Washington ile Caracas arasındaki gerilim, askeri iddiaların yanı sıra siyasi ve diplomatik hamlelerle yeni bir boyuta taşındı. Venezuela’da patlama ve uçak sesleriyle başlayan kriz, ABD’den gelen sert açıklamalar ve Maduro’ya yönelik ağır suçlamalarla daha da derinleşti.
Venezuela’da kriz, 3 Ocak’ta başkent Caracas’ta yerel saatle 02.00 sıralarında duyulan patlama ve uçak sesleriyle başladı. Olayın hemen ardından Venezuela yönetimi, ABD’yi ülkenin farklı bölgelerinde sivil ve askeri tesislere saldırı düzenlemekle suçladı. Caracas yönetimi, yaşananların münferit değil, planlı ve koordineli bir operasyon olduğunu öne sürdü.
Venezuela Savunma yetkilileri, hava sahasında tespit edilen hareketlilik ve eş zamanlı patlamaların, ülkenin egemenliğini hedef alan bir girişim olduğunu savunurken, halk arasında da büyük tedirginlik yaşandı. Başkentte güvenlik önlemleri artırıldı, bazı bölgelerde ulaşım geçici olarak durduruldu.
ABD Başkanı Donald Trump ise Venezuela yönetiminin iddialarını dolaylı biçimde doğrular nitelikte açıklamalar yaptı. Trump, Maduro yönetimine karşı “büyük çaplı bir saldırı” gerçekleştirildiğini ve bu operasyonun başarıyla tamamlandığını ifade etti. Açıklamalar, Washington’un süreci yalnızca savunma refleksi olarak değil, doğrudan bir güç gösterisi olarak ele aldığını ortaya koydu.
Bu sözler, iki ülke arasındaki gerilimin sadece askeri değil, siyasi ve diplomatik düzeyde de hızla tırmandığını gözler önüne serdi. Uzmanlar, bu açıklamaların Latin Amerika’daki dengeleri sarsabilecek nitelikte olduğuna dikkat çekiyor.
Gerginliğin en dikkat çekici adımlarından biri ise ABD Adalet Bakanlığı’ndan geldi. Adalet Bakanı Pam Bondi, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores hakkında ABD’de resmi suç duyurusunda bulunulduğunu açıkladı.
Maduro’ya yöneltilen suçlamalar arasında;
Uyuşturucu terörizmi,
Kokain kaçakçılığı,
ABD’ye karşı makineli tüfek ve yıkıcı cihazlara sahip olma
gibi son derece ağır başlıklar yer aldı.
Washington yönetimi, bu suçlamaların uzun süredir devam eden soruşturmaların sonucu olduğunu savunurken, Caracas cephesi ise iddiaları “siyasi kumpas” ve “rejim değişikliği girişimi” olarak nitelendirdi.
Yaşanan gelişmeler, yalnızca ABD ve Venezuela’yı değil, uluslararası toplumu da yakından ilgilendiriyor. Bölge ülkeleri ve küresel aktörler, krizin sıcak bir çatışmaya dönüşme ihtimalinden endişe duyuyor. Diplomatik kaynaklar, önümüzdeki günlerde Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası platformlarda konunun gündeme taşınabileceğini belirtiyor.
Analistlere göre Washington’un sert söylemi ve hukuki hamleleri, Venezuela üzerindeki baskıyı artırmayı hedeflerken, Caracas yönetimi ise iç kamuoyunu konsolide etmeye çalışıyor. Gelinen noktada, ABD–Venezuela hattındaki gerilimin kısa vadede düşmesi zor görünüyor.