16969,19%-0,28
43,86% 0,05
51,67% -0,09
7225,71% -2,08
11832,60% -0,40
Yüzlerce sayfadan oluşan teknik dokümanlarda; iç mekân peyzaj çizimleri, tarım modüllerine ilişkin kütle hesapları, yapay yerçekimi için dönüş hesaplamaları ve 400 yıllık kapalı yaşam sürecinde toplumsal çöküşü önlemeye yönelik yönetim modelleri yer alıyor.
58 kilometrelik döner yapı
Chrysalis tasarımında en belirleyici unsur yapay yerçekimi oldu. ABC Science tarafından yayımlanan analizlere göre insanlar dakikada iki dönüşü aşan hızlarda yön kaybı yaşayabiliyor. Bu nedenle düşük dönüş hızında yeterli yerçekimi üretmek için devasa bir yapı gerekiyor.
Chrysalis ekibi, ters yönlerde dönen iç içe silindirlerden oluşan 58 kilometrelik bir yapı öngördü. En dış katman, Dünya yerçekiminin yüzde 90’ına eşdeğer merkezkaç kuvveti üretiyor. İç katmanlar ise ters yönde dönerek yapısal titreşimleri azaltmayı hedefliyor.
Habitat modülü geminin ön kısmında konumlandırıldı ve yıldızlararası enkaz çarpışma riskini azaltmak için konik biçimde tasarlandı.
Lagrange noktalarında inşa planı
Bu ölçekte bir yapının Dünya yörüngesinde inşa edilmesi mevcut teknolojiyle mümkün değil. Tasarım, montajın Lagrange noktalarından birinde yapılmasını öngörüyor. NASA bu noktaları, uzay araçlarının minimum yakıtla konumunu koruyabildiği yerçekimsel olarak dengeli bölgeler olarak tanımlıyor. Bu alanlar, büyük ölçekli uzay inşaatları için enerji tasarrufu avantajı sağlıyor.
Füzyon enerjisi varsayımı
Chrysalis tasarımı, itki gücü ve enerji üretimi için helyum-3 ve döteryum yakıtlı “Direct Fusion Drive” sistemine dayanıyor. Planlamaya göre gemi bir yıl hızlanacak, 400 yıl sabit hızla ilerleyecek ve son bir yıl yavaşlayacak.
Ancak 2026 itibarıyla uzay aracı itişine uygun çalışan bir füzyon reaktörü bulunmuyor. Mevcut devlet araştırma planları onlarca yıl sonrasını işaret ederken, uzay ortamında çalışabilecek radyatörler, yüzyıllarca dayanacak koruma sistemleri ve güvenli bakım erişimi gibi konular belirsizliğini koruyor.
Radyasyon ve koruma sorunu
Derin uzayda galaktik kozmik ışınlar ve güneş parçacık fırtınaları ciddi risk oluşturuyor. Yüzlerce yıl boyunca yeterli radyasyon koruması sağlayacak malzeme kalınlığı mevcut fırlatma sistemlerinin kapasitesini aşıyor. Chrysalis dokümanları, yapısal korumanın henüz geliştirilmemiş malzemelere dayandığını açıkça belirtiyor.
Kapalı ekosistem denklemi
Uluslararası Uzay İstasyonu’nda su geri dönüşüm verimliliği yüzde 98 seviyesine ulaşmış durumda. Ancak Dünya’daki kapalı ekosistem deneyleri, özellikle 1990’lardaki Biosphere 2 projesi, dış müdahale olmadan atmosfer dengesini korumanın son derece zor olduğunu göstermişti.
International Space Station’da yürütülen deneyler sınırlı bitki üretimi ve geri dönüşüm sağlasa da 400 yıl boyunca tamamen kapalı bir biyolojik döngü hiçbir zaman test edilmedi.
Chrysalis tasarımı, dış tedarik olmaksızın 400 yıl çalışacak tam entegre biyolojik döngüler varsayımına dayanıyor.
16 nesillik toplumsal model
Proje yalnızca fiziksel hayatta kalmayı değil, sosyal istikrarı da ele alıyor. Mürettebat seçimi, Antarktika’daki kışlama istasyonlarının deneyimlerine dayandırıldı. Uzun süreli izolasyonun psikolojik etkileri dikkate alınarak adayların aşırı koşullarda test edilmesi planlanıyor.
Tasarıma göre çocuk yetiştirme bireysel çekirdek aile modeli yerine topluluk temelli olacak. Nüfus kontrolü gönüllü doğum aralığı sistemiyle sağlanacak. Teknik ve kültürel bilginin korunması için nesiller arası aktarım sistemleri kurulacak. Yönetim modeli ise yapay zekâ destekli karar alma mekanizmasına dayanacak.
Ancak bu alanda ampirik veri bulunmuyor. Denizaltı mürettebatları görev değiştiriyor, Antarktika istasyonları aylarca kapalı kalıyor, en uzun uzay görevleri ise aylarla sınırlı. 400 yıllık kesintisiz kapalı yaşam senaryosu bilimsel olarak hâlâ araştırma gerektiren bir alan olarak değerlendiriliyor. (İLKHA)