15601,63%-0,65
44,05% -0,04
51,20% 0,04
7272,37% -0,39
11762,06% -1,54
Ama aslında kaybettiği sadece bir insan değildir.
Kendini de kaybeder.
18 yıl önce eşimi kaybettim.
Hayatımın en büyük acılarından biriydi.
Onun mezarına ilk gittiğim günü dün gibi hatırlıyorum.
Elimde bir fotoğraf vardı.
Ama o fotoğraf eşimin değil, benim fotoğrafımdı.
Kimseye söylemediğim bir şey yaptım o gün.
Kendi fotoğrafımı mezarına bıraktım ve içimden şu cümleyi söyledim:
“Ben de seninle öldüm.”
O gün bunu bir acı cümlesi olarak söyledim.
Ama bugün anlıyorum ki bu sadece bir cümle değildi.
Bu, evrene verilmiş bir komuttu.
Ve evren verilen komutları ciddiye alır.
Ben o gün farkında olmadan kendimi hayattan geri çektim.
Yaşıyordum ama yaşamıyordum.
Nefes alıyordum ama sanki gömülmüştüm.
Bir denklemde sıkışıp kalmıştım.
Sevdiğim insanı bırakmamıştım.
Ama bırakamadığım insan yanımda değildi.
Ben ölmüştüm.
Ama gömülmemiştim.
İşte insanın ruhu bazen böyle bir yerde kalır.
Yıllar boyunca yaşadığım hastalıklar, sıkıntılar, çıkmazlar…
Bugün geriye dönüp baktığımda hepsinin bir dili olduğunu görüyorum.
Beden konuşuyordu.
Ama ben anlamıyordum.
Biz çoğu zaman “kader” der geçeriz.
Ama bazen kader dediğimiz şey, bilinçaltımıza verdiğimiz komutların sonucudur.
Bugün katıldığım bir çalışmada, yıllardır içimde taşıdığım bu düğümü gördüm.
Ve ilk kez şunu yaptım:
Eşimi de kendimi de özgür bıraktım.
Onu tutmayı bıraktım.
Kendimi de mezarda bırakmayı bıraktım.
18 yıl sonra ilk kez şunu söyledim:
“Sen gidebilirsin.
Ben yaşamaya devam edeceğim.”
İnanması zor ama o an bir şey değişti.
İnsan bunu sadece ruhunda hissetmiyor.
Bedeni de hissediyor.
Bedenim yıllardır taşıdığı yükü bırakmaya başladı.
Kilolarımın bile bir anlamı olduğunu fark ettim.
Bedenim kendini korumak için bir zırh giymişti.
Ama artık o zırha ihtiyacım yok.
Farkındalık geldikçe değişim de geliyor.
Ben bugün kendime şu cümleyi söyleyebiliyorum:
“Ben yeniden doğuyorum.”
Bu yazıyı sadece kendi hikâyemi anlatmak için yazmıyorum.
Çünkü biliyorum ki bu satırları okuyan birçok insan var:
Bir kaybın içinde kalan,
Bir acıyı yıllarca taşıyan,
Bırakamadığı için kendini de yarım bırakan…
Belki siz de farkında olmadan hayatınıza bir komut verdiniz.
“Ben artık yaşamıyorum.”
“Ben mutlu olamam.”
“Ben onsuz tamamlanamam.”
Ama bilin ki hayat bazen bize ikinci bir kapı açar.
Ben bugün o kapıyı araladım.
Bu bir son değil.
Belki de gerçek başlangıç.
Bu yazı bir başlangıç.
Çünkü bu hikâyeyi burada bırakmayacağım.
Yaşadığım farkındalıkları, dönüşümü ve şifalanma yolculuğunu yazmaya devam edeceğim.
Belki bir kişinin bile kalbine dokunursa…
Belki bir kişi bile kendine şu soruyu sorarsa:
“Ben gerçekten yaşıyor muyum?”
İşte o zaman bu satırlar amacına ulaşmış olacak.
Çünkü bazen insanın yeniden doğması için
önce kendi mezarından çıkması gerekir.
Ve ben bugün…
Toprağı üzerimden silkeleyerek yeniden ayağa kalkıyorum.
“Eğer siz de geçmişin acılarıyla yaşamaktan yorulduysanız,
kendinizi özgür bırakmak ve şifalanmak istiyorsanız…
Bilin ki her şey fark etmekle başlar.
Ve eğer siz de şifalanmak, yeniden doğmak ve hayatınızı değiştirmek istiyorsanız
bana ulaşabilirsiniz.
Belki de sizin yeniden doğuş hikâyeniz
bir mesaj kadar yakındır.”
Yazan ve yaşayan: Arzu Badem