16696,42%-1,65
43,86% 0,04
51,82% 0,31
7342,52% 0,87
11845,61% 0,03
ABD cephesinden İran’a yönelik nükleer müzakereler konusunda dikkat çeken yeni bir mesaj geldi. Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, İran ile yapılacak olası bir nükleer anlaşmanın belirli bir süreyle sınırlandırılmasını istemediklerini açıkladı. Washington yönetimi, anlaşmada “bitiş tarihi” bulunmaması gerektiğini net bir şekilde ortaya koydu.
Witkoff’un açıklamaları, daha önceki anlaşmalarda yer alan ve belirli süre sonunda nükleer kısıtlamaların sona ermesini öngören “gün batımı hükümlerine” (sunset clauses) karşı açık bir duruş anlamına geliyor. ABD tarafı, İran’ın nükleer faaliyetlerine getirilecek sınırlamaların geçici değil, kalıcı olması gerektiğini savunuyor.
Bu yaklaşım, geçmişte imzalanan ve zaman kısıtlı maddeler içeren anlaşmaların Washington tarafından artık bir güvenlik riski olarak görüldüğünü ortaya koyuyor. ABD yönetimi, belirli bir sürenin sonunda İran’ın yeniden nükleer kapasitesini artırma ihtimalini ortadan kaldıracak, süresiz bir çerçeve talep ediyor.
Witkoff, gelecekte masaya oturulması halinde ABD’nin geçici çözümleri kabul etmeyeceğini vurguladı. Washington’a göre nükleer silahlanma riskinin gerçekten ortadan kalkması için denetim ve kısıtlamaların “on yıllık” ya da “15–20 yıllık” sürelerle sınırlı kalmaması gerekiyor.
ABD’nin bu yaklaşımı, bölgedeki müttefik ülkelere güvence verme amacı da taşıyor. Özellikle Orta Doğu’daki güvenlik dengeleri dikkate alındığında, İran’ın nükleer kapasitesinin kalıcı biçimde sınırlandırılması Washington açısından stratejik öncelik olarak görülüyor.
Bu yeni şart, İran ile Batılı güçler arasındaki diplomasi trafiğinde en zorlu pazarlık başlıklarından biri olmaya aday. Tahran yönetiminin “süresiz taahhüt” talebine nasıl yanıt vereceği henüz net değil. İran tarafının geçmişte zaman sınırlı anlaşmaları egemenlik ve karşılıklılık ilkeleri çerçevesinde savunduğu biliniyor.
ABD’nin bu katı tutumu, müzakere sürecini uzatabilecek bir faktör olarak değerlendirilirken; aynı zamanda daha güçlü, kalıcı ve kapsamlı bir anlaşma hedefinin işareti olarak da yorumlanıyor.
Witkoff’un açıklamaları sadece nükleer başlıkla sınırlı değil; Orta Doğu’daki genel stratejik dengeyi de doğrudan etkileyebilecek nitelikte. Süresiz bir anlaşma talebi, İran’ın bölgesel politikaları ve askeri kapasitesiyle ilgili tartışmaları da yeniden gündeme taşıyabilir.
Önümüzdeki süreçte diplomasi trafiğinin hızlanması beklenirken, “bitiş tarihi olmayan” bir nükleer mutabakatın mümkün olup olmayacağı, küresel siyasetin en kritik sorularından biri olarak öne çıkıyor.