Ramazanda uzun saatler boyunca oruç tutmak, bazen susuzluğu dayanılmaz kılabiliyor. Peki "bir kerede çok su içmek" gerçekten çözüm mü, yoksa sadece bir yanılgı mı?
Bilimsel araştırmalar, insan vücudunun suyu deve gibi depolayamadığını ortaya koyuyor. Fazla miktarda suyu kısa sürede tüketmek, böbrekleri gereksiz yere çalıştırır ve idrar yoluyla fazla suyun hızla atılmasına neden olur. Sonuç: Ertesi gün daha fazla susuzluk hissi.
Ayrıca hızlı su içmek, kandaki sodyum seviyesini düşürebilir. Bu durum, tıbbi literatürde hiponatremi olarak adlandırılır ve baş ağrısı, halsizlik, bulantı gibi belirtilere yol açabilir. Kalp ve böbrek rahatsızlığı olan kişilerde risk daha da artar.
Peki çözüm ne? Uzmanlar, iftar ile sahur arasında suyu küçük yudumlarla ve aralıklı şekilde içmeyi öneriyor. Vücudun saatte yaklaşık 200–250 ml suyu verimli şekilde kullandığı belirtiliyor; yani yudum yudum içmek, bir anda litreler içmekten çok daha etkili.
Suyu sadece bardakta aramak da yeterli değil. Sahurda karpuz, salatalık, marul gibi su oranı yüksek besinler tüketmek, sıvının vücutta daha yavaş salınmasına yardımcı oluyor. Lifli gıdalar, suyu adeta vücutta paketliyor ve gün boyu daha dengeli bir hidrasyon sağlıyor.
Unutulmamalı ki su, hayatın kaynağıdır. Ancak bilinçsizce tüketildiğinde, özellikle kronik hastalığı olanlarda, zararlı etkiler doğurabilir. Bu Ramazan, suyu akıllıca tüketmek hem sağlığınızı korumanın hem de susuzluğu azaltmanın anahtarı olacak. (İLKHA)