Şükürler olsun ki TÜİK diye bir kurumumuz var. Olmasaydı halimiz haraptı. Çünkü biz pazara gidip fileyi yarım doldurup eve dönüyoruz ama bunu kimseye ispatlayamıyoruz. Market kasiyeri inanmıyor, ev sahibi anlamıyor, çocuk “Baba yine mi makarna?” diye soruyor. Ama TÜİK var… Sağ olsun, “Enflasyon yok denecek kadar az” diyerek hepimizi rahatlatıyor(!)
TÜİK Aralık ayı enflasyonunu %0,89, yıllık enflasyonu %30,89 olarak açıkladı. Vallahi insan okuyunca içi ferahlıyor. Demek ki biz boşuna yakınıyoruz. Demek ki yangın yok, sadece bize sıcak geliyor. Hani derler ya, “Ateş düştüğü yeri yakar” diye… TÜİK’e göre ateş de yok zaten.
Memur maaşları belirlenirken anlaşılan o ki Türkiye değil, Şam baz alınıyor. Belki orada fiyatlar düşüyordur, kim bilir? Çünkü açıklanan rakamlarla sokaktaki hayat arasında dağlar kadar fark var. Hatta dağlar değil, Himalayalar var.
Bir memur maaşını alıyor, daha ayın ortası gelmeden cüzdan “Ben buraya kadarmış” diyor. Ama TÜİK devreye giriyor ve diyor ki:
“Hayır kardeşim, sen yanlış hissediyorsun. Enflasyon %30,89.”
Eskiden “Göz var nizam var” denirdi. Şimdi “Rakam var, his yok” devrine geçtik.
Bir fıkra anlatılır ya hani:
Adamın biri doktora gider, “Doktor bey, her yerim ağrıyor” der. Doktor bakar, ölçer, biçer ve der ki:
“Hiçbir şeyin yok, sen sağlıklısın.”
Adam cevap verir:
“İyi de doktor bey, ağrı geçmedi.”
Doktor:
“Geçer, sen istatistiklere bak.”
İşte bizim durum tam olarak bu. Market fişi diyor ki: “Geçen ay 3 bin liraydı, bu ay 5 bin.” TÜİK diyor ki: “Hissetmiş olabilirsin.”
Kiralar uçmuş, faturalar şaha kalkmış, ama resmî kayıtlara göre her şey süt liman.
“Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” derler ya… Bu ülkede doğruyu söyleyeni artık fişten kovuyorlar.
Maaşlara zam yapılıyor. Güzel. Rakam büyüyor. Ama alım gücü küçülüyor. Bu da yeni bir ekonomi mucizesi olsa gerek. Maaş artıyor ama sofradan bir tabak eksiliyor. Zam geliyor ama umut gidiyor.
Eskiden insanlar maaş günü sevinirdi. Şimdi maaş günü, “Bu ay nereye yetmeyecek?” diye hesap günü oldu. TÜİK ise bu tabloya bakıp diyor ki:
“Endişeye gerek yok.”
Hani bir atasözü vardır: “Tok açın hâlinden anlamaz.”
Burada da rakamlar, cüzdanın hâlinden anlamıyor.
Ucuz et kuyruğu, indirim kuyruğu, halk ekmek kuyruğu… Bunlar da herhalde sosyal etkinlik. Millet sırf sosyalleşmek için sabahın köründe sıraya giriyor. Yoksa TÜİK’in dediği gibi enflasyon düşükse, bu kalabalıklar niye?
Birileri bize şunu anlatmalı:
Eğer enflasyon bu kadar düşükse, neden herkes geçim derdinde?
Eğer rakamlar doğruysa, neden gerçekler bu kadar pahalı?
“Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” derler. Bizde mum biteli çok oldu ama rakam hâlâ yanıyor.
TÜİK sayesinde ülke olarak rahatladık. Meğer biz yanlış görüyormuşuz, yanlış hissediyormuşuz. Meğer problem cebimizde değil, algımızdaymış. Demek ki çözüm basit: Markete gitmeyelim, fişlere bakmayalım, kirayı düşünmeyelim… Sadece açıklamaları okuyalım.
Ama hayat öyle değil işte.
Hayat, tabloda değil, mutfakta yaşanıyor.
Enflasyon grafikte değil, pazarda hissediliyor.
Ve ne kadar rakam açıklanırsa açıklansın, gerçek değişmiyor:
Enflasyon yoksa biz neden her geçen gün biraz daha fakirleşiyoruz?