Tarih: 26.01.2026 23:02

“Türk Sivil Toplumunda Koordinasyon Sorunu ve Birlik İhtiyacı”

Facebook Twitter Linked-in

Toplum olarak en büyük eksiğimiz, gerçek anlamda birliğimizi tesis edememiş olmamızdır. Söylem düzeyinde vatanseverlik ve bayrak sevgisi sıkça dile getirilse de, bu değerlerin sahadaki karşılığı ne yazık ki yeterince güçlü değildir. Oysa bayrak, herkesin saygı duyduğu bir mabettir; ancak onun altında aynı acıyı ve aynı sevinci paylaşabilen bir halk varsa anlam kazanır.
Bugün Türk toplumu; din, siyasi görüş, spor takımı ve benzeri birçok unsur üzerinden parçalanmış durumdadır. Bu tablo, birlik idealiyle açıkça çelişmektedir. Birlikten söz ederken fiiliyatta bir araya gelememek, üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gereken vahim bir çelişkidir.
Aynı gün ve aynı amaçla onlarca etkinlik, yürüyüş ya da kutlama düzenlenmektedir. Nevruz gibi ortak bir milli ve kültürel değerin bile onlarca farklı mekânda, birbirinden kopuk şekilde icra edilmesi şu soruyu doğurmaktadır: Bu kadar parçalı bir yapı içinde hangisine yetişilebilir, hangisi gerçek anlamda temsil gücü taşır? Bir yürüyüşte bir grup sağa, diğeri sola ilerliyorsa, bunun adına birlik demek mümkün değildir.
Sivil toplum kuruluşları, kuruluş amaçları gereği toplumun birleştirici gücü olmalıdır. Ancak gelinen noktada bazı STK'ların, federasyonların ve konfederasyonların bu misyondan uzaklaştığı; hatta farkında olarak ya da olmayarak ayrışmayı derinleştirdiği görülmektedir. Gizli yürütülen projeler, kurumsal rekabet, emek ve fikirlerin sahiplenilmesi gibi etik dışı tutumlar, toplumsal güveni zedelemektedir.
Salt kâğıt üzerinde görünen üye sayılarıyla güçlü sivil toplum inşa edilemez. Bir derneğe yeni bir üye kazandırılırken, kısa süre sonra aynı kişinin başka bir dernek kurması; niceliğin nitelik yerine ikame edildiğini göstermektedir. "Çok olsun" anlayışı, her zaman sağlıklı çoğulculuk anlamına gelmez. Kontrolsüz çoğalma, çoğu zaman bilinçli ya da bilinçsiz bir parçalanma sürecine hizmet etmektedir. Sonuçta geriye, tabelası olan ama içinde insan kalmayan yapılar kalmaktadır.
Bu nedenle STK'ların, federasyonların ve konfederasyonların; şeffaflık, koordinasyon ve ortak akıl çerçevesinde ciddi bir denetim ve yönlendirme mekanizması içinde faaliyet göstermesi artık bir zorunluluktur. Milli ve kültürel meselelerde dağınık değil, ortak takvim ve ortak irade ile hareket edilmelidir.
Bu çağrı, kişisel bir beklentinin değil; vatan sevgisinin ve toplumsal sorumluluğun ifadesidir. Kişilerin sevilip sevilmemesi önemli değildir. Önemli olan, vatanın sevilmesi ve vatan adına yapılacak işlerin ancak birlik içinde anlam kazanacağı gerçeğinin idrak edilmesidir. Parça parça yapılan her iş, niyet ne kadar iyi olursa olsun, gücü zayıflatır.
Türk milleti, tarih boyunca birliğini koruduğu ölçüde güçlü olmuştur. Bugün de ihtiyaç duyulan şey; daha fazla tabela değil, daha fazla samimiyet, ortak akıl ve birlik iradesidir.
Bu bir çağrıdır:
Türklüğün ortak değerleri etrafında, kişisel hesapları ve dar aidiyetleri geride bırakarak bir araya gelme çağrısıdır.
Harı Bülbül Azerbaycan Medeniyet Derneği
Kurucu Başkan
Kemale Kemal Cabbarova.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —