Tarih: 19.01.2026 11:10

KARASU: “TÜRKİYE’DE ÇALIŞMA HAYATI GÜVENCESİZLİK REJİMİNE DÖNÜŞTÜ”

Facebook Twitter Linked-in

CHP Genel Başkan Yardımcısı Karasu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın kendi verilerinin dahi Türkiye'de emeğin nasıl sistemli biçimde değersizleştirildiğini ortaya koyduğunu vurguladı ve "Bu tablo bir başarı değil, açık bir utanç tablosudur" dedi.

ANKARA/HAKAN DİKMEN

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın açıkladığı sendikalaşma verilerinin Türkiye'de emeğin nasıl sistemli biçimde değersizleştirildiğini ortaya koyduğunu belirtti ve "Bu tablo bir başarı değil, açık bir utanç tablosudur" dedi.

CHP İşçi, Memur Sendikalarından ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Karasu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın açıkladığı sendikalaşma verilerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Türkiye'de yaklaşık 17 milyon kayıtlı işçi çalışmasına rağmen sendikalı işçi sayısının yalnızca 2,4 milyon civarında olduğunu hatırlatan Karasu, "Çalışanların sadece yüzde 14,4'ü sendikalı. Kayıt dışılık da hesaba katıldığında bu oran yüzde 12'ye düşüyor. Bu, emeğin bilinçli biçimde örgütsüz bırakıldığının göstergesidir" ifadelerini kullandı.

"ÖZEL SEKTÖRDE SENDİKALAŞMA NEREDEYSE BİTİRİLMİŞTİR"

Sendikalı işçilerin büyük bölümünün kamuda ve belediyelerde çalıştığına dikkat çeken Karasu, "Kamuda örgütlülük yüzde 75'i aşarken, özel sektörde sendikalaşma oranı yüzde 7'ye kadar düşmüştür. Milyonlarca işçi patronların insafına terk edilmiştir. İş güvencesi zayıf, toplu sözleşme fiilen yok, örgütlenme ise sistematik baskı altındadır" dedi.

Bu tablonun tesadüf olmadığını vurgulayan Karasu, "İşkolu barajları, kilitlenen yetki süreçleri, sendikal nedenle işten çıkarmaların cezasız bırakılması ve yargının caydırıcılığını yitirmesi; AKP'nin yıllardır uyguladığı bilinçli bir sendikasızlaştırma politikasının sonucudur" değerlendirmesinde bulundu.

"BAKAN KENDİ VERİLERİNİ İNKÂR EDİYOR"

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'nın tabloyu "tozpembe" göstermeye çalıştığını söyleyen Karasu, "Bakanlığın kendi yayımladığı veriler, iktidarın anlattığı masalı çürütmektedir. Türkiye'nin dört bir yanında sendikalı olmak istediği için işten atılan, baskı gören binlerce işçi vardır" dedi. Karasu, "Bugün Türkiye'nin dört bir yanında, sendikalı olmak istediği için işten çıkarılan, örgütlenmeye çalıştığı için baskı gören, hak aradığı için yalnız bırakılan binlerce işçi vardır. Buna rağmen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, her açıklamasında çalışma hayatını tozpembenin de ötesinde bir tabloyla anlatmakta; emeğin yaşadığı gerçekliği inkâr etmektedir. Oysa bakanlığın kendi yayımladığı veriler, bu anlatının gerçekle bağını kopardığını açıkça göstermektedir" dedi.

"METAL İŞKOLU GERÇEĞİ GÖSTERİYOR"

Metal sektöründe yürüyen toplu sözleşme süreçlerine dikkat çeken Karasu, "Sendikal örgütlülüğün olduğu alanlarda ücretler ve çalışma koşulları daha ileri bir noktadadır. Eğer bu haklar metal işkolunda da olmasaydı tablo çok daha ağır olurdu. Bugün iki dudak arasına sıkıştırılmış bir çalışma hayatı dayatılmaktadır" ifadelerini kullandı.

"ÖRGÜTLENMENİN ÖNÜNDEKİ ENGELLERİ KALDIRACAĞIZ"

CHP olarak güvencesiz düzeni reddettiklerini belirten Karasu, açıklamasında CHP'nin iktidar hedeflerini şöyle sıraladı: "İktidarımızda örgütlenme özgürlüğünün önündeki tüm engelleri kaldıracağız. Toplu ve bireysel iş hukukunu emek lehine yeniden kuracağız. Aynı işkolunda çalışan tüm işçilerin toplu sözleşmeden yararlanabildiği adil bir çalışma hayatı inşa edeceğiz. Bu ülkenin emeği sahipsiz değildir. Bu ülkenin işçisi güvencesizliğe mahkûm edilemez. AKP iktidarının yarattığı bu utanç tablosuna karşı, emeğin onurunu, örgütlü gücünü ve güvenceli geleceğini hep birlikte inşa edeceğiz."

AKP İKTİDARI İŞÇİYİ KORUMUYOR!

 

%14,454'lük Utanç Tablosu: Türkiye'de Emek Örgütsüz, İşçi Savunmasız

Güvencesizler Ülkesi Türkiye

 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, 17 Ocak tarihinde Türkiye'deki sendikalaşma verilerini yayımladı. Bakanlığın kendi resmi verileri, Türkiye'de çalışma hayatının nasıl bir güvencesizlik rejimi üzerine kurulduğunu, emeğin nasıl sistemli biçimde değersizleştirildiğini ve örgütlenme özgürlüğünün nasıl fiilen ortadan kaldırıldığını tüm açıklığıyla ortaya koydu.

 

ÇSGB verilerine göre bugün Türkiye'de, yaklaşık 17 milyon kayıtlı işçi çalışıyor. Kayıt dışı istihdam, güvencesiz çalışma biçimleri ve sigorta kapsamı dışında bırakılan emekçiler dahil edildiğinde bu sayı çok daha yukarılara çıkıyor. Buna rağmen sendikalı işçi sayısı yalnızca 2,4 milyon civarında. Yani Türkiye'de çalışan işçilerin sadece %14,454'ü sendikalı. Kayıt dışılığı da hesapladığımızda bu oran %12 seviyesinde. Bu bir başarı göstergesi olamaz; olsa olsa açık bir utanç tablosudur!

 

Daha çarpıcı olan gerçek ise şudur: Türkiye'deki sendikalı işçilerin çok büyük bir bölümü kamuda ve yerel yönetimlerde çalışmaktadır. Belediyelerde ve kamuya bağlı işyerlerinde sendikal örgütlülük %75,57 iken, özel sektörde sendikalaşma oranı %7 seviyelerine kadar düşmüştür. Başka bir ifadeyle, özel sektörde çalışan milyonlarca işçi, Akp İktidarının yarattığı bu düzen içerisinde; patronların insafına terk edilmiş durumdadır. İş güvencesi zayıf, toplu sözleşme hakkı fiilen yok, örgütlenme girişimleri ise sistematik baskıyla karşı karşıyadır.

 

Bu tablo kendiliğinden oluşmamıştır. Bu tablo, AKP iktidarının yıllardır uyguladığı bilinçli bir sendikasızlaştırma ve güvencesizleştirme politikasının sonucudur. İşkolu barajları, yetki tespit süreçlerinin kilitlenmesi, sendikal nedenlerle işten çıkarmaların cezasız bırakılması, toplu ve bireysel iş hukukunun etkisizleştirilmesi ve yargı mekanizmalarının caydırıcılığını yitirmesi bu politikanın temel araçlarıdır.

 

Bugün Türkiye'nin dört bir yanında, sendikalı olmak istediği için işten çıkarılan, örgütlenmeye çalıştığı için baskı gören, hak aradığı için yalnız bırakılan binlerce işçi vardır. Buna rağmen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, her açıklamasında çalışma hayatını tozpembenin de ötesinde bir tabloyla anlatmakta; emeğin yaşadığı gerçekliği inkâr etmektedir. Oysa bakanlığın kendi yayımladığı veriler, bu anlatının gerçekle bağını kopardığını açıkça göstermektedir.

 

Sendikalaşma, toplu sözleşme ve grev hakkı, işçilerin ve emekçilerin elindeki yegâne gerçek güçtür. Çalışma hayatı fiilen işveren lehine kurulmuş bir bağımlılık ilişkisi üzerinden yürürken, bu hakların varlığı emekçinin yarınını koruyan tek dayanak olarak öne çıkar. Bu hakların engellenmesi ya da çeşitli yöntemlerle işlevsizleştirilmesi, güvencesizliğin kalıcı hale getirildiği bir ülke tasavvurunu açık eder ve bugün AKP iktidarının inşa ettiği tablo tam olarak budur. 

 

 

 

 

 

Metal sektöründe yürüyen toplu iş sözleşmesi süreci bu gerçeğin en somut örneğidir; sendikal örgütlülüğün ve toplu sözleşmenin erişilebilir olduğu bu alanda ücretler, çalışma koşulları ve görece güvence emekçiler açısından daha ileri bir noktada şekillenmektedir. Aynı haklar metal işkolunda olmasaydı, bugün ücretlerden iş güvencesine kadar çok daha ağır bir tabloyla karşı karşıya kalınacaktı. Emekçilerin bugün yaşadığı iki dudak arasına sıkıştırılmış yaşam gerçeği, sendikal ve toplu sözleşme haklarından yoksun bırakılan tüm emekçilerin yarınını da işaret etmektedir.

 

Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu anlayışı ve yaratmak istedikleri güvencesiz düzeni kabul etmiyoruz!

Emeğin güvencesizleştirildiği, işçinin kaderinin iki dudak arasına sıkıştırıldığı, örgütlenmenin fiilen cezalandırıldığı bu sistemi reddediyoruz.

 

İktidarımızda; örgütlenme özgürlüğünün önündeki tüm engelleri kaldıran, toplu ve bireysel iş hukukunu emek lehine yeniden kuran, toplu sözleşmeden yararlanma hakkını teşmil mekanizmasıyla yaygınlaştıran köklü bir dönüşümü hayata geçireceğiz. Yalnızca sendikalı olanların değil, aynı işkolunda çalışan tüm işçilerin toplu sözleşme haklarından yararlanabildiği; iş barışının bozulmadığı adil bir çalışma hayatı düzenini kuracağız.

 

 

Bu ülkenin emeği sahipsiz değildir.

Bu ülkenin işçisi güvencesizliğe mahkûm edilemez.

 

AKP iktidarının yarattığı bu utanç tablosuna karşı, emeğin onurunu, örgütlü gücünü ve güvenceli geleceğini hep birlikte inşa edeceğiz.

 

Ulaş Karasu

İşçi, Memur Sendikaları ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —