İran, son yılların en büyük toplumsal hareketlerinden biriyle sarsılıyor. Hayat pahalılığı, yüksek enflasyon ve alım gücündeki dramatik düşüş nedeniyle başlayan protestolar, 12’nci gününde açık bir rejim karşıtı isyana dönüştü. Başkent Tahran’da on binlerce kişi sokaklara çıkarken, gösterilerin ana sloganları doğrudan ülke liderliğini hedef aldı. Güvenlik güçleriyle protestocular arasında yaşanan sert çatışmalar, ölü ve yaralı sayısının artmasına neden oldu.
Görgü tanıkları ve uluslararası medya kuruluşlarının aktardığı bilgilere göre, protestolar özellikle Tahran’ın Vali Asr, Cumhuriyet ve İnkılap caddelerinde yoğunlaştı. Göstericiler bu bölgelerde uzun süreli yürüyüşler düzenledi, ana yollar trafiğe kapatıldı. Bazı noktalarda İran bayraklarının yakıldığı ve kamu binalarına yönelik taşlı saldırıların gerçekleştiği bildirildi.
Protestoların dikkat çeken yönlerinden biri ise sloganların sertliği oldu. Göstericiler, yıllardır tabu olarak görülen ifadeleri açıkça kullanarak siyasi rejime meydan okudu. Sürgünde bulunan eski İran Şahı’nın oğlu Rıza Pehlevi’nin sosyal medya üzerinden yaptığı “Birleşin ve sokaklara çıkın” çağrısının ardından eylemlerin daha da büyüdüğü ifade ediliyor.
Uzmanlara göre protestoların temelinde derin bir ekonomik kriz yatıyor. İran riyalinin dolar karşısında 140 bin seviyesini aşması, halkın günlük yaşamını doğrudan etkiledi. Temel gıda ürünlerinden kiralara kadar hemen her kalemde sert fiyat artışları yaşanırken, maaşların aynı hızda artmaması toplumda büyük bir öfke biriktirdi.
Bu durum özellikle esnafı vurdu. Büyük Tahran Pazarı başta olmak üzere birçok ticaret merkezinde kepenkler kapatıldı. Ekonomistler, mevcut tabloyu “kontrolsüz enflasyon ve güven kaybının birleşimi” olarak tanımlıyor.
Protestocuların dile getirdiği başlıca talepler şöyle sıralanıyor:
Hayat pahalılığına karşı acil ekonomik önlemler
Yolsuzluk iddialarının soruşturulması
İfade özgürlüğü ve siyasi baskıların sona ermesi
Güvenlik güçlerinin sert müdahalelerinin durdurulması
İran merkezli insan hakları kuruluşları, protestoların başlamasından bu yana en az 45 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Gerçek can kaybının ise resmi rakamların üzerinde olabileceği öne sürülüyor. Güvenlik güçlerinin gerçek mermi ve sert müdahale yöntemleri kullandığına dair iddialar uluslararası kamuoyunda da yankı buldu.
Öte yandan, protestoların yayılmasını engellemek amacıyla ülke genelinde internet erişimi büyük ölçüde kesildi. Çevrimiçi izleme kuruluşu NetBlocks, kesintinin merkezi ve planlı bir şekilde uygulandığını duyurdu. Bu durum, İran’da daha önceki protestolarda da sıkça başvurulan bir yöntem olarak biliniyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’daki gelişmelere ilişkin yaptığı açıklamada Tahran yönetimini sert ifadelerle uyardı. Bir radyo programında konuşan Trump, İran yönetiminin protestoculara yönelik şiddeti sürdürmesi halinde “çok ağır bedeller” ödeyeceğini söyledi. Trump’ın bu açıklamaları, Washington–Tahran hattında yeni bir gerilim dalgası yaşanabileceği yorumlarına yol açtı.
İngiliz basınında yer alan istihbarat iddiaları ise krizin ulaştığı boyutu gözler önüne serdi. Haberlere göre, protestoların kontrol altına alınamaması durumunda İran lideri Ali Hamaney’in Moskova’ya gitme ihtimali üzerinde duruluyor. İddiaya göre Hamaney, sınırlı sayıda aile üyesi ve yakın çevresiyle birlikte Tahran’dan ayrılmayı değerlendiren senaryoları masaya yatırdı.
Uzmanlar, bu iddiaların doğrulanmadığını vurgulasa da, İran’da yaşanan toplumsal hareketliliğin rejim açısından son derece kritik bir aşamaya geldiği konusunda hemfikir.