Bir toplum düşünün…
Sorunları var, dertleri var, şikâyetleri var. Herkes konuşuyor, herkes yakınıyor. Ama iş çözüm üretmeye gelince ortada garip bir sessizlik oluşuyor.
Çünkü biz çözüm üretmeyi değil, kahraman beklemeyi seviyoruz.
Bu topraklarda insanlar çoğu zaman aynaya bakmak yerine ufka bakmayı tercih eder. Belki bir gün biri çıkar, her şeyi düzeltir diye. Bir lider gelir, bir kurtarıcı gelir, bir kahraman gelir… Biz de koltuğumuzdan kalkmadan alkışlarız.
Ne güzel düzen değil mi?
Sorumluluk yok, çaba yok, risk yok.
Sadece beklenti var.
Toplum olarak en büyük alışkanlıklarımızdan biri şu:
Herkes suçlu, ama kimse sorumlu değil.
Ekonomi kötü mü?
Birileri düzeltsin.
Ahlak bozulmuş mu?
Birileri toplumu kurtarsın.
Adalet zedelenmiş mi?
Bir kahraman gelsin ve her şeyi yerine koysun.
Peki o kahraman nereden gelecek?
Gökyüzünden mi inecek?
Bir sabah kapımızı çalıp "Merak etmeyin, ben geldim" mi diyecek?
Gerçek şu ki toplumların kaderini değiştiren kahramanlar, gökten düşmez. Onları ortaya çıkaran şey toplumun kendisidir.
Ama bizde farklı bir alışkanlık var:
Kahraman istiyoruz ama sorumluluk almak istemiyoruz.
Hak istiyoruz ama mücadele etmiyoruz.
Adalet istiyoruz ama adil davranmak zor geliyor.
Dürüstlük bekliyoruz ama küçük çıkarlarımızdan vazgeçemiyoruz.
Sonra da dönüp diyoruz ki:
"Bu ülkeyi kurtaracak biri yok mu?"
Belki de asıl soru bu değil.
Belki de sorulması gereken soru şu:
"Bu ülke için sorumluluk almaya hazır kaç kişi var?"
Çünkü gerçek değişim kahramanların omuzunda değil, toplumun omuzunda yükselir.
Bir ülkede milyonlarca insan sorumluluktan kaçıyorsa, o ülkede yüz tane kahraman çıksa bile yetmez.
Kahramanlar toplumun yerine yaşayamaz.
Kahramanlar toplumun yerine düşünemez.
Kahramanlar toplumun yerine karakter gösteremez.
Ama biz yıllardır aynı kolay yolu seçiyoruz.
Birilerini beklemek.
Birileri gelsin…
Birileri düzeltsin…
Birileri mücadele etsin…
Biz de uzaktan izleyelim.
Bu yüzden belki de en büyük problemimiz kötü yöneticiler değil.
En büyük problemimiz pasif vatandaşlık.
Toplumun büyük bölümü seyirci kalmayı tercih ederse, sahne her zaman yanlış oyunculara kalır.
Ve sonra herkes birbirine bakıp aynı cümleyi söyler:
"Bu ülke neden düzelmiyor?"
Cevabı aslında çok basit.
Çünkü bu ülkede kahraman arayan çok…
Ama sorumluluk almaya hazır insan az.