17249,58%-0,47
43,73% 0,06
51,84% 0,00
6880,45% -1,92
11540,33% -0,93
ABD ile İran arasında uzun süredir devam eden gerilimde dikkat çeken bir diplomatik adım atıldı. İsviçre’nin diplomasi merkezi olarak bilinen Cenevre kentinde gerçekleştirilen ikinci tur temaslar, tarafların “prensipte ortak zemine yaklaştığı” mesajıyla sona erdi. Süreç, bölgesel dengeler ve küresel enerji piyasaları açısından da yakından takip ediliyor.
İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi başkanlık ederken, ABD tarafını eski ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff temsil etti. Görüşmelerin koordinasyonu ise Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi tarafından yürütüldü.
İran Dışişleri Bakanı Erakçi, temasların önceki görüşmelere kıyasla daha verimli geçtiğini açıkladı. Tarafların temel prensiplerde ortak anlayış geliştirdiğini belirten Erakçi, bundan sonraki aşamada teknik düzeyde belge taslaklarının hazırlanacağını ifade etti.
“Prensipte uzlaşı sağlandı ancak nihai anlaşma için ayrıntılı çalışmalar gerekiyor” mesajı, sürecin henüz tamamlanmadığını ortaya koydu.
Diplomatik kaynaklara göre görüşmelerde öne çıkan başlıklar şunlar oldu:
Yaptırımların kademeli olarak ele alınması
Nükleer faaliyetlerin denetim mekanizmaları
Bölgesel güvenlik başlıkları
Karşılıklı güven artırıcı adımlar
Uzmanlar, tarafların doğrudan ve teknik içerikli müzakerelere geçmesinin, gerilimin kontrollü şekilde azaltılması açısından önemli bir eşik olduğunu belirtiyor.
Her ne kadar prensipte ilerleme sağlandığı belirtilse de kapsamlı bir anlaşmanın kısa sürede tamamlanması beklenmiyor. Teknik detayların karmaşıklığı ve siyasi onay mekanizmalarının hassasiyeti, sürecin zamana yayılabileceğine işaret ediyor.
Özellikle yaptırımların kaldırılması ve İran’ın nükleer faaliyetlerine ilişkin uluslararası denetim koşulları, müzakerelerin en kritik başlıkları arasında yer alıyor. Bu noktada tarafların iç kamuoyuna vereceği mesajlar ve siyasi dengeler de belirleyici olacak.
ABD–İran hattında atılan bu adım, sadece iki ülkeyi değil; Orta Doğu’daki güç dengelerini, enerji piyasalarını ve küresel diplomatik ilişkileri de doğrudan etkileyebilecek potansiyele sahip. Petrol fiyatlarından bölgesel güvenlik mimarisine kadar geniş bir alan bu sürecin sonuçlarına bağlı olarak şekillenebilir.
Sonuç olarak Cenevre’deki temaslar, nihai bir barış ya da kapsamlı anlaşma anlamına gelmese de diplomasi kapısının açık tutulduğunu gösteriyor. Önümüzdeki haftalarda teknik heyetlerin hazırlayacağı taslak metinler, sürecin yönünü belirleyecek en kritik unsur olacak.