Evlad-ı Fatihan'ın hatırasının hâlâ taşlarda, camilerde, köprülerde yaşadığı topraklar…
Ve bugün o topraklardan bir haber geldi.
Kosova Demokratik Türk Partisi Genel Başkanı Fikrim Damka, Başbakan Yardımcılığı görevine getirildi.
Bu bir makam haberi değildir.
Bu, bir milletin hafızasının diri olduğunun ilanıdır.
Kosova küçük olabilir.
Ama Türk'ün gönül coğrafyasında küçüklük diye bir kavram yoktur.
Prizren'de ezan okunuyorsa,
Mamuşa'da Türkçe konuşuluyorsa,
Priştine'de Türk evladı devlet yönetiminde söz sahibi oluyorsa…
Bu, tarihin susmadığını gösterir.
Asırlar önce Balkanlara adalet götüren bir milletin torunları bugün yine devlet yönetiminde.
Ve bir kare…
Arkasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün portresi.
İşte o tablo, sıradan bir çerçeve değildir.
O tablo;
"Ben kimim?" sorusuna verilen cevaptır.
O tablo;
"Biz buradayız ve dimdik ayaktayız" mesajıdır.
Atatürk, yalnızca Anadolu'nun değil, bütün Türk dünyasının istiklal sembolüdür.
Onun bakışı, sadece bir duvarı değil, bir ufku doldurur.
Kosova'da bir Türk siyasetçinin arkasında Atatürk'ün olması;
tarihle bağını koparmadığını, kimliğini saklamadığını, kökünden utanmadığını gösterir.
Türk olmak bir nüfus sayımı meselesi değildir.
Türk olmak bir şuur meselesidir.
Balkanlar'da Türk'ün sesi kısılmadı.
Sadece zaman zaman kısıldı sandılar.
Ama unuttukları bir şey var:
Türk'ün sesi bastırılsa da yankısı kalır.
Bugün Kosova'da o yankı makam odasında duyuluyor.
Bu gelişme bir kişisel başarı değildir.
Bu, Balkanlar'daki Türk varlığının devlet ciddiyetiyle temsil edilmesidir.
Elbette yol uzun.
Elbette mücadele bitmez.
Ama her kazanım, bir diriliş işaretidir.
Kosova'da Türk'ün ayak sesleri duyuluyorsa,
Bu millet hâlâ yürüyordur.
Ve yürüyen millet durmaz.