Menü Global Bakış
Tarih: 12.03.2026 19:53
Rojava’nın karanlık yüzü ve YPG zulmünün yeni kurbanı Ala Emin!

Rojava’nın karanlık yüzü ve YPG zulmünün yeni kurbanı Ala Emin!

Facebook Twitter Linked-in

13 yıl boyunca İsveç’te yaşayan Alaaddin Emin, evlilik hazırlıkları için Eylül 2025’te Kamışlo’ya döndü. Ancak 20 Ekim 2025’te PYD/YPG'ye bağlı Kamışlo İç Güvenlik Güçleri (Asayiş) tarafından gözaltına alındı. Ailesine 8 Mart 2026’da, yani tam 6 ay sonra, oğullarının öldüğü haberi verildi. Resmî açıklama “kalp krizi” olsa da, aile cenazede özellikle yüz ve kafa bölgesinde ağır darp ve işkence izlerine rastladıklarını bildirdi.

Acılı anne Zeynep Mihemed’in feryadı, aslında bölgedeki tüm Kürtlerin sessiz çığlığını dile getiriyor: “Kürt, Kürdü öldürür mü? Alaaddin’i nasıl öldürdünüz? Onun kanının yerde kalmasını istemiyorum.”

İkinci cinayet: Taziye çadırına saldırı!

Ailenin kurduğu taziye çadırına gece saatlerinde düzenlenen saldırı, olayın vahametini katmerlendirdi. Kimliği belirsiz kişilerce ateşe verilen çadır kullanılamaz hale gelirken, aile saldırıdan “Devrimci Gençlik” isimli yapılanmayı sorumlu tuttu. Bu saldırı, bölgede muhalif seslerin nasıl susturulmaya çalışıldığının açık göstergesi oldu.

Aynı örgüt, farklı ambalaj

Bu noktada, söz konusu zulmün faili olan yapılanmanın kimliğine yakından bakmak gerekiyor. YPG (Halk Koruma Birlikleri), uluslararası alanda PKK’nın Suriye kolu olarak tanınıyor. ABD Özel Kuvvetler Komutanı Orgeneral Raymond Thomas’ın 2017’de itiraf ettiği gibi, Türkiye’nin tepkisini yumuşatmak için YPG’ye “marka değiştirme” tavsiyesinde bulunulmuş ve örgüt kendini “Suriye Demokratik Güçleri” (SDG) olarak yeniden adlandırmıştır.

YPG’nin PKK ile bağı yalnızca ideolojik değil, aynı zamanda örgütsel ve lojistiktir. Türkiye, bu nedenle her iki örgütü de terör örgütü olarak kabul etmekte ve uluslararası topluma da bu yönde çağrı yapmaktadır.

Sözde özgürlük, gerçekte baskı

YPG/PKK, yıllardır Batı kamuoyunda “IŞİD’e karşı savaşan kahraman Kürt güçleri” imajıyla pazarlanmaktadır. Ancak Rûdaw’ın haberleştirdiği bu trajedi, örgütün kendi halkına nasıl davrandığını gözler önüne seriyor.

Örgüt elemanları, İsveç vatandaşı bir Kürt gencin hiçbir gerekçe gösterilmeden aylarca gözaltında tuttu, işkencelerden geçirdi, 6 ay boyunca aileye bilgi vermedi, üstüne taziye çadırını kundakladı.

Örgütün sözde "Rojava İç Güvenlik Güçleri (Asayiş) Genel Komutanlığı", Emin’in ölümüyle ilgili soruşturma komisyonu kurulduğunu iddia etti. Ancak, daha önceki birçok vakada olduğu gibi, bu soruşturmanın da “şeffaf” olmayacağı ve faillerin cezasız kalacağı yönünde ciddi endişeler bulunuyor. Zira örgüt, geçmişte de insan hakları ihlalleriyle ilgili gerçekleri ya yalanlamış ya da üstünü örtmüştür.

Rojava'da Kürt halkına yapılan zulümde  Batılı ülkelerin de payı yadsınamaz. Zira Batılı ülkeler, yıllardır YPG’yi IŞİD’e karşı savaşta en önemli müttefik olarak görüp silahlandırdı. Ancak bu silahların bir kısmının PKK’ya aktarıldığı, bir kısmının da bölgede Kürt halkına baskı aracı olarak kullanıldığı artık gizlenemez bir gerçektir.

Anne Zeynep Mihemed’in Rudaw'a yaptığı açıklamada “Kürt Kürdü öldürür mü?” sorusu, aslında tüm Kürt halkı adına sorulmuş bir vicdan sorgulamasıdır. YPG/PKK, Kürt halkının haklarını istismar ederek, bölgede kendi totaliter yapısını kurmuş ve muhalif her sesi acımasızca susturmuştur. Bu trajedi, bir kez daha göstermiştir ki, YPG’nin sözde “özgürlük mücadelesi”, kendi halkına zulmetme pahasına yürütülen bir güç siyasetidir. (İLKHA)




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —