Eskiden bir iyilik yapmak, doğruyu savunmak sosyal bir değerdi. Şimdi ise riskli bir hareket. İyi insanlar çoğu zaman yalnız kalıyor. Haksızlık ve çıkarcılıkla dolu bir dünyada, doğruluk onların başını belaya sokuyor.
Sistem, iyiliği ödüllendirmiyor; çoğu zaman cezalandırıyor. Yardım eden, dürüst davranan geri planda kalıyor. Gürültü yapan, çıkar peşinde koşan ise sahnede parlıyor.
Toplum, çıkarcılığı normalleştirdi. "Kendi çıkarını koru, başkasıyla uğraşma" anlayışı yaygınlaştı. Bu yüzden iyi insan olmak artık tehlikeli bir oyun. Yanlış anlaşılmak, hedef olmak, kaybetmek… hepsi olası.
İyi insanlar sessizleşiyor, çünkü sistem onları desteklemiyor. Kötü niyetliler ise cesaret buluyor ve yükseliyor.
İyilik sesini yükseltmezse, kötülük kazanır. Ve çoğu zaman kazanıyor. İnsanlar artık iyiliği planlı yapıyor, ölçüp biçiyor. İçten gelen doğruluk, riskli bir yatırım haline geldi.
Bir toplumun sağlığı, iyilik yapanların cesaretinde ölçülür. Ama bizde çoğu zaman tam tersi. Sessizlik, iyi insanları geri çekiyor, kötü niyetlileri sahneye çıkarıyor.