16166,38%3,62
44,06% 0,00
51,22% 0,21
7359,57% 0,07
11864,39% 0,00

Merhabalar; Yine birkaç konu başlığı ve naçizane değerlendirmelerimle doğduğum ve doyduğum bu şehre değer katmak için yazmaya devam… Malum tek işim yazmak başka bir hobimde yok. Şehre dair gördüklerimi, duyduklarımızı, irdeleyerek kaleme alıp siz okuyucularla buluşturmakta kamu adına görevimiz.
Erzurum son birkaç yıldır gözle görülür bir dönüşümün içinde. Bunu inkâr etmek haksızlık olur. Bir yanda 2014 yılında ilk belediye başkanı seçilen ve şu anda da Şehrimizin Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’in “marka şehir” parolasıyla kazdırdığı yollar, diğer yanda gökyüzüne doğru yükselen yeni konut projeleri ve devasa beton bloklar…
Ama gelin Erzurum’a bir de o yüksek binaların parlak camlarından değil, o binaların gölgesinde kalan sokaklardan bakalım. Çünkü şehirler vitrinlerden değil, içinde yaşayan insanların hayatından anlaşılır.
Bugün Erzurum’da ışıklar bazı binalarda daha parlak yanıyor olabilir. Ama o ışıkların altında umutların aynı parlaklıkta olup olmadığı ciddi bir soru işareti.
Erzurum’da yıllardır konuşulan, seçim dönemlerinde defalarca vaat edilen ama bir türlü tamamlanamayan bir meselesi vardı: Hafif Raylı Sistem ve Hızlı Tren
Bu mesele zamanla bir ulaşım projesi olmaktan çıkıp şehrin kronik bir sorunu haline gelmişti. Ağır tonajlı araçların şehir merkezinden geçmesi, trafik sıkışıklığı, kazalar, gürültü ve bitmeyen bir bekleyiş…
Şimdi kabul etmek gerekir ki AK Parti iktidarının bu dönemde projeye yeniden hız vermesi Erzurum adına önemli bir gelişme olur. Yıllardır beklenen bu projelerin hayata geçmesi şehrin ulaşım yükünü ciddi şekilde hafifletecektir.
Evet, çok bekledik.
Çok toz yuttuk.
Çok söz dinledik.
Ama Dadaş sabırlıdır. “Geç olsun ama güç olmasın” diyerek bekler.
Projeler bittiğinde Erzurum gerçekten nefes alacak mı? Büyük ihtimalle evet.
Ama mesele sadece bunlardan ibaret değil.
Asıl mesele şu: Açılan yollar bu şehrin ekonomisine, gençlerine ve ticaretine de yeni kapılar açacak mı?
Şehrin ekonomik geleceğini ilgilendiren bir başka önemli başlık ise yaklaşan Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri.
Sahada birkaç isim konuşuluyor:
Ancak iş dünyasında konuşulan başka bir konu daha var.
“ETSO seçimleri gerçekten bir vizyon yarışı mı, yoksa bir organizasyon yarışı mı?”
Çünkü son günlerde şehirde daha çok şu tablo görülüyor:
Kalabalık yemekler…
Toplantılar…
Fotoğraf kareleri…
Ve şehir içinde dolaşan uzun araç konvoyları…
Ama Erzurum iş dünyasının bugün ihtiyacı olan şey konvoylar değil.
Bu şehir artık “kim daha kalabalık geldi” siyasetinden yoruldu.
Erzurum’un tüccarı da sanayicisi de artık şu soruların cevabını duymak istiyor:
Palandöken gibi dünya markası bir turizm merkezinin yanında duran Erzurum, bu turizmden gerçekten ne kadar pay alıyor?
Turist teleferiğe biniyor, dağda pistleri geziyor, otellerde kalıyor…
Peki Erzurum’un sanayicisi, tüccarı, genç girişimcisi bu pastadan yeterince pay alabiliyor mu?
ETSO’nun görevi sadece aidat toplamak değil, şehrin ekonomik vizyonunu da büyütmektir.
Bu nedenle buradan açık bir çağrı yapalım:
Eğer adayların gerçekten anlatacak projeleri varsa, Globalbakış Haber kendilerine sonuna kadar açık.
Gelsinler.
Projelerini anlatsınlar.
Erzurumlu da bilsin.
Kim gerçekten hazır, kim sadece kalabalıkların arkasına saklanıyor.
Erzurum’un belki de en sessiz ama en büyük problemi ise gençlerin göçü.
Üniversiteden mezun olan birçok genç şu soruyu soruyor:
“Bu şehirde benim geleceğim var mı?”
Ne yazık ki çoğu zaman verilen cevap iç açıcı olmuyor.
Gençler ya İzmir’e gidiyor ya Ankara’ya ya İstanbul’a…
Bir şehir için en büyük kayıp betonun eskimesi değil, gençliğin gitmesidir.
Çünkü gençler giderse sadece nüfus azalmaz; fikir gider, enerji gider, üretim gider.
Bir şehir gençlerini tutamıyorsa büyümüyor demektir.

Erzurum dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri olan Palandöken’in tam kalbinde yer alıyor.
Her yıl yüz binlerce turist bu bölgeye geliyor.
Ama dürüst olalım:
Bu turizm Erzurum’un tamamına yeterince yayılıyor mu?
Birçok esnafın cevabı aynı:
“Turist geliyor ama şehir ekonomisine etkisi sınırlı kalıyor.”
Turizm sadece birkaç otelin ve işletmenin değil, tüm şehrin ekonomisine dokunabilmeli.
İşte tam da bu noktada hem yerel yönetimlere hem de ticaret odasına ciddi görev düşüyor.
Bir şehir sadece asfalt dökülmüş yollardan ve yükselen binalardan ibaret değildir.
Bir şehir sabah dükkanını açan esnafın selamıdır.
Bir şehir parkta oturan emeklinin huzurudur.
Bir şehir üniversiteden mezun olup “ben bu şehirde kalacağım” diyebilen gencin umududur.
Eğer biz yolları yaparken gençlerimize yeni iş alanları açamıyorsak…
Eğer turizm büyürken şehir ekonomisi aynı hızla büyümüyor ise…
Eğer yeni binalar yükselirken gençlerimiz başka şehirlerde gelecek arıyorsa…
O zaman biz şehir kurmuyoruz.
Sadece beton yığıyoruz.

Erzurum sadece turistlerin fotoğraf çektiği bir dekor değildir.
Erzurum;
Siftah yapmadan kepenk kapatan esnafın,
Hızlı Tren gelsin diye yıllardır bekleyen halkın,
ETSO’ya aidat ödeyen ama seçimden seçime hatırlanan üyenin şehridir.
Hükümet yolu yapar.
Belediye kaldırımı döşer.
Odalar ticareti yönetir.
Ama gazetecilerin görevi başka bir şeydir.
Gazeteciler o projelerin arasında unutulan insanı hatırlatır.
Biz sadece açılan yolları değil,
Bazen kapanan umutları da yazarız.
Erzurum’un tozunu yutanlar yarın o yollar bittiğinde bu şehrin nimetlerinden faydalananlar olmalı.
Seyredenler değil.
Ve biz burada olmaya devam edeceğiz.
Biten projelerin kurdelesini kesenleri değil, bitmeyen hayallerin hesabını soran gerektiğinde de bedelini ödeyen kalem olmaya…
Hakan Dikmen