15618,02%0,48
43,28% 0,06
50,84% 0,86
6582,37% 1,34
10624,85% 0,96
Her yıl Recep ayının son haftasına denk gelen Dünya Kudüs Haftası'nın altıncısı bu yıl 13–19 Ocak 2026 tarihleri arasında düzenlendi.
Dünya Kudüs Haftası Yüksek Komitesinden yapılan açıklamaya göre bu yılki etkinlikler, Gazze ve Sudan’da yaşanan olaylar ve katliamlarla şekillenen istisnai bir bağlamda gerçekleşti. Bu süreçte siyonist oluşumun, suç ve saldırı üzerine kurulu sömürgeci-yerleşimci bir proje olduğu gerçeği tüm çıplaklığıyla ortaya çıkarıldı; Gazze, Batı Şeria ve Kudüs’te süregelen suçların boyutu, taşıdığı şer‘î, fikrî ve siyasî anlamlarıyla birlikte daha net bir şekilde görüldü.
Yirmiden fazla ülkede eş zamanlı olarak düzenlendi
Bu çerçevede 6. Dünya Kudüs Haftası, yirmiden fazla ülkede eş zamanlı olarak düzenlenen uluslararası bir basın toplantısıyla başladı; çok sayıda âlim, ilmî ve davet kurumları, sivil yapılar, kanaat önderleri ve etkili şahsiyetlerin geniş katılımına sahne oldu. Bu durum, temel ilkelerde birlik, araçlarda çeşitlilik, meseleye dair şuurun genişlemesi ve Kudüs’ün ümmet vicdanındaki merkezi konumunun kökleştiğini açıkça gösterdi. Hafta boyunca Kudüs'ün, ümmet için birleştirici bir dava; doğru anlayışın, sağlam duruşun, bilinçli eylemin ve sahih aidiyetin ölçüsü olarak yeniden vurgulandı.
Ayrıca ümmet âlimlerinin önde gelen isimlerinin katılımıyla ilk Kudüs ilimleri ve marifetleri kültür forumu düzenlendi; şiir ve ezgi buluşmalarıyla, sözün ve sanatın kolektif bilinci şekillendirmedeki rolü belirtildi.
Hafta boyunca kadın buluşmaları, yürüyüşler gerçekleştirildi
Hafta boyunca kadın buluşmaları da gerçekleştirildi; şuur mücadelesinde, sabrın inşasında ve aile ile toplumda kalıcı etki oluşturmada kadının ilmî ve bireysel rolü vurgulandı. Kadının yükümlülükte ortak, direniş ve özgürlük projesinde asli bir unsur olduğu açıkça ifade edildi.
Birçok başkent ve şehirde düzenlenen geniş katılımlı yürüyüşler, halkların Siyonist saldırıya karşı net tutumunu ortaya koydu; Kudüs ve Gazze ile olan bağın canlılığını ve normalleştirme, unutturma ve yeniden tanımlama çabalarını aşan köklü bir bilinç taşıdığını gösterdi.
Haftanın sonunda başlatılan “Gazze’nin Nabzı” kampanyasıyla, söylem düzeyinden eylem düzeyine, ifade alanından girişim sahasına bir geçiş sağlandı. Bu adım, Dünya Kudüs Haftası’nın yalnızca farkındalık değil, projeleri harekete geçiren ve teorik duruşu pratik sorumlulukla buluşturan bir çerçeve olduğunu açıkça ortaya koydu.
Sonuç bildirgesi açıklandı
Komite, bu faaliyetlerin tamamı doğrultusunda sonuç bildirgesinde şu temel hususlar vurguladı:
"Birincisi: Dünya Kudüs Haftası’yla; Kudüs ve Gazze’yi yıl boyunca ilmî, davet, eğitim ve medya çalışmalarının merkezinde tutmayı hedefleyen kalıcı bir fikrî, davetçi ve kurumsal sürecin temel taşı olarak kökleştirilmesi hedeflendi. Geçici ve dönemsel farkındalığın kalıcı bir bilince dönüştürülmesi, konunun bireysel ve toplumsal vicdanın sürekli bir parçası hâline getirilmesi amaçlandı.
İkincisi: Âlimler, kurumlar, kuruluşlar ve halklar arasında; herkesin kendi konumu ve uzmanlığı çerçevesinde, öncelikleri belirleyen, hedefleri birleştiren ve araç çeşitliliğine rağmen temel söylem birliğini koruyan bütüncül bir vizyonla entegrasyon ve koordinasyonun güçlendirilmesi gerekir.
Üçüncüsü: Gazze’nin bu aşamada ümmetin bilincini, bağlılığının samimiyetini, fedakârlık kapasitesini ve ilan edilen tutumları somut etkiye dönüştürme gücünü sınayan açık bir imtihan alanı olduğu vurgulandı.
Dördüncüsü: Dünya Kudüs Haftası çıktılarının; açık çerçevelere, ölçülebilir hedeflere ve izleme-değerlendirme mekanizmalarına sahip, kalıcı kurumsal projelere dönüştürülmesi; bu projelerin Gazze ve Kudüs halkına destek olması, direniş unsurlarını güçlendirmesi ve özgürlük mücadelesine kısa ve uzun vadede katkı sunması hedeflendi.
Beşincisi: Kudüs ve Filistin meselesinin ele alınmasında ilmî ve fıkhî boyutun güçlendirilmesi; kavramların düzeltilmesi, olayların şer‘î yöntemle okunması, gerçekliğin nassla ve tarihin sünnetullah ile ilişkilendirilmesi suretiyle kamu bilincinin tahriften korunması vurgulandı.
Altıncısı: Âlimler, hatipler ve davetçilerin; büyük dönüşüm anlarında toplumu yönlendiren ilmî ve ahlâkî bir referans olarak rollerinin etkinleştirilmesi gerektiği kaydedildi.
Yedincisi: Mali cihad ve düzenli insani yardım yollarının, bilinçli ve kurumsal bir vizyonla desteklenmesi; infakın direnişi güçlendiren, inşa eden ve yüksek şer‘î maksatlara hizmet eden kolektif bir sorumluluk olarak ele alınmasının önemine dikkat çekildi.
Sekizincisi: Kudüs ve Filistin davasının; doğru duruşun ve bilinçli eylemin kapsayıcı ölçütü olduğu, bu davayla ilgilenmenin ümmetin pusulasını korumak, kimliğini muhafaza etmek ve geleceğini güvence altına almak anlamına geldiği vurgulandı."
Komite, açıklamanın sonunda şu temennilerde bulundu:
"Allah’tan, Gazze’deki kardeşlerimizin kalplerine sebat vermesini, sabır ve direnişlerini artırmasını, yaralarını sarmasını, şehitlerini kabul etmesini, yaralılarına şifa vermesini ve esirlerini özgür kılmasını diliyoruz. Onların fedakârlıklarının ümmet için bir uyanış vesilesi olmasını niyaz ediyoruz. Şüphesiz O, dualara icabet etmeye en layık olandır." (İLKHA)