16407,98%-1,86
43,54% 0,04
51,46% 0,15
6817,22% -1,32
11644,36% -3,02
Arşiv Fotoğrafları Yeniden Gündemde
ABD’de 2019 yılında çocuk istismarı ve insan kaçakçılığı suçlamalarıyla tutuklanan ve aynı yıl cezaevinde hayatını kaybeden Jeffrey Epstein’a ait yeni fotoğraf arşivleri kamuoyuna yansıdı. The New York Times tarafından yayımlanan görüntülerde, Epstein’ın New York Manhattan’daki lüks malikanesinde sergilenen çok sayıda ünlü ve etkili ismin portreleri dikkat çekti.
Bu fotoğraflar arasında Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’a (MBS) ait çerçeveli bir portrenin de yer alması, dosyanın yeniden uluslararası gündemin merkezine taşınmasına neden oldu.
Doğrudan Bağ Kanıtlanmış Değil
Uzmanlar ve hukuk çevreleri, söz konusu portrenin Epstein ile Muhammed bin Selman arasında doğrudan veya resmi bir ilişkiyi kanıtlamadığının altını çiziyor. Malikânede sergilenen çok sayıda siyasi lider, iş insanı ve kültürel figürün fotoğraflarının, Epstein’ın kendisini küresel elitlerin bir parçası gibi gösterme çabasının parçası olabileceği değerlendiriliyor.
Sosyal bilimciler, bu tür koleksiyonların “etki alanı algısı oluşturma” amacı taşıyabileceğini, Epstein’ın nüfuzunu olduğundan büyük göstermeye çalışmış olabileceğini belirtiyor.

Kâbe Örtüsü İddiaları da Tartışma Konusu
Arşivlerde daha önce gündeme gelen bir diğer tartışmalı başlık ise Kâbe’nin kutsal örtüsüne ait olduğu öne sürülen parçalar oldu. Bazı belgelerde, bu parçaların Epstein tarafından satın alındığı ve özel mülkünde halı benzeri bir kullanım için temin edildiği iddia ediliyor.
Sosyal medyada bu iddialar üzerinden, “Bu parçalar Epstein’e Suudi Arabistan’dan mı ulaştırıldı?” soruları dile getirildi. Belgelerde lojistik süreçte Abdullah Al-Maari adlı bir isimden söz edildiği, taşıma ve gümrük işlemlerinin ise farklı firmalar aracılığıyla yürütüldüğünün öne sürüldüğü aktarılıyor. Ancak Muhammed bin Selman’ın bu süreçte doğrudan yer aldığına dair herhangi bir resmi kanıt bulunmuyor.
Epstein Dosyası Siyasi Boyut mu Kazanıyor?
Uzmanlara göre ortaya çıkan her yeni belge, Epstein dosyasının yalnızca bireysel suçlarla sınırlı olmadığını, aynı zamanda küresel güç ilişkileri, algı yönetimi ve nüfuz ağları üzerinden de okunması gerektiğini gösteriyor.
Görevde olan bir siyasi liderin adının —doğrudan ilişki kanıtlanmamış olsa bile— bu tür arşivlerde geçmesi, uluslararası ilişkiler açısından hassasiyetle ele alınması gereken bir durum olarak değerlendiriliyor.
Soru İşaretleri Sürüyor
Jeffrey Epstein’ın ölümünün ardından açıklanan belgeler, fotoğraflar ve tanıklıklar dosyada hâlâ aydınlatılmamış birçok başlık bulunduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlar, kamuoyunda dolaşıma giren iddialarla kanıtlanmış bilgiler arasındaki farkın net biçimde korunması gerektiğini vurguluyor.
Epstein dosyası, yeni arşivlerle birlikte küresel siyasette uzun süre tartışılmaya devam edecek başlıklardan biri olmayı sürdürüyor.