16834,12%0,95
43,82% 0,16
51,69% 0,16
7182,08% 2,07
11729,31% 0,51
Türkiye bir deprem ülkesi. Bu gerçek değişmiyor. Ancak yapı güvenliği konusundaki eksiklikler, riskin boyutunu artırıyor. Büyükşehirlerde on binlerce binanın riskli kategoride olduğu biliniyor.
Kentsel dönüşüm projeleri son yıllarda ivme kazansa da süreç istenilen hızda ilerlemiyor. Finansman yetersizliği, mülkiyet anlaşmazlıkları ve bürokratik engeller projelerin önünde engel oluşturuyor.
Deprem uzmanları, özellikle Marmara ve Ege bölgelerinde riskin yüksek olduğuna dikkat çekiyor. Olası büyük bir deprem yalnızca can kaybı değil, ekonomik çöküntü riski de taşıyor. Sanayi üretimi, lojistik ağlar ve altyapı ağır hasar görebilir.
Afet yönetimi yalnızca kriz anında değil, öncesinde başlar. Deprem çantası hazırlamak önemli ancak yeterli değil. Asıl mesele yapı stokunun güvenli hale getirilmesi.
Yerel yönetimler ve merkezi otorite arasında koordinasyon güçlendirilmeden dönüşüm süreci hızlanamaz. Ayrıca vatandaşın da bilinçlenmesi gerekiyor. Çünkü güvenli konut talebi arttıkça dönüşüm baskısı da artacaktır.
Uzmanlara göre risk haritaları güncellenmeli, denetim mekanizmaları sıkılaştırılmalı ve finansman modelleri çeşitlendirilmelidir. Aksi halde risk ertelenmiş olur, ortadan kaldırılmaz.
Türkiye’nin depremle yaşamayı öğrenmesi gerekiyor. Unutmak en büyük risk. Çünkü deprem değil, ihmal öldürür.