Tarih: 28.02.2026 16:15

Özgür Der Başkanı Kaya, Ramazan etkinliklerinden duyulan rahatsızlığı değerlendirdi

Facebook Twitter Linked-in

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in imzasıyla 12 Şubat tarihinde okullara gönderilen "Ramazan Genelgesi" kapsamında ilk defa okullarda resmi kuruluşların talimatıyla Ramazan ayının maneviyatının anlaşılmasına ilişkin çeşitli etkinlikler, süslemeler yapıldı.

Toplumun neredeyse tamamında büyük bir teveccüh ve memnuniyetle karşılanan bu karar, kendilerini laik olarak tanımlayan k-bazı kesimler tarafından eleştiriye maruz kaldı.

Konuya ilişkin İLLHA muhabirine konuşan Özgür Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya, söz konusu kesimin 100 yıldan beridir İslam'a ve Müslümanlara ait olan her türlü değerle kavgalı olduğunu, okulların her aşamasında laikliği, Kemalizm'i dayattıklarını ifade etti.

"168 kişinin ortak özelliğinin laik, Kemalist bir anlayışı temsil etmesidir"

Kaya, "Öncelikle 12 Şubat'ta yayımlanan 'Ramazan Genelgesi' dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığını ve bakan Sayın Yusuf Tekin'i tebrik etmek gerekiyor. Ramazan dediğimiz şey, toplumun çok geniş kesimini ilgilendiren bir hadisedir. Ramazan ayı geldiğinde; toplumsal yapı, sokaklar etkilenir. Tüm toplumu ilgilendiren bir olayın okulların dışında kalması mantıklı değildi. Dolayısıyla okullarda da Ramazanın karşılanmasına dönük bu sene ilk defa bir çaba gösterilmesi çok hayırlı oldu. Ancak bazı kesimler bundan rahatsız oldu. 17 Şubat'ta 'Laikliği Birlikte Savunuyoruz' bildirgesiyle karşı çıktı. Bu bildiriyi imzalayan ve kendilerine aydın diyen 168 kişinin ortak özelliğinin laik, Kemalist bir anlayışı temsil etmesidir. Bu bildiriyi hazırlayan insanlar, ülkenin şeriatçı-gerici bir karanlığa doğru sürüklendiğini, buna karşı laikliği savunacaklarını iddia ediyorlar." diye konuştu.

"İslami bir hayatı arzu eden insanlara hayatı nasıl dar etmeye çalıştıklarını hep beraber gördük"

Bu anlayışın sahiplerinin tam 100 yıldır laikliği savunma ya da şeriata karşı gelme adı altında halkın inancına, kimliğine, değerlerine savaş açan bir zihniyeti temsil ettiğini vurgulayan Kaya, "Bunu geçmişte İstiklal Mahkemelerinde gördük. Daha sonra güç ellerinden gittiğinde, seçimler vasıtasıyla ellerindeki gücü kaybettiklerinde askeri darbeler yoluyla tekrar o güce ulaşma çabası içerisinde oldular. 27 Mayıs'ta, 12 Eylül'de, 28 Şubat'ta temel motivasyon aynı zihniyetti. 'Ülke gerici bir karanlığa doğru gidiyor, biz bunu engelleyeceğiz' dediler. Bunu engellemek adına insanlara nasıl zulmettiklerini, İslami bir hayatı arzu eden insanlara hayatı nasıl dar etmeye çalıştıklarını hep beraber yaşadık, gördük, şahit olduk. Allah'u Teâlâ onlara bu fırsatı tekrar vermesin." şeklinde konuştu.

"İslam'ın görünürlüğünü ortadan kaldırma maçını taşıdıklarını çok iyi biliyoruz"

Söz konusu kesimin laiklik adı altında geçmişten beri kendi düşüncelerini dayattıklarını belirten Kaya, "Burada aslında kendi hayat tarzlarını korumak adına doğrudan toplumun hayatını belirleme, toplumun hayatında İslam'ın görünürlüğünü ortadan kaldırma maçını taşıdıklarını çok iyi biliyoruz. Bu anlamıyla savundukları şey, aslında açık bir şekilde İslam inancına, Müslümanlara ve İslami kimliğe düşmanlıktır. Anladıkları biçimde, laiklik adı altında Kemalizm'in faşizan, baskıcı yorumunu geçmişte dayatmışlardı. Şu anda o dayatmaya güçleri yetmediği için tekrardan bunun sancısıyla kıvranıyorlar." dedi.

"Bu rahatsızlık, onların kimliksel bir rahatsızlığıdır"

Ramazan ayında okulların büründüğü çehreden rahatsız olanların geçmişten beri Müslümanlar ve İslam ile ilgili her şeyden rahatsızlık duyduklarını ifade eden Kaya, "Ramazan ayında okulların büründüğü çehreye baktığımızda bundan kim rahatsız olabilir? Toplumun geneli bundan rahatsız değil. Çocuklar da bu süreci gayet olumlu karşıladılar. Ancak bu kesim, geçmişte de aynı rahatsızlıkları her vesileyle ortaya koydular, başörtüsünden, Kur'an kurslarından rahatsızdılar. Çocukların İslami bilgi edinmesinden, Kudüs gününden rahatsızdılar. Müslümanların Filistin ile alakalı eylemlerinden rahatsızdılar. Kısacası bu kesim, Müslümanlar ile alakalı her şeyden rahatsızdılar. Bu rahatsızlık, onların kimliksel bir rahatsızlığıdır. Dolayısıyla bu rahatsızlıklarının geçmesi çok zor... Çünkü kendilerini İslam'a karşı konumlandırdıkları için bu tür şeylerden rahatsız olmaları çok doğal." diye konuştu.

"Müslümanlar gerici olmadıkları gibi azınlık da değiller"

Kaya, "Burada şunu görmek gerekir. Laiklik bayrağı açarak, şeriata karşıtlık adı altından İslam'a düşmanlık ederek bu kişilerin gelebilecekleri bir yer yok. İstedikleri kadar kendi hayat tarzları içerisinde debelenip dursunlar. İstedikleri kadar bataklıklarında boğulsunlar. Bu bizi ilgilendirmez, en fazla onlar için üzülürüz. Gerçekten şunu görmek gerekir. Toplumun uyuşturucu, kumar ve ifsat edici hayat tarzlarıyla boğulduğu bir ortamda, Müslümanların İslami hassasiyetleri ile gençleri, toplumu kuşatıp onlara bir mesaj vermesi, onları bataklıktan kurtarma çabasının geliştiği bir ortamdan rahatsızlık duymaları ciddi anlamda hasta olduklarının delilidir. Yayımladıkları bildiride 'Gerici bir azınlık' ifadesi kullanılıyor. Hayır, azınlık olan sizsiniz. Müslümanlar gerici olmadıkları gibi azınlık da değiller. Müslümanlar bu toplumun vicdanıdır. Bu toplumun kahir ekseriyetinin kimliğini temsil etmektedirler. Dolayısıyla Müslümanların hayat tarzlarına dönük bu baskıcı tutumu, bu insanları n geçmişte ortaya koyduğu çabaları püskürttüğü gibi bundan sonra da asla başarılı olamayacaklardır." şeklinde konuştu.

"Atatürkçülüğün dayatılmasına itirazları olmaması zorba olduklarının en açık delilidir"

Okullarda baskıyla laikliğin dayatıldığını söyleyen Kaya, son olarak şu ifadeleri kullandı:

"Eğer amaçları özgürlük olsaydı, bu ülkede 100 yıldır daha ana okullardan başlayarak her seviyede zorla insanları Atatürkçülük ideolojisine maruz kalmasına, matematikten din dersine, tarih dersinden beden dersine kadar her aşamada, okulun binasından sınıf düzenine, törenlere kadar her aşamada, her çocuğa, kabul etsin veya etmesin, ailesinin inancına uygun olup olmasın herkesin zorla Atatürkçülük dayatmasına maruz kalmasına itirazları yok. Bilakis onu destekliyorlar. Bu da onların özgürlükçü değil zorba olduklarının, tahakkümcü olduklarının en açık delilidir." (İLKHA)




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —