16712,32%0,22
43,84% 0,20
51,57% -0,05
7073,61% 0,53
11672,32% 0,00
İran ile ABD arasındaki gerilim yeniden diplomatik zeminde sert açıklamalarla tırmanıyor. İran’ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Amir Said Iravani, olası bir askeri saldırıya karşı ülkesinin “meşru müdafaa hakkını” kullanacağını duyurdu. Açıklama, doğrudan Birleşmiş Milletler nezdinde yapılan resmi bir mektupla kamuoyuna taşındı.
İran tarafı, mesajını hem Antonio Guterres’e hem de BM Güvenlik Konseyi Başkanlığı’na iletti. Mektupta, ABD’nin son dönemdeki güç kullanma imalı açıklamalarının uluslararası hukuka aykırı olduğu savunuldu. Diplomatik dil sertti ancak çerçeve netti: “Saldırı olursa karşılık verilir.”
ABD’ye “Uluslararası Hukuk” Hatırlatması
İravani mektubunda, özellikle Donald Trump dönemine atıfla yapılan açıklamaların askeri risk barındırdığını vurguladı. İran’a göre bu söylemler yalnızca siyasi mesaj değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı tehdit eden fiili bir gerilim unsuru.
İran temsilciliği, ABD’nin güç kullanma tehdidinin BM Antlaşması’nın temel ilkeleriyle çeliştiğini savundu. Diplomatik kaynaklara göre Tahran yönetimi, bu tür açıklamaların bölgede “yanlış hesaplama” riskini artırabileceği görüşünde.
Mektupta şu uyarı dikkat çekti: “Bu tür tehditlerin sonuçları bölge için felaket olur ve uluslararası barış ile güvenliğe ciddi zarar verir.” Bu ifade, yalnızca iki ülke arasındaki tansiyona değil, Orta Doğu’nun kırılgan dengelerine de gönderme olarak yorumlandı.
“Diplomasiden Yanayız Ama Savunmaya Hazırız”
İran tarafı, nükleer müzakerelerin iyi niyetle sürdüğünü ve diplomatik çözüm yollarının açık tutulduğunu belirtti. Tahran, müzakerelerde yapıcı bir tutum sergilendiğini savunurken, askeri baskının süreci sabote edeceği görüşünü dile getirdi.
Ancak mesajın en kritik bölümü, Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 51. maddesine yapılan açık atıftı. Bu madde, bir devletin silahlı saldırıya uğraması halinde meşru müdafaa hakkını tanıyor. İran, olası bir saldırı durumunda bu hakkı kullanacağını net ifadelerle bildirdi.
Açıklamanın satır aralarında iki önemli mesaj öne çıkıyor:
İran diplomatik çözümden yana olduğunu vurguluyor.
Ancak askeri bir adım gelirse karşılığın “kararlı ve orantılı” olacağını ilan ediyor.
Bu çerçevede Tahran yönetimi, hem uluslararası topluma hem de Washington’a açık bir mesaj vermiş oldu.
Gerilimin seyri, önümüzdeki günlerde BM Güvenlik Konseyi’nin tutumuna ve ABD cephesinden gelecek açıklamalara bağlı olacak. Uzmanlar, karşılıklı sert açıklamaların diplomasi kanallarını tamamen kapatmadığını ancak tansiyonu yükselttiğini belirtiyor.
Önümüzdeki süreçte üç ihtimal masada görünüyor:
Diplomatik müzakerelerin yeniden hız kazanması
Söylem düzeyinde sertleşmenin sürmesi
Bölgesel askeri gerilimin artması
Şu aşamada resmi bir askeri hareketlilik açıklanmış değil. Ancak tarafların kullandığı dil, Orta Doğu’da zaten hassas olan güvenlik dengesini daha kırılgan hale getiriyor.
Sonuç olarak, İran’ın BM’ye gönderdiği mektup bir savaş ilanı değil; fakat açık bir caydırıcılık bildirimi niteliği taşıyor. Diplomasi masası hâlâ ayakta, ancak tarafların restleşmesi uluslararası kamuoyunun dikkatini yeniden Tahran–Washington hattına çevirmiş durumda.