Bir klavye yalnızca plastik tuşlardan ibaret değildir. O, bir dilin ritmini; bir toplumun düşünme hızını; hatta kültürel yönelimini belirleyen sessiz bir araçtır. Yıllardır “F mi, Q mu?” tartışması yapıyoruz. Oysa mesele bir harf tercihi değil; bilinçli tercih üretme meselesidir.
Türkiye’de geliştirilen F klavye, Türkçenin harf sıklığına göre bilimsel çalışmalarla hazırlanmış bir düzendir. Daktilo döneminde Türklerin dünya hızlı yazı şampiyonalarında elde ettiği başarıların arkasında bu tasarım vardı. Çünkü parmaklar, dilin doğasına uygun bir düzenle hareket ediyordu.
Buna karşılık Q klavye, 19. yüzyılda daktilo tuşlarının sıkışmasını önlemek amacıyla oluşturulmuş bir sistemdir. Yani hız için değil, mekanik zorunluluk için tasarlanmıştır. Bugün küresel standart hâline gelmiş olması, onu her dil için ideal yapmaz. Ancak burada önemli bir noktayı da teslim etmek gerekir: Q klavye dünya ile entegrasyonun bir parçası hâline gelmiştir. Yazılım ekosistemi, donanım üretimi ve uluslararası iletişim büyük ölçüde bu düzen üzerinden ilerlemektedir.
İşte tam burada sağduyulu bir yaklaşım gerekir.
Ne hamasi bir yasakçılık ne de bilinçsiz bir teslimiyet…
Gençlere Düşen Sorumluluk
Sevgili gençler, mesele hangi klavyeyi kullandığınızdan önce, neden kullandığınızdır.
Hiç F klavyeyi denediniz mi? Türkçenin yapısını incelediniz mi? Yoksa “herkes böyle yapıyor” diyerek mi seçim yaptınız?
Teknolojiyi tüketen değil, sorgulayan nesil olmak zorundayız. Birden fazla klavye düzenine hâkim olmak sizi geri götürmez; aksine zihinsel esneklik kazandırır. Bilinçli tercih, çağdaşlığın temelidir.
Devlet ve Eğitim Kurumlarına Çağrı
Devletin görevi dayatma yapmak değil, seçenek sunmaktır. Okullarda hem F hem Q öğretilmeli; öğrenciler alternatifleri bilerek büyümelidir. Resmi yazışmalarda F klavye teşvik edilebilir, ancak bu pedagojik ve teknik altyapı hazırlanarak yapılmalıdır.
Asıl vizyon ise daha büyüktür.
Yeni Hedef: Türk Dünyası Klavyesi
Bugün Türkiye Türkçesi için F klavye varsa, yarın neden Türk dünyası için ortak bir klavye olmasın?
Azerbaycan’dan Kazakistan’a, Kırgızistan’dan Özbekistan’a kadar Latin alfabesine geçen veya geçiş sürecinde olan Türk devletleri bulunmaktadır. Harflerin büyük bölümü ortaktır; farklılıklar ise teknik düzenlemelerle çözülebilecek düzeydedir.
“Türk Dünyası Klavyesi” fikri, F klavyeyi temel alarak diğer Türk lehçelerindeki özel karakterleri de kapsayan genişletilmiş bir düzen anlamına gelir. Bu, yalnızca teknik bir tasarım değil; dijital çağda kültürel entegrasyonun somut adımıdır.
Özel Sektöre Uyarı
Teknoloji firmaları “talep yok” diyerek kenara çekilmemelidir. Talep çoğu zaman sunulan seçenekle oluşur. Donanım üreticileri ve yazılım geliştiriciler, genişletilmiş Türk klavye standartlarını desteklerse kullanım da yaygınlaşacaktır.
Bugün küçük gibi görünen klavye meselesi, aslında bir zihniyet meselesidir.
Küresel olmak için başkasına benzemek zorunda değiliz.
Yerel olanı geliştirerek de dünyaya açılabiliriz.
F klavye bir başlangıçtır.
Ama hedef daha büyüktür:
Ortak alfabe, ortak dijital standart, ortak gelecek.
Çünkü bazen bir medeniyetin yönü, bastığı tuşta saklıdır.