Afrika Boynuzu'nda sessiz bölünme: Somaliland senaryosu genişliyor

Afrika Boynuzu

Siyonist rejimin uluslararası hukuku hiçe sayarak Somaliland'ı tanımasının ardından, bazı ülkelerin de bu tartışmalı adımı izleyebileceği konuşuluyor. Sürecin, jeopolitik çıkarlar ve askeri hesaplar doğrultusunda şekillendiği değerlendiriliyor.

Siyonist rejimin, Somali'den tek taraflı olarak ayrıldığını ilan eden Somaliland'ı "bağımsız ve egemen devlet" olarak tanıması, Afrika Boynuzu'nda yeni bir gerilim hattı oluşturdu. Reuters'ın, Somalilandlı bir yetkili ve bölgedeki bir diplomata dayandırdığı haberine göre, bazı ülkeler de Tel Aviv'in bu adımını örnek alarak Somaliland'ı tanımaya hazırlanıyor.

Haberde, özellikle ABD'de bu yönde artan siyasi çıkışlara dikkat çekildi. Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz, Somaliland'ın tanınmasının "ABD'nin güvenlik çıkarlarıyla örtüştüğünü" savunarak, bölgeyi ticaret yolları ve "terörle mücadele" açısından stratejik bir ortak olarak nitelendirdi. Bu yaklaşım, Washington'un Afrika Boynuzu'nu güvenlik ve askeri öncelikler üzerinden okuduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Dikkat çeken bir diğer aktör ise denize çıkışı olmayan Etiyopya. Addis Ababa, 2024'te Somaliland'la, Berbera Limanı çevresinde bir bölgenin kiralanmasını öngören bir mutabakat zaptı imzalamış, karşılığında da ayrılıkçı yönetimi tanıyabileceğinin sinyalini vermişti. Bu adım Somali'nin sert tepkisine yol açarken, Mogadişu yönetimini Mısır ve Eritre'ye daha da yakınlaştırdı. Aralık 2024'te Etiyopya ile Somali arasında "sorunun çözümü" için uzlaşı mesajları verilse de Reuters'a göre Addis Ababa'nın tanıma seçeneğini hâlâ masada tuttuğu konuşuluyor.

Hindistan cephesinde ise resmî bir yalanlama var. Yeni Delhi, Somaliland'ı tanımaya hazırlandığı iddialarını reddetti. Buna rağmen bazı analistler, Çin'in Cibuti başta olmak üzere Afrika Boynuzu'ndaki artan ekonomik ve askeri nüfuzuna karşı Hindistan'ın ilerleyen dönemde böyle bir adım atabileceğini öne sürüyor.

Birleşik Arap Emirlikleri'nin rolü de dikkat çekiyor. Siyonist rejimle 2020'de ABD arabuluculuğunda imzalanan İbrahim Anlaşmaları'nın ardından bölgedeki etkinliğini artıran Abu Dabi, Berbera Limanı'nı Dubai merkezli DP World aracılığıyla işletiyor. Limanla birlikte havalimanı ve serbest ticaret bölgesinin de BAE kontrolünde olması, Somaliland üzerindeki ekonomik nüfuzun derinliğini gösteriyor.

Analistler, Somaliland'ın Hint Okyanusu ile Kızıldeniz'in kesişim noktasındaki konumunun, işgalci rejimin bu tanıma kararında belirleyici olduğuna işaret ediyor. Özellikle Gazze'deki soykırım sürecinde, siyonist rejimle bağlantılı gemilerin Yemen'de Ensarullah'ın operasyonlarına maruz kalması, Tel Aviv'i yeni askeri ve lojistik seçenekler aramaya itti. İşgal basınında yer alan iddialara göre siyonist rejim Somaliland'da askeri tesisler kurmak ve belirli bölgeleri savunma amaçlı kullanmak istiyor.

Bu gelişmeler Arap dünyasında da ciddi endişeye neden oldu. Arap Birliği'nde yapılan acil toplantının ardından yayımlanan bildiride, "israilin sözde Somaliland'ı tanımasının, Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi ve Somali'nin kuzeyindeki limanların askeri amaçlarla kullanılması planlarına hizmet ettiği" vurgulandı. Somaliland yönetimi ise siyonist rejime askeri üs tahsis edileceği ve Gazze'den Filistinlilerin bölgeye yerleştirileceği iddialarını reddetti.

Reuters'ın aktardığı tablo, siyonist rejimin attığı bu adımın tekil bir karar olmadığını, Afrika Boynuzu'nda yeni bir jeopolitik kırılmanın habercisi olabileceğini gösteriyor. Tartışmalar sürerken, Somaliland'ın tanınması meselesi bölgesel istikrarı daha da kırılgan hale getirme potansiyeli taşıyor. (İLKHA)



Yorumlar (0)

GÜNDEM

Haberi Sesli Oku