16696,88%1,56
43,48% 0,04
51,39% 0,21
6889,81% 5,96
11786,68% 3,61
Kürt gençliği yıllardır dağlarda ölüme sürülürken, onları bu yola itenlerin çocukları Avrupa sokaklarında lüks hayatlar yaşıyor. Bu tabloya artık “çelişki” demek yetmiyor; bu apaçık bir ahlaki iflas, bir siyasi ikiyüzlülük tablosudur.
Dağlarda silah tutan, toprağa düşen, mezar taşına bir numara yazılan Kürt gençleri…
Peki ya onları “dava”, “direniş”, “özgürlük” nutuklarıyla yönlendirenler?
Onların çocukları nerede?
Paris’te, Berlin’de, Brüksel’de…
Kafelerde, barlarda, konserlerde…
Güvenlik içinde, refah içinde, geleceği garanti altında.
Bu gençleri dağa süren yapıların başında gelen DEM Partisi yöneticilerine sormak gerekiyor:
Kendi evlatlarınızı neden dağa göndermediniz?
Neden sizin çocuklarınız silah değil pasaport taşıyor?
Kürt gençliği neden sadece “ölmesi gereken kitle” olarak görülüyor?
Neden hep başkalarının çocukları “şehit”, “fedai”, “bedel ödeyen” oluyor?
Bu bir halk mücadelesi değil; bu, yoksul çocuklar üzerinden kurulan kirli bir siyaset düzenidir.
Bu bir özgürlük savaşı değil; bu, kan üzerinden yürüyen bir kariyer planıdır.
Dağda ölen genç, ne Avrupa’daki villayı görür ne de o lüks sofraları…
Ama onu oraya gönderenler, her akşam çocuklarının güvenliğine bakıp rahatça uyur.
Eğer bu gerçekten “Kürt halkının davası”ysa;
neden bedeli hep aynı aileler ödüyor?
Neden ölen hep fakirin çocuğu oluyor?
Artık şu gerçeği yüksek sesle söylemenin zamanı geldi:
Bu düzen, Kürt gençliğini sömürenlerin düzenidir.
Ve bu sömürü, en az silah kadar öldürücüdür.
Kürt gençliği dağlarda ölmek için değil;
okumak, üretmek, yaşamak için vardır.
Kimse kendi çocuğunu kurtarıp başkasının evladını ateşe atma hakkına sahip değildir.
Bu sorular sorulmadan, bu yüzleşme yaşanmadan ne barış gelir ne adalet.
Ve bu ikiyüzlülük, tarihin en karanlık sayfalarında yerini mutlaka alır.
#demparti #hani #adalet #türk #kürt #kardeştir #uyanın