Tarih: 18.01.2026 17:30

STK'lardan "Kudüs ve Gazze" yürüyüşü

Facebook Twitter Linked-in

Peygamber Sevdalıları, Özgür Kudüs Platformu, Filistin Alimler Birliği ve İTTİHADUL ULEMA, Dünya Kudüs Haftası dolayısıyla, "Yakın Bir Umut, Kudüs ve Gazze" temalı kitlesel bir yürüyüş gerçekleştirdi.

Soğuk hava ve kar yağışına rağmen Fatih Camii'nde öğle namazında bir araya gelen STK üye ve gönüllüleri, ellerinde tevhid bayrakları ile Saraçhane Parkı'na kadar sloganlar eşliğinde yürüdü.

HÜDA PAR İstanbul İl Başkanı Mehmet Eşin

"Biz sıcak evlerimize döneceğiz ama Gazzelilerin döneceği bir evleri bile yok"

Burada Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programda konuşan HÜDA PAR İstanbul İl Başkanı Mehmet Eşin, "Bu karda, kışta sıcak evlerimizi, yuvalarımızı terk ederek bu karın altında toplandık. Esasında biraz yaparsak şu anda Gazze'de neler yaşandığını, Gazze'deki kardeşlerimizin Gazze'deki mazlumları nasıl bir durumda olduğunu daha iyi anlarız. Sonuçta burada1-2 saat de kalsak, evimize gidip bizi bekleyen sıcak yiyecek ve içeceklerle içimizi ısıtırız. Ancak maalesef şu anda Gazze'deki kardeşlerimizin gidebilecekleri bir ev, bir sıcak yuva, bir hastane hatta elbiselerini kurutmak, saçlarını kurutmak için dahi imkânları yok. Sürekli gökyüzünde, işgal rejiminin uçakları, dronelerinin kendilerini vurup vurmayacağına bakıp bekliyorlar. Dolayısıyla biz de oradaki kardeşlerimizi unutmamak, onları anlamak adına buraya geldik." dedi.

Gazze'deki zulmün Aksa Tufanı ile başlamadığını hatırlatan Eşin, yaklaşık bir asırdır İslam ümmetinin parçalanmasıyla her tarafta acıların, dramların yaşandığını ancak özelde Filistin'de daha büyük acıların görüldüğünü kaydetti.

Allah'u Teâlâ'nın Peygamber Efendimizi Mescid-i Aksa'da göğe çıkarmasının Müslümanlar için büyük dersler barındırdığını aktaran Eşin, sadece Kudüs haftası, Miraç hadisesinin yıldönümünde değil hiçbir zaman Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın her zaman hatırlanması ve hiçbir zaman gündemden düşürülmemesi gerektiğini ifade etti.

Özgür Kudüs Platformu Bakanı Süleyman Kızılçınar

Peygamberlerin mirası Kudüs işgal altında

STK'lar adına hazırlanan ortak basın açıklamasını okuyan Özgür Kudüs Platformu Başkanı Süleyman Kızılçınar, "Resulullah'ın (Sallalahu Aleyhi Vesellem) yeryüzünde kurulan ikinci mescit diye övdüğü, ümmetin haremi, ilk kıblesi,  Peygamberimizin miraç durağı olan Beytülmakdis, insanlığın düşmanı, Allah'ın lanetlediği siyonistlerin necis ayaklarından temizlenmeyi beklemektedir. Bu akidevi ve tarihi sorumluluktur. Bu nedenle; Bugün burada, sadece bir şehri anmak için değil; ümmetin yaralı vicdanını, insanlığın ortak sorumluluğunu ve İslam'ın bize yüklediği bu mukaddes emaneti hatırlamak için toplanmış bulunuyoruz. Hepinizin bildiği gibi Kudüs sıradan bir şehir değildir. Üç semavi din için kutsal olan bu şehir, aynı zamanda insanlığın ortak mirasıdır. Kudüs'ü konuşmak, aslında insanlığı konuşmaktır. Kudüs; Hazreti İbrahim'den bugüne uzanan bir iman çizgisinin, Hazreti Davud'un, Hazreti Süleyman'ın, Hazreti İsa'nın ve Hazreti Muhammed Mustafa'nın mirasıdır. Kudüs; Müslümanların ilk kıblesidir. Mescid-i Aksa'nın evidir. Çok iyi biliyoruz ki bu kıbleye dokunan el, ümmetin kalbine dokunmuş olur. Bugün kıbleye dokunulmuştur. Ümmetin kalbi kan ağlamaktadır. Bu nedenle Kudüs'ü konuşurken, içinde bulunduğu ağır tabloyu görmezden gelmemiz hiç mümkün değildir. Bugün Kudüs, işgal altındadır. Bu işgal; geçici bir güvenlik uygulaması da değil, sistematik, planlı ve ideolojik bir yayılmacılığın sonucudur." diye konuştu.

"Yaşanan işgal, sistematik terörün belgesidir"

Filistin topraklarında yaşananlar kendiliğinden gelişen acımasız saldırganlıklar olmadığını, siyonist ideolojiyle beslenen işgal rejiminin yıllardır sürdürdüğü yayılmacı anlayışın sonucu olduğunu aktaran Kızılçınar, "Yerleşim adı altında gasp edilen topraklar, gece yarısı basılan evler, zorla göç ettirilen aileler, tutuklanan çocuklar ve kutsal mekânlara yapılan sistematik baskılar… Hiçbiri tesadüf değildir. Tekrar söylüyoruz. Bunlar, siyonist israilin sürdürdüğü işgal politikalarının ve siyonist yayılmacı anlayışın doğrudan sonucudur. Bu bir işgal rejimidir. Ne acıdır ki bu işgal, uluslararası hukuka rağmen sürdürülmektedir. Bugün bu işgal ve zulmü, sadece anlatılanlardan değil sosyal medyadan, ulusal ve yerel gazetelerin manşetlerinden çok net bir şekilde görüyoruz. Bu manşetler ve sergilenen karelerde yıkılmış evler, enkaz başında bekleyen babalar, çocuğunu korumaya çalışan anneler ve korkuyu oyun çağından önce tanıyan çocuklar yer almaktadır. Bu kareler; abartı değil, propaganda ise hiç değildir. Bunlar, yaşanan insanlık dışı zulmün belgelendiği tarihi kayıtlardır. Bunlar, israilin uyguladığı sistematik terörün belgeleridir. Bilinmelidir ki bir çocuğun korku dolu bakışı, hiçbir güvenlik gerekçesiyle açıklanamaz. Bu saldırılar güvenlik kaygısıyla değil bir işgal politikası ürünüdür." şeklinde konuştu.

Gazze dünyanın en büyük açık hava hapishanesinden çıkıp mezbahaneye dönüşmüştür"

Kızılçınar, "Herkesin bildiği gibi yaşananlarda eşit iki taraf yoktur. Burada işgalci vardır, işgal edilen vardır. Burada zalim vardır, mazlum vardır. Burada görünür olan şiddetli bir zulüm vardır. Bu zülüm hiçbir şekilde normalleştirilemez. Özellikle şunu ifade etmek zorundayız. Bugün Kudüs'te yaşanan acının, Gazze’de yaşananlardan bağımsız olmadığını çok iyi biliyoruz. Gazze; uzun süredir açık bir abluka altında, ‘karadan, havadan ve denizden kuşatılmış bir halkın hayatta kalma mücadelesidir. Elektriksiz kalan hastaneler, ilaç bulamayan yaralılar, temiz suya ulaşamayan çocuklar, soğuk kış şartlarıyla mücadele eden halk… Bunlar bir kriz değil bilinçli olarak sürdürülen bir insanlık dışı uygulamanın sonuçlarıdır. Medyada gördüğümüz o kareler, işte bu Gazze gerçeğinden gelmektedir. Enkaz başında bekleyen anneler, kucağında cansız evladını taşıyan babalar, okula değil, ölümle pençeleşen çocuklar… Daha ne diyelim. Gazze, bugün dünyanın en büyük açık hava hapishanesinden çıkmış mezbaheneye dönüşmüştür. Burada cezalandırılanlar, askerler değil, siviller, kadınlar ve çocuklardır. Gazze'de yaşanan her acı, Kudüs'teki her kuşatma halkası aynı zihniyetin ürünüdür. Bu nedenle, Gazze'yi görmeden Kudüs'ü savunmak mümkün değildir." dedi.

"Siyonist yayılmacılık, bölgesel değil, insani bir tehdit haline gelmiştir"

Bugün Gazze'de kuşatma altında inleyen her çocuğun Kudüs'te kuşatılan Mescid-i Aksa ile aynı acıyı yaşadığını hatırlatan Kızılçınar, son olarak şu ifadeleri kullandı:

"Gazze'ye yapılan her bir saldırı, kısıtlama ve engelleme, Kudüs'ü yalnızlaştırma çabasının bir parçasıdır. Kudüs de Gazze de aynı imanın, aynı emanetin ve aynı direnişin adıdır. Siyonist yayılmacılık; sadece bir siyasi tutum değil, başkasının toprağını, kimliğini ve hafızasını silmeyi hedefleyen bir anlayıştır. Bu anlayış; Mescid-i Aksa'yı kuşatır,  Kudüs'ü kimliğinden koparır,  Filistinliyi kendi yurdunda yabancı ilan eder. Maalesef dünya, uzun süredir bu zulmü izlemekle yetinmektedir. Sessizlik, bu yayılmacılığın en büyük destekçisidir. Dünya hepsi biliyor Gazze'de Kudüs'te yaşananlar bir çatışma değildir. Çünkü çatışmada taraflar eşittir. Burada ise işgalci vardır, işgal edilen vardır. Burada, gücü elinde tutan vardır, mazlum olan vardır. Biz mazlumdan yanayız. Ey ümmet! Kudüs meselesi, sadece Filistinlilerin meselesi değildir. Bu, ümmetin izzeti meselesidir. Bugün Kudüs düşerse, yarın başka kutsallarımız düşer. Bugün zulme alışılırsa, yarın adaletin adı bile anılmaz. Ama şunu da unutmayalım! Ümmet olmak için bilinçlenmek, doğru zamanda doğru yerde durabilmek ve mücadeleci bir duruş sergilemek gerekir. Zulüm payidar olmaz. Adalet mutlaka tecelli eder. Buradan açık ve net bir çağrımız vardır. İsrailin işgal politikaları artık görmezden gelinemez. Siyonist yayılmacılık, bölgesel değil, insani bir tehdit haline gelmiştir. Uluslararası hukuk, güçlüler için değil, mazlumlar için vardır. Adalet ertelendikçe zulüm cesaret bulmaktadır. Ey Müslüman devletler! Artık buna bir son verdirin. Eliniz güçlü ama siz zayıf davranıyorsunuz. Bütün bunlara rağmen biz umutsuz değiliz. Çünkü hakikat bize şunu öğretmiştir. Hiçbir zulüm ebedi değildir. Hiçbir işgal sonsuz değildir. Kudüs, nice zalim gördü ama hep ayakta kaldı. Bugün de ayakta kalacaktır. Kudüs özgür olana kadar, Mescid-i Aksa rahat bir nefes alana kadar, Filistinli çocuklar korkuyla değil umutla uyanana kadar bu mesele bizim gündemimizde olmaya devam edecektir." (İLKHA)




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —