10 Ocak: Kutlama Değil, Gazetecilerin Hak ve Dayanışma Günüdür
Gazetecilerin çalışma haklarının yasal güvence altına alındığı 10 Ocak 1961’in 65. yıl dönümünde, gazeteciler bayram sevinci yerine hak mücadelesi vermeye devam ediyor.
Nazilli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ümit Özmen, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, gazeteciliğin bugün tarihinin en ağır kuşatmalarından birini yaşadığını vurgulayarak, “Aradan geçen 65 yıla rağmen bugün hâlâ bir bayramdan değil, bir Hak Arama ve Dayanışma Günü’nden söz edebiliyorsak, ortada ciddi bir sorun var demektir” ifadelerini kullandı.
Gazeteciliğin yalnızca ekonomik kriz ve artan maliyetlerle değil; mesleki itibarsızlaştırma, güvencesizlik ve dijital kaosla da mücadele ettiğini belirten Özmen, internet medyasına yönelik yasal düzenlemelerin sorunları çözmekten uzak kaldığını dile getirdi.
“Nitelik Değil, Nicelik Dayatılıyor”
Resmî ilan ve destek sistemlerinde uygulanan ölçütlerin gazeteciliğin ruhuna aykırı olduğunu ifade eden Özmen, “Haberin doğruluğu, kamu yararı ve içeriği yerine; tıklanma sayısı, sayfada kalma süresi gibi teknik veriler esas alınıyor. Bu anlayış, dürüst gazeteciyi değil; sansasyonu, kopyala-yapıştır haberciliği ve algoritmayı besleyen yapıları ödüllendiriyor” dedi.
Gazeteciliğin bir “tık avcılığı” mesleği olmadığını vurgulayan Özmen, “Gazetecilik Google algoritmalarına kurban edilecek bir mühendislik işi değildir. Gazetecilik, hakikatin peşinden gitmektir” diye konuştu.
“Gazetecilik Yolgeçen Hanına Döndü”
Türkiye’de gazeteciliği tanımlayan bütüncül bir meslek yasasının bulunmamasını en büyük eksiklik olarak değerlendiren Özmen, “Doktorun, avukatın, mühendisin bir meslek tanımı ve yetkinlik belgesi varken; gazetecilik, eline telefon alan herkesin ‘ben gazeteciyim’ diyebildiği bir alan haline geldi” ifadelerini kullandı.
Yerel Basın Demokrasinin Kılcal Damarıdır
Açıklamasında yerel basının önemine de dikkat çeken Özmen, yerel gazete ve haber sitelerinin yalnızca ticari işletmeler olmadığını belirterek, “Yerel basın; bu şehrin hafızasıdır, sokağın sesidir, haksızlığa uğrayanın ilk başvurduğu kapıdır. Yerel basın susarsa şehir karanlıkta kalır, demokrasinin nefesi kesilir” dedi.
Vatandaşlara da çağrıda bulunan Özmen, yerel basına sahip çıkmanın kendi sesine sahip çıkmak anlamına geldiğini vurgulayarak; abonelik, haber paylaşımı ve reklam desteğinin bir kentin kültürüne yapılan yatırım olduğunu söyledi.
“Kalemimizi Satmadan Buradayız”
Basılı medyada artan kâğıt maliyetlerine, dijital mecralarda algoritma baskısına, radyo ve televizyonların yüksek enerji ve yayın giderlerine rağmen gazetecilerin meslek onurundan vazgeçmeyeceğini belirten Özmen, “Bizler; kalemini satmayan, doğru bildiğinden şaşmayan, kamu yararını tık sayısına değişmeyen gazeteciler olarak buradayız ve burada olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Özmen açıklamasını, “10 Ocak bizim için bir kutlama değil; daha özgür, daha itibarlı bir gelecek için sözleşme tazeleme günüdür. Mücadelemiz kutlu, dayanışmamız daim olsun” sözleriyle tamamladı.