BAYRAK BİR ŞİİR DEĞİL, BİR MİLLET YEMİNİ
TOYŞAD
Turan Elleri Ozanlar Yazarlar Şairler Aydınlar Derneği
Bazı şiirler vardır; yazılmaz, doğar.
Bazı dizeler vardır; kâğıda değil, tarihe kazınır.
Ve bazı kelimeler vardır; bir milletin kalp atışı olur.
İşte Arif Nihat Asya’nın “Bayrak” şiiri böyledir.
O şiir bir edebiyat metni değil, Türk milletinin istiklâl yemini, bir varoluş bildirgesidir.
5 Ocak 1940…
Adana’nın Fransız işgalinden kurtuluşunun yıldönümü.
Hatay anavatana katılmış, Türk yurdu tamamlanmıştır.
Bayraklar Adana semalarında dalgalanırken milletin kalbinde tek bir ihtiyaç vardır:
Bu bayrağı anlatacak bir ses.
Adana Erkek Lisesi’nde edebiyat öğretmeni olan Arif Nihat Asya’ya görev verilir:
5 Ocak töreninde okunacak, bayrağın ruhunu anlatacak bir şiir bulunacaktır.
Öğrenciler kütüphaneleri dolaşır.
Dizeler bulunur ama bayrak yoktur.
Söz vardır ama millet yoktur.
Ritim vardır ama ruh yoktur.
Ve o anda bir Türk münevveri kaderin çağrısını duyar.
Arif Nihat Asya, petrol lambasının yorgun ışığında, yalnızca kalemiyle değil, Türk milletinin bin yıllık hafızasıyla yazar.
Şafak sökerken bir şiir değil, bir millet duası ortaya çıkar:
Bayrak.
Bu şiir masa başında yazılmamıştır.
Bu şiir Malazgirt’ten Çanakkale’ye uzanan bir destanın devamıdır.
Bu şiir, kefene sarılı şehitlerin emaneti, yetim kalan vatanın haykırışıdır.
Ertesi gün genç Aydın Gün bu şiiri okur.
Kalabalık susar.
Gök susar.
Sadece bayrak konuşur.
Ve o gün Türk milletinin gönlü karar verir:
Bu şiirin sahibi artık yalnızca Arif Nihat Asya değil, bizzat Türk milletidir.
İşte bu yüzden Arif Nihat Asya’ya “Bayrak Şairi” denilmiştir.
Çünkü o, bayrağı anlatmamış;
Bayrağı konuşturmuştur.
Bugün bayrak tartışmaya açılmak istendiğinde,
Bugün onu sıradan bir bez parçası gibi göstermek isteyenler çıktığında,
Bu şiir yeniden okunmalıdır.
Çünkü bu şiir,
Türk milletinin ayağa kalkma refleksidir.
Ve Türk milleti ayaktayken,
O bayrak asla inmeyecektir.
TOYŞAD