bir arkadaş gibi görülüyor"
Radyo ile ilgili kamuoyu araştırmalarını hatırlatan Cavlak, "RTÜK'ün yaptığı anketlerde radyo bir arkadaş gibi görülüyor, güvenilir bulunuyor, toplumun değer yargılarına saygılı olduğu ifade ediliyor. Türkçeyi iyi kullandığı belirtiliyor. Bu sonuçlar bizi şaşırtmıyor ve mutlu ediyor." ifadelerini kullandı.
"Depremde yayınlarımızı uzaktan idare ediyorduk"
Deprem dönemlerinde radyonun rolünü vurgulayan Cavlak, "Afet çantasında pilli radyonun bulundurulması gerektiği her fırsatta dile getiriliyor. Elazığ depreminde yayınlarımızı uzaktan idare ederek Malatya Valimizin açıklamalarını anında dinleyicilerimize ulaştırdık. İnsanlar araçlara yöneldi; televizyon izleme imkânı yoktu ama radyo dinleyebiliyorlardı. Ana arterlerin açık tutulması ve ambulanslara yol verilmesi yönünde sürekli telkinlerde bulunduk." dedi.
"Önlemlerin alınması gerekir"

6 Şubat depremlerine ilişkin yaşadıklarını da aktaran Cavlak, şöyle devam etti:
"Ne yazık ki binalarımız ilk depremde yıkıldı. Verici merkezlerimiz zarar gördü. Bir musibet bin nasihatten iyidir derler. Biz dersimizi aldık. Devletimizin ilgili kurumlarının da gerekli dersleri çıkardığını değerlendiriyoruz. Bu konuda önlemlerin alınması gerektiğini açıkça ifade ediyorum."
"Gençlerimize radyoculuğu mutlaka öneriyorum"
Gençlere çağrıda bulunan Cavlak, "Gençlerimize radyoculuğu mutlaka öneriyorum. Topluma iletmek istedikleri bir mesaj varsa radyo çok önemli bir mecra. Malatya'da bir radyonun anlık dinleyici kitlesi ortalama 6 bin 500-7 bin kişidir. Anlık 7 bin insanı bir araya getirmek ancak mitinglerde mümkündür. Biz radyo aracılığıyla bu kitleye ulaşabiliyoruz." dedi.
"Radyolara sahip çıkın ki sesiniz olabilsinler"
Son olarak destek çağrısı yapan Cavlak, "Radyo dinleyin. Radyo sizlerin dostudur. Müziğiyle ve haberleriyle tarafsız bir yayıncılık sunar. İdarelere, kamuya ve özel sektöre sesleniyorum: Bu radyolara sahip çıkın ki sizin sesiniz olabilsinler." ifadelerini kullandı. (İLKHA)