Savur'dan gelen bu ses, sıradan bir serzeniş değil. Bu, verilen sözlerin kayda geçtiği, tarihin gün gün belli olduğu bir hatırlatmadır. Eski Nüfus Müdürü Sait Uysal'ın ifadesiyle mesele net:
18.12.2022'de dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Mardin'den Savur'a bir yol yapılacağını söyledi.
19.12.2022'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mardin mitinginde Savurlulara hitaben "İstediğiniz Savur–Mardin yolu yapılacak" dedi.
24.12.2025'te bu yol için ihale yapıldı.
Ve bugün… Yol iptal edildi.
Şimdi soruyor Savurlular:
"Devlet büyüklerinin verdiği sözü kim iptal etti?"
"Bu kararı alan kişi Cumhurbaşkanı'ndan daha mı güçlü?"
Hani bir atasözü vardır: "Söz ağızdan çıkar, kulaktan kulağa yayılır." Burada söz ağızdan çıktı, meydanda söylendi, tutanaklara girdi… Ama yol bir türlü yola çıkamadı.
Savur küçük bir ilçe olabilir ama bu mesele küçük değildir. Çünkü konu asfalt değil, devlet ciddiyetidir. Bir yol yapılmadığında sadece ulaşım aksmaz; güven duygusu da zedelenir.
Savurlular soruyor:
Eğer bu yol yapılmayacaktıysa neden söz verildi?
Eğer yapılacaktıysa neden ihale iptal edildi?
"Ya söz vermeyeceksin, ya da verdiğin sözü tutacaksın." Bu, devlet geleneğinin en sade tarifidir.
Ama gelinen noktada tablo şu:
Söz var, ihale var, ama yol yok.
Bu da ister istemez şu soruyu doğuruyor:
Bu ülkede talimat mı geçerli, imza mı? Yoksa ikisi de bir tuşla silinebiliyor mu?
İhale demek, vatandaş için "iş başlıyor" demektir. Savur'da da öyle oldu. İnsanlar sevindi. "Demek ki yolumuz yapılacak" dedi. Kimisi evinin önünü hayal etti, kimisi çocuğunu daha güvenli yollardan okula göndermeyi…
Sonra bir bakıldı: İhale iptal.
Hani fıkradır ya:
Adam köprü yapacağını söyler, herkes bekler. Köprü yapılmaz. Adam der ki:
"Ben 'yapacağım' dedim, 'yaptım' demedim."
Ama devlet böyle şaka kaldırmaz. Devletin mizahı olmaz, sorumluluğu olur.
Bu haberin en can alıcı noktası şudur:
Eğer Cumhurbaşkanı'nın mitingde verdiği söz, bakanın beyanı ve yapılan ihale bir kalemde silinebiliyorsa, o kalemi tutan elin kim olduğu açıklanmalıdır.
Çünkü mesele Savur yolu olmaktan çıkmıştır.
Mesele, "Bu ülkede verilen sözlerin bağlayıcılığı var mı?" sorusuna dönüşmüştür.
Atasözü boşuna dememiş: "Balık baştan kokar."
Ama burada balık mı kokuyor, yoksa dosya mı kayboldu, onu da bilmek istiyoruz.
Savurlular artık espri yapacak halde değil.
"Belki yol yapılır da biz emekli oluruz" diyenler var.
"Yol değil, masal anlatıldı" diyenler var.
Ama herkesin ortak cümlesi şu:
"Biz söz istedik, mazeret değil."
Çünkü bu ülkenin insanı sabırlıdır ama unutmaz.
Ve bilir ki: "Adalet gecikirse, güven erkenden gider."
Sait Uysal'ın mesajı sadece bir dilekçe değildir. Bu, kamuoyuna yapılmış bir çağrıdır.
İlgililere iletilmesi gereken bir sorudur.
Ve evet, bütün Türkiye'nin bilmesi gereken bir konudur.
Savur soruyor, biz de soruyoruz:
Söz mü güçlü, iptal mi?
Devlet mi konuştu, yoksa dosya mı kazandı?
Cevap verilene kadar bu yol, sadece Savur'un değil, vicdanların da yarasıdır.