İTTİHADUL ULEMA'dan çağrı: Gazze ve Kudüs'te yaşanan zulme sessiz kalınamaz

İTTİHADUL ULEMA

Âlimler ve Medreseler Birliği tarafından Dünya Kudüs Haftası kapsamında Diyarbakır'da düzenlenen basın açıklamasında, Kudüs ve Gazze'de yaşananların bir çatışma değil, sistematik bir işgal ve soykırım olduğu vurgulandı.

Âlimler ve Medreseler Birliği (İTTİHADUL ULEMA), Dünya Kudüs Haftası dolayısıyla "Yakın bir umut; Kudüs ve Gazze" temalı bir basın açıklaması düzenledi. Cuma namazı çıkışında Diyarbakır Ulu Camii önünde gerçekleştirilen açıklamada, Kudüs'ün hâlen işgal altında olduğu vurgulanırken, Gazze'de ise abluka ve soykırımın tüm şiddetiyle devam ettiği ifade edildi.

Açıklamada Kudüs'ün, Hazreti İbrahim'den Hazreti Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi Vesellem'e uzanan iman çizgisinin mirası olduğu vurgulandı. Kudüs'ün Müslümanların ilk kıblesi ve Mescid-i Aksa'nın evi olduğuna dikkat çekilerek, "Bu kıbleye dokunan el, ümmetin kalbine dokunmuştur. Bugün ümmetin kalbi kan ağlamaktadır" denildi.

Basın açıklaması öncesinde İTTİHADUL ULEMA Sözcüsü Molla Remzi Uçar kısa bir konuşma yaptı. Uçar, Kudüs ve Gazze'de yaşananların yalnızca bir coğrafyanın değil, tüm İslam ümmetinin meselesi olduğunu belirterek, zulme karşı sessiz kalınmaması gerektiğini vurguladı.

Molla Remzi Uçar

"Hendeklere inen sahabeler gibi biz de doğru yolumuzdan sapmayacağız"

Uçar, "Sizler ey Müslümanlar, ey Peygamber'i takip edenler, ey onun çizgisini aşmayanlar; Amerika'nın ve siyonist israilin çizgisine gitmeyenler sizler Kisra ve Rum saraylarını fethedeceksiniz. Bugün de münafıklar, Yahudiler ve Yahudi uşakları boş durmazlar. Onlar fitnenin peşindedirler. Bu zamanda münafıklar, yahudiler ve hainler birleşmiş, Müslümanların kafasını karıştırmaya çalışmaktadırlar. Ey mülkün gerçek sahibi olan Allah! Sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden alırsın. Sen gücü ve kuvveti işgal çetelerinden; Amerika, İtalya, İngiltere'den alır, ayağı çıplak, güçsüz ve kuvvetsiz Gazzeli Müslümanlara verirsin. Bunun gerçekleşmesi için bazı şartlar lazımdır. Hendeğe inen o sahabeler, Peygamber'in çizdiği o çizgiden dışarı çıkmadılar. O hâlde bizler de Hazreti Muhammed'in bizlere getirdiği hayat tarzından çıkmazsak, işte o zaman Kudüs fethedilecektir. Bütün İslam devletleri ve yurtları hürriyetine kavuşacaktır." dedi.

Molla Remzi Uçar'ın konuşmasının ardından basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamayı İTTİHADUL ULEMA üyesi Molla Nazım Şimşek okudu.

Molla Nazım Şimşek

"Kudüs Sıradan Bir Şehir Değildir"

Kudüs'ü konuşmak aslında insanlığı konuşmaktır diyen Şimşek, "Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem 'in yeryüzünde kurulan ikinci mescit diye övdüğü, ümmetin haremi, ilk kutsal kıblesi ve mabedi, Peygamberimizin miraç durağı olan Beytü'l Makdis yani Kudüş toprakları, insanlığın düşmanı, Allah'ın lanetlediği Siyonistlerin necis ayaklarından temizlenmeyi beklemektedir. Bu akidevi ve tarihi sorumluluktur. Bu nedenle; bugün burada, sadece bir şehri anmak için değil; ümmetin yaralı vicdanını, insanlığın ortak sorumluluğunu ve İslam'ın bize yüklediği bu mukaddes emaneti hatırlamak için toplanmış bulunuyoruz. Hepinizin bildiği gibi Kudüs sıradan bir şehir değildir. Üç semavi din için kutsal olan bu şehir, aynı zamanda insanlığın ortak mirasıdır.  Kudüs'ü konuşmak, aslında insanlığı konuşmaktır." dedi.

"Kudüs, peygamberler mirası ve ümmetin ortak vicdanıdır"

Mescid-i Aksa'ya yönelen tehditlerin tüm İslam dünyasını ilgilendirdiği söyleyen Şimşek, "İlk kıbleye uzanan her elin ümmetin kalbine uzanmıştır. Kudüs; Hazreti İbrahim'den bugüne uzanan bir iman çizgisinin, Hazreti Davud'un, Hazreti Süleyman'ın, Hazreti İsa'nın ve Hazreti Muhammed Mustafa'nın mirasıdır. Kudüs; Müslümanların ilk kıblesidir. Mescid-i Aksa'nın evidir. Ve biz çok iyi biliyoruz ki bu kıbleye dokunan el, ümmetin kalbine dokunmuş olur. Bugün kıbleye dokunulmuştur. Ümmetin kalbi kan ağlamaktadır. Bu nedenle Kudüs'ü konuşurken, içinde bulunduğu ağır tabloyu görmezden gelmemiz hiç mümkün değildir. Bugün Kudüs, işgal altındadır. Bu işgal; geçici bir güvenlik uygulaması da değil, sistematik, planlı ve ideolojik bir yayılmacılığın sonucudur." şeklinde konuştu.

"Kutsal mekânlara yönelik baskılar bilinçli ve sistematik şekilde sürüyor"

Kudüs'te yaşananların geçici güvenlik uygulamaları olmadığına dikkat çeken Şimşek, yaşananların siyonist ideolojiyle beslenen planlı ve sistematik bir yayılmacılığın sonucu olduğunu vurgulandı.

Şimşek, "Filistin topraklarında yaşananlar kendiliğinden gelişen acımasız saldırganlıklar değildir. Bunlar; siyonist ideolojiyle beslenen, katil İsrail'in yıllardır sürdürdüğü siyonist yayılmacı anlayışın ve işgalci politikaların sonucudur. Yerleşim adı altında gasp edilen topraklar, gece yarısı basılan evler, zorla göç ettirilen aileler, tutuklanan çocuklar ve kutsal mekânlara yapılan sistematik baskılar hiçbiri tesadüf değildir! Tekrar söylüyoruz.  Bunlar, siyonist israilin sürdürdüğü işgal politikalarının ve siyonist yayılmacı anlayışın doğrudan sonucudur. Bu bir işgal rejimidir. Ne acıdır ki bu işgal, uluslararası hukuka rağmen sürdürülmektedir." ifadelerini kulandı.


"Bu zulüm normalleştirilemez"

Gazze'de ağır yıkıma uğramış evlerin, enkaz başında çaresizlikle bekleyen babaların, çocuklarını koruma içgüdüsüyle siper olan annelerin ve henüz oyun çağındayken korkuyla tanışmak zorunda bırakılan çocukların yaşadığı acıya dikkati çeken Şimşek, "Bugün bu işgal ve zulmü sadece anlatılanlardan değil; sosyal medyadan, ulusal ve yerel gazetelerin manşetlerinden çok net bir şekilde görüyoruz. Bu manşetlerde ve sergilenen karelerde yıkılmış evler, enkaz başında bekleyen babalar, çocuğunu korumaya çalışan anneler ve korkuyu oyun çağından önce tanıyan çocuklar yer almaktadır. Bu kareler abartı değildir, propaganda ise hiç değildir; bunlar yaşanan insanlık dışı zulmün belgelendiği tarihi kayıtlardır ve israilin uyguladığı sistematik terörün açık belgeleridir. Bilinmelidir ki bir çocuğun korku dolu bakışı hiçbir "güvenlik" gerekçesiyle açıklanamaz; bu saldırılar güvenlik kaygısıyla değil, açıkça bir işgal politikasının ürünüdür. Herkesin bildiği gibi yaşananlarda eşit iki taraf yoktur: burada işgalci vardır, işgal edilen vardır; burada güç vardır, mazlum vardır; burada görünür olan şiddetli bir zulüm vardır ve bu zulüm hiçbir şekilde normalleştirilemez." dedi.

"Gazze, bugün dünyanın en büyük açık hava hapishanelerinden biridir"

Ağır kış şartlarıyla baş başa bırakılan sivillerin yaşadıklarının bir kriz değil, bilinçli şekilde sürdürülen insanlık dışı bir uygulamanın sonucu olduğuna dikkat çeken Şimşek, "Özellikle şunu ifade etmek zorundayız, bugün Kudüs'te yaşanan acının, Gazze'de yaşananlardan bağımsız olmadığını çok iyi biliyoruz. Gazze; uzun süredir açık bir abluka altında, karadan, havadan ve denizden kuşatılmış bir halkın hayatta kalma mücadelesidir. Elektriksiz kalan hastaneler, ilaç bulamayan yaralılar, temiz suya ulaşamayan çocuklar, soğuk kış şartlarıyla boğuşanlar, bunlar bir kriz değil bilinçli olarak sürdürülen bir insanlık dışı uygulamanın sonuçlarıdır. Medyada gördüğümüz o kareler, işte bu Gazze gerçeğinden gelmektedir. Enkaz başında bekleyen anneler, kucağında cansız evladını taşıyan babalar; okula değil, sığınağa koşmak zorunda kalan çocuklar, daha ne diyelim. Gazze, bugün dünyanın en büyük açık hava hapishanelerinden biridir. Ve bu hapishanede cezalandırılanlar, askerler değil; siviller, kadınlar ve çocuklardır. Gazze'de yaşanan her acı, Kudüs'te her kuşatma halkası aynı zihniyetin ürünüdür. Bu nedenle Kudüs'ü savunmak, Gazze'yi görmeden mümkün değildir." diye konuştu.

"Kudüs ve Gazze aynı emanetin parçalarıdır"

Gazze'de kuşatma altında inleyen her çocuğun, Kudüs'te kuşatılan Mescid-i Aksa ile aynı acının içinde olduğunu dile getiren Şimşek, "Yüce Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de, İsrâ Suresi'nin birinci ayetinde, 'Kendisine ayetlerimizden bir kısmını göstermek için kulunu Mescid-i Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya yürüten Allah, her türlü noksandan münezzehtir.' buyurarak Kudüs'ün ve Mescid-i Aksa'nın bu ümmete emanet edildiğini açıkça bildirmiştir. Bu emanetin etrafında yaşanan her acı, sadece bir coğrafyanın değil; ümmetin kalbinin acımasıdır. Resûlullah Efendimiz ise bizlere, Buhârî ve Müslim'de rivayet edilen hadis-i şerifte, 'Yolculuk ancak üç mescit için yapılır: Mescid-i Haram, benim mescidim ve Mescid-i Aksa' buyurarak, Mescid-i Aksa'nın ümmet nezdindeki müstesna yerini asırlar öncesinden ilan etmiştir. Bugün Gazze'de kuşatma altında inleyen her çocuk, Kudüs'te kuşatılan Mescid-i Aksa ile aynı acının içindedir. Çünkü Gazze'ye vurulan her zincir, Kudüs'ü yalnızlaştırma çabasının bir parçasıdır. Kudüs de Gazze de aynı imanın, aynı emanetin ve aynı direnişin adıdır." dedi.


"Kudüs meselesi yalnızca Filistinlilerin değil, ümmetin izzet meselesidir"

Siyonist yayılmacılığın sadece siyasi değil, bir halkın toprağını, kimliğini ve hafızasını silmeyi hedefleyen bir anlayış olduğunu dile getirilen Şişmek, "siyonist yayılmacılık; sadece bir siyasi tutum değil, başkasının toprağını gasp etmeyi, kimliğini silmeyi ve hafızasını yok etmeyi hedefleyen bir anlayıştır. Bu anlayış, Mescid-i Aksa'yı kuşatmakta, Kudüs'ü kimliğinden koparmakta ve Filistinliyi kendi yurdunda yabancı ilan etmektedir. Ne yazık ki dünya uzun süredir bu zulmü izlemekle yetinmekte, sessizlik ise bu yayılmacılığın en büyük destekçisi hâline gelmektedir. Oysa herkes bilmektedir ki Gazze'de ve Kudüs'te yaşananlar bir çatışma değildir, çünkü çatışmada taraflar eşittir. Burada ise işgalci vardır, işgal edilen vardır; gücü elinde tutan vardır, mazlum olan vardır ve biz mazlumdan yanayız. Ey ümmet! Kudüs meselesi yalnızca Filistinlilerin değil, ümmetin izzet meselesidir. Bugün Kudüs düşerse yarın başka kutsallarımız düşer; bugün zulme alışılırsa yarın adaletin adı bile anılmaz. Bu nedenle ümmet olmak; bilinçlenmeyi, doğru zamanda doğru yerde durmayı ve mücadeleci bir duruş sergilemeyi gerektirir. Zulüm payidar olmaz; adalet mutlaka tecelli eder." ifadelerini kullandı.

"Siyonist yayılmacılık artık bölgesel değil, tüm insanlık için bir tehdittir"
Müslüman ülkelere de çağrıda bulunulan Şimşek, Kudüs ve Gazze konusunda daha etkin ve kararlı bir duruş sergilenmesi gerektiğini vurguladı.

İşgalci siyonist politikaların artık görmezden gelinemeyeceğini belirten Şimşek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
Buradan açık ve net bir çağrımız vardır: İsrail'in işgal politikaları artık görmezden gelinemez. Siyonist yayılmacılık, bölgesel değil, insani bir tehdit haline gelmiştir. Uluslararası hukuk; güçlüler için değil, mazlumlar için vardır. Adalet ertelendikçe zulüm cesaret bulmaktadır. Ey Müslüman devletler artık buna bir son verdirin. Eliniz güçlü ama siz zayıf davranıyorsunuz. Bütün bunlara rağmen biz umutsuz değiliz. Çünkü hakikat bize şunu öğretmiştir: Hiçbir zulüm ebedi değildir. Hiçbir işgal sonsuz değildir. Kudüs, nice zalim gördü ama hep ayakta kaldı bugün de ayakta kalacaktır. Kudüs özgür olana kadar, Mescid-i Aksa rahat bir nefes alana kadar, Filistinli çocuklar korkuyla değil umutla uyanana kadar bu mesele bizim gündemimizde olmaya devam edecektir. Allah adildir. Zulüm payidar olmaz.

"Zulüm payidar olmaz"

Açıklamanın sonunda, son yıllarda 'ateşkes' algısı oluşturularak soykırımın unutturulmaya çalışıldığına dikkat çeken Şimşek şöyle konuştu:

"Son 3 yıldır Aksa Tufanı bahane edilerek tüm şiddetiyle devam eden soykırımın 'ateşkes' aldatması ile bittiği algısı bir aldatmacadan ibarettir. Gündemden düşürülmeye çalışılan Kudüs ve Gazze bu hafta vesilesi ile tek değil sürekli tekrar tekrar gündemde tutulmalıdır.  Bunun için Müslüman halkın ayağa kalkması ve onları yalnız bırakmaması gerekmektedir.  Ayrıca Maddi ve manevi bir seferberlik, Mescid-İ Aksa'ya karşı sorumluluklarımızın telafisi için zaruridir.  Bu vesile ile dünya Kudüs haftamızı kutluyor, ilk kıblemizde ümmetin tüm renklerinin özgürce namaz kıldığı ve evanjelik-siyon ittifakının yenildiği bir dünyanın kapılarını açmasına vesile olmasını Rabbimizden niyaz ediyoruz." (İLKHA)



Yorumlar (0)

GÜNDEM

Haberi Sesli Oku