17132,20%0,11
43,72% 0,19
51,92% -0,02
7075,01% 2,56
11673,05% -0,41
Dünya artık savaşları canlı izliyor.
Bir zamanlar gazete manşetlerinden takip edilen trajediler, şimdi cep telefonlarının ekranında akıyor. Görüyoruz. Biliyoruz. Hatta paylaşıyoruz. Ama durdurmuyoruz.
Gazze haftalardır bombaların gölgesinde. Enkazların arasından çıkarılan çocuklar, hastane koridorlarında yankılanan çığlıklar, susuz ve elektriksiz bırakılmış mahalleler… Tüm bunlar dünyanın gözünün önünde yaşanıyor. Ve dünya, izlemekle yetiniyor.
Birleşmiş açıklamalar var. Endişe mesajları var. Diplomatik cümleler kuruluyor. Ama sonuç yok.
Birleşmiş Milletler kürsülerinde yapılan konuşmalar, yıkılan bir evin tuğlasını yerine koymuyor. Güvenlik Konseyi toplantıları, bir çocuğun korkusunu azaltmıyor. “Taraflara itidal çağrısı” ifadesi, artık insanlığa teselli değil, alışkanlık gibi geliyor.
En tehlikelisi şu: Alıştık.
Bombaların sesi kadar, o sese karşı duyarsızlaşmamız ürkütücü. İlk günlerde öfke büyüktü. Sosyal medya dolup taştı. Profil fotoğrafları değişti. Sloganlar yazıldı. Ama birkaç gün sonra gündem kaydı. Yeni bir haber, yeni bir kriz, yeni bir tartışma…
Algoritmalar acıyı bile sıraya koyuyor.
Bir trajedi trend olmaktan çıkınca, sanki yaşanmıyormuş gibi davranıyoruz. Oysa Gazze’de zaman durmuyor. Enkaz soğumuyor. Kayıplar azalmıyor.
Dünya artık savaşları ahlaki bir mesele olarak değil, içerik olarak tüketiyor.
Uluslararası sistem, “denge” kelimesine sığınıyor. Güçlü olanın hamlesi, diplomasi ambalajına sarılıyor. Ekonomik çıkarlar, stratejik hesaplar, bölgesel ittifaklar… Hepsi insan hayatının önüne geçiyor.
Gerçek şu: Küresel düzen, adalet üretmiyor; istikrar adı altında güç dengesi koruyor.
Ve biz, sıradan insanlar… Ekranın karşısında üzülüp devam ediyoruz. Kahvemizi yudumlarken bir yandan yıkımı izliyoruz. Vicdanımızı birkaç paylaşım ile rahatlatıyoruz. Sonra hayatımıza dönüyoruz.
Belki de çağın en büyük trajedisi bu:
Acı artık bizi durdurmuyor.
Bir çocuğun korku dolu bakışı, birkaç saniyeliğine içimizi burkuyor. Ama hemen ardından başka bir video başlıyor. Başka bir içerik. Başka bir gündem.
Savaşın ortasında kalan insanların hayatı, bizim gündem akışımız kadar hızlı değişmiyor.
İnsanlık tarih boyunca savaşlar gördü. Ama ilk kez bu kadar canlı, bu kadar çıplak ve bu kadar anlık tanıklık ediyor. Buna rağmen bu kadar hareketsiz kalmak, belki de en ağır sınavımız.
Bugün Gazze’de yaşananlar sadece bir coğrafyanın dramı değil.
Bu, küresel vicdanın testi.
Ve ne yazık ki bu testte sınıfta kalıyoruz.
Sorulması gereken soru şu değil:
Kim haklı?
Sorulması gereken soru şu:
İnsan hayatı neden pazarlık konusu?
Bir yer yanarken başka bir yerde hayatın normal akması, belki de modern dünyanın en büyük çelişkisi. Acı eş zamanlı ama duyarlılık eşit değil.
Gazze yanıyor.
Dünya izliyor.
Ve biz, insanlık olarak kendi aynımıza bakmaktan kaçıyoruz.