16720,34%2,29
43,58% -0,03
51,99% 0,79
7118,61% 2,53
11665,04% -0,82
İlk Sefer Canın Yanar
İnsan ilk kez haksızlığa uğradığında zoruna gider. İçinde bir öfke, bir sıkıntı olur. “Bu bana yapılmamalıydı” der. Sesini yükseltmek ister. İtiraz eder.
Ama sonra bakar ki itiraz eden yoruluyor, susan yoluna devam ediyor. İşte kırılma noktası tam burasıdır.
İkinci sefer aynı acı olmaz. Üçüncüde zaten bekliyordur. Dördüncüde şaşırmaz. Beşincide normalleşir. İnsan, başına gelenlere değil; başına gelenlere verdiği tepkilere alışır.
Utanmak Öğrenilen Bir Şeydi
Utanmak da öğrenilen bir şeydi, vazgeçmek de. Eskiden yüz kızartıcı olan şeyler, şimdi sohbet konusu bile olmuyor.
“Haksızlık yaptılar” yerine “her yerde böyle” deniyor.
“Bu doğru değil” yerine “ne yapalım, sistem böyle” deniyor.
Utanma duygusu yavaş yavaş budanıyor. Gürültüyle değil, sessizlikle. Kimse çıkıp “artık utanmıyoruz” demiyor. Zaten demesine gerek yok; davranışlar her şeyi anlatıyor.
Katlanmak Erdem Sanılıyor
Bu ülkede katlanmak bir meziyet gibi anlatılıyor. “Çok şeye katlandı” denilerek insanlar övülüyor.
Oysa katlanmak her zaman erdem değildir. Bazen sadece çaresizliktir. Ama çaresizlik uzun sürünce adına sabır deniyor, sonra da karakter diye pazarlanıyor.
Alışan insan soru sormaz. Sormaya gerek duymaz. Çünkü cevapların değişmeyeceğini düşünür. İşte bu düşünce, düzenin en sevdiği şeydir. Alışmış, kabullenmiş, beklentisi düşmüş insan.
Sessiz Çürüme
Çürüme gürültüyle olmaz. Alışkanlıkla olur. Her gün biraz daha az şaşırarak, biraz daha az itiraz ederek.
Bugün seni rahatsız etmeyen şey, yarın başkasının canını yakar. Ama sen yine ses çıkarmazsın. Çünkü sen artık buna da alışıksındır.
Toplum dediğimiz şey de böyle çürür. Büyük felaketlerle değil; küçük kabullenişlerle. Kimse bir sabah uyanıp “ben böyle bir ülke istiyorum” demez. Ama her sabah biraz daha susarak o ülkeyi inşa eder.
Alışmak Kurtuluş Değil
Bize alışmanın hayatta kalmak olduğu öğretildi. Oysa alışmak bazen hayatta kalmak değil, insanlıktan vazgeçmektir.
Her şeye alışan insan, en sonunda kendine de alışır. Daha az hayal kuran, daha az öfkelenen, daha az hisseden bir hâline…
Alışınca acıtmıyor, evet.
Ama hissetmeyen insanın iyileşmesi de mümkün olmuyor.