Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), mart ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısının ardından merakla beklenen faiz kararını açıkladı. Banka, politika faizini piyasa beklentilerine paralel şekilde yüzde 37 seviyesinde sabit tuttu. Böylece son dönemde uygulanan sıkı para politikası çizgisi korunmuş oldu.
Piyasalar açısından sürpriz olmayan karara ilişkin yapılan değerlendirmelerde, özellikle küresel jeopolitik gelişmeler ve cari açık verilerinin para politikası üzerinde etkili olduğu vurgulanıyor.
Ekonomistlerin Beklentisi de Aynı Yöndeydi
Faiz kararına ilişkin beklentiler büyük ölçüde aynı yöndeydi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın düzenlediği ankete katılan 38 ekonomistin 37'si, politika faizinin sabit bırakılacağını öngörüyordu.
Uluslararası haber ajansı Reuters'ın gerçekleştirdiği ankette ise katılan 10 ekonomistin tamamı, TCMB'nin faiz oranında değişikliğe gitmeyeceğini tahmin etmişti. Bu nedenle açıklanan karar piyasalar tarafından beklentilere paralel olarak değerlendirildi.
Politika faizi; bankaların mevduat ve kredi faizleri başta olmak üzere borçlanma maliyetlerini doğrudan etkileyen en önemli araçlardan biri olarak kabul ediliyor. Bu nedenle TCMB'nin kararları finans piyasaları tarafından yakından takip ediliyor.
Ocak Ayında Cari Açık 6,8 Milyar Dolar
Öte yandan Merkez Bankası tarafından açıklanan verilere göre 2026 yılı Ocak ayında cari işlemler hesabı 6 milyar 807 milyon dolar açık verdi.
Altın ve enerji kalemleri hariç tutulduğunda ise cari açık 1 milyar 228 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Ekonomistler, özellikle enerji ithalatındaki artışın cari açık üzerinde belirleyici rol oynadığını ifade ediyor.
Cari işlemler dengesi, Türkiye ekonomisinin dış finansman ihtiyacını gösteren en önemli göstergelerden biri olarak kabul ediliyor.
Bakan Şimşek: Artış Yönetilebilir Seviyede
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, cari denge verilerine ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulundu.
Şimşek açıklamasında, Ocak ayı itibarıyla yıllık cari açığın 32,9 milyar dolara ulaştığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Jeopolitik riskler ve yükselen enerji maliyetleri nedeniyle 2026 yılında cari açık, program hedeflerinin üzerinde gerçekleşebilir. Ancak güçlenen makroekonomik yapımız sayesinde bu artış yönetilebilir düzeyde."
Bakan Şimşek ayrıca uygulanan ekonomik program sayesinde dış finansman ihtiyacının ve borçluluk oranlarının azaldığını, ekonominin küresel şoklara karşı daha dayanıklı hale geldiğini vurguladı.
Açıklamada, brüt dış borç stokunun milli gelire oranının 2025 yılında yüzde 32,6'ya gerilediği bilgisi de paylaşıldı.
Jeopolitik Riskler Kararda Etkili Oldu
Ekonomi uzmanlarına göre son dönemde artan jeopolitik gerilimler para politikası kararlarında belirleyici faktörlerden biri oldu.
Özellikle ABD–İsrail ve İran arasında yükselen tansiyon, bunun yanında Hürmüz Boğazı'ndaki petrol trafiğine yönelik riskler, küresel enerji fiyatları üzerinde baskı oluşturuyor.
Enerji fiyatlarındaki yükseliş ihtimali ise hem enflasyon hem de cari açık açısından risk oluşturduğu için faiz indirim beklentilerinin sınırlı kalmasına neden oluyor.
Uzmanlar, önümüzdeki dönemde enflasyon verileri, küresel enerji fiyatları ve jeopolitik gelişmelerin Merkez Bankası'nın para politikası adımlarında belirleyici olmaya devam edeceğini ifade ediyor.