DEM Parti Dış İlişkiler Komisyonu Eşsözcüleri Ebru Günay ve Berdan Öztürk, ABD yönetiminin Venezuela'daki askeri operasyonuna ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, "Dünyanın farklı bölgelerinde derinleşen gerilimler, çatışmalar ve tek taraflı müdahaleler, uluslararası düzenin hızla aşındığı bir döneme işaret etmektedir. Bu sürecin en kaygı verici örneklerinden biri, ABD'nin Venezuela'da gerçekleştirdiği askeri operasyondur" ifadelerine yer verildi.
Operasyonun Birleşmiş Milletler kurucu anlaşmalarına ve uluslararası hukuka açık bir ihlal olarak nitelendirilen açıklamada, "Bir ülkenin 'istenilen yönetim oluşana kadar dış güçler tarafından yönetileceği' yaklaşımı yalnızca Venezuela için değil, tüm dünya açısından tehlikelidir" ifadelerine yer verildi.
Açıklamanın tamamında şu ifadelere yer verildi:
Dünyanın farklı bölgelerinde derinleşen gerilimler, çatışmalar ve tek taraflı müdahaleler, uluslararası düzenin hızla aşındığı bir döneme işaret etmektedir. Bu sürecin en son ve en kaygı verici örneklerinden birine, ABD yönetiminin Venezuela'da gerçekleştirdiği askeri operasyonla tanık olduk.
"Trump'ın Emriyle Yürütülen Bu Müdahale Kabul Edilemez"
ABD Başkanı Donald Trump'ın emriyle yürütülen bu müdahale; Birleşmiş Milletler'in kurucu anlaşmaları ile uluslararası hukukun açık ihlali, bir ülkenin egemenlik haklarına yönelik kabul edilemez bir saldırı ve halkların kendi geleceklerine demokratik yollarla karar verme hakkının gaspıdır. Bir ülkenin, "istenilen yönetim oluşana kadar dış güçler tarafından yönetileceği" biçimindeki yaklaşım, yalnızca Venezuela için değil, tüm dünya açısından son derece tehlikeli bir kapıyı aralamaktadır.
"Venezuela'nın Kaynakları Halkın Mülkiyetidir"
Askeri kapasite üstünlüğünün siyasi tercihler dayatmak ve halkların iradesini bastırmak için kullanılabileceğinin ilan edilmesi, açık bir tehdit ve küresel ölçekte kuralsızlığın beyanıdır. Bu tutum uluslararası kurumların, çok taraflı mekanizmaların ve ortak hukuki normların bilinçli biçimde devre dışı bırakılması anlamına gelmektedir. Venezuela'nın enerji, doğal ve yeraltı kaynakları, küresel güç mücadelelerinin değil, o ülkede yaşayan halkların ortak ve meşru mülkiyetidir.
"Askeri Müdahaleler Bölgeyi Güvenlik Riskiyle Karşı Karşıya Bırakıyor"
Ayrıca uyarıyoruz ki; böylesi askeri müdahalelerin yarattığı otorite boşluğu ve kaos ortamı, tarihsel tecrübelerle sabittir ki halklara barış değil daha fazla yıkım getirmektedir. Venezuela'da devlet kurumlarının ve idari yapının işlevsizleştirilmesi, bölgeyi küresel uyuşturucu kartelleri ve organize suç örgütleri için denetimsiz bir faaliyet ve hakimiyet alanına dönüştürme riski taşımaktadır. Bu durum, sadece Venezuela halkını değil tüm bölgeyi tehdit eden, sınırları aşan derin bir güvenlik sorunu yaratacaktır.
"Sorunların Çözümü, Askeri Operasyonlar Değildir"
Öte yandan, Venezuela'da uzun süredir devam eden siyasal krizin sorumluluğu yalnızca dış müdahalelere indirgenemez. Maduro yönetiminin insan hakları ihlalleri, muhalefete yönelik baskıları ve demokratik siyasal alanı daraltan uygulamaları da ülkeyi derin bir çıkmaza sürüklemiştir. Ancak bu sorunların çözümü askeri operasyonlar, kuşatmalar ya da dışarıdan dayatılan yönetim değişiklikleri değildir.
Kaynak : PERRE