Dr. Öğr. Üyesi Öncer: Kudüs’te akan kanın nedeni Batılı müdahalelerdir

Dr. Öğr. Üyesi Öncer: Kudüs’te akan kanın nedeni Batılı müdahalelerdir

Dünya Kudüs Haftası dolayısıyla konuşan Siirt Üniversitesi Ortadoğu Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Ali Öncer, Kudüs’ün hiçbir dönem İslam hâkimiyetinde katliam görmediğini, asıl zulmün Haçlılar ve modern Batılı müdahalelerle başladığını vurguladı.

Dünya Kudüs Haftası kapsamında İLKHA’ya konuşan Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Ali Öncer, Kudüs’ün üç semavi din açısından kutsal bir merkez olmasına rağmen, bu kutsiyetin çoğu zaman işgal, katliam ve gözyaşıyla gölgelendiğini ifade etti.

Kudüs’ün kutsallığı sebebiyle tarih boyunca birçok savaş ve çatışmaya sahne olduğunu belirten Öncer, bu durumun özellikle Hristiyanlık ve Yahudilik adına yapılan işgallerde açıkça görüldüğünü söyledi.

Öncer, "Kudüs üç semavi din için önemli bir merkezdir. Bu sebeple tarih boyunca çok fazla olay ve savaş burada cereyan etmiştir. Özellikle Hristiyanlık ve Yahudilik dinine mensup kişiler, Kudüs’e girdiklerinde diğer milletleri ve din mensuplarını katletmek üzere kendilerinde hak görmüşlerdir. Çünkü onlara göre Kudüs kutsaldır ve diğer din mensupları bu kutsal mekânı işgal etmektedir." dedi.

"Kudüs’e merhamet, İslam’la geldi"

Tarihsel sürece dikkat çeken Öncer, Kudüs’te gerçek anlamda merhametin ve adaletin İslam hâkimiyetiyle geldiğini vurguladı.

"Hazreti Ömer, müsteşriklerin de yazdığı şekilde Kudüs’ü diğer din mensuplarıyla resmen paylaşmıştır." diyen Öncer, "Onları katletmemiş, mabedlerine dokunmamış, yalnızca en büyük mabedin cami olmasını istemiştir. Bu son derece haklı ve kabul edilebilir bir durumdur." ifadelerini kullandı.

"Haçlılar katliam yaptı, Selahaddin sivil halka dokunmadı"

Haçlı işgalleri dönemine de değinen Öncer, Müslümanlar ve Yahudilerin büyük katliamlara maruz kaldığını hatırlatarak, Selahaddin Eyyubi’nin Kudüs’ü fethettiğinde ise sivil halka dokunmadığını belirtti.

Öncer, "Haçlılar hem Müslümanları hem de Yahudileri katletmiştir. Ancak Selahaddin Eyyubi şehirde herhangi bir sivil katliam yapmamıştır." diyerek, bu yaklaşımın İslam’ın Kudüs anlayışını açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.

"Osmanlı’nın zayıflamasıyla Kudüs’te zulüm yeniden başladı"

Kudüs’te huzur ortamının Osmanlı Devleti’nin bölgedeki gücünü kaybetmesiyle sona erdiğini belirten Öncer, "Ne zamanki Müslümanların hamisi konumundaki Osmanlı gücünü kaybetti, ondan sonra Kudüs’te tekrar katliam ve gözyaşı hâkim oldu. İngiliz mandası döneminde Filistin halkının hakları gasp edildi, Yahudiler zorla bölgeye göç ettirildi." dedi.

1940’lı yıllardan sonra zulmün yeni bir boyut kazandığını dile getiren Öncer, "Özellikle 1950’li yıllardan itibaren Amerikan destekli olarak Yahudiler, bölge halkına zulmetmeye devam etmiştir. Günümüzde Kudüs denildiğinde barıştan çok katliam ve gözyaşı akla gelmektedir. Filistinlilere yönelik zulüm ise her geçen gün artmaktadır." ifadelerini kullandı.

"Kudüs Günü, Müslümanlar için bir sorumluluk bilincidir"

Dünya Kudüs Haftası’nın sadece bir anma günü olmadığını vurgulayan Öncer, şunları söyledi:

"Elbette Kudüs’ün kudüsiyetini kutlayacağız, Kudüs ve Filistinliler için, bütün Müslümanlar için dua edeceğiz. Ancak bugün Kudüs Günü denildiğinde insanların içinde bir yara oluşmaktadır. İnşallah sevinçle ve mutlulukla kutlayacağımız, Müslümanların yeniden uyandığı bir dönemi görmek nasip olur. Yaklaşık bir yüzyıldır İngiliz, Amerikan ve Batı oyunlarıyla Müslümanlar uyutulmakta ve birbirine düşürülmektedir. Müslümanlar kendi içlerindeki ırkçılıklara bir son vermelidir. Kudüs’te yaşanan bu zulmü durdurmak ve ileride hepimize dönecek olan Batı zulmünü burada bitirmekle yükümlüyüz."

"Kudüs’ü hafızamızda diri tutmalıyız"

Müslümanların kendi içlerindeki ayrılıklara son vermesi gerektiğini belirten Öncer, "Kudüs’ün kudüsiyetini hafızamızda diri tutmazsak, bugün bizim olmayan bir mesele yarın bizim olan değerleri de kaybetmemize sebep olabilir. Bizim olan bir şeyi geri alabilmemiz için onu her zaman hafızamızda diri tutmamız gerekir." dedi. (İLKHA)



Yorumlar (0)

GÜNDEM

Haberi Sesli Oku