Tarih: 11.01.2026 09:31

Hepimiz birdik, hepimiz bir çocuk ve hiç üşümedik ki Palandöken’de…

Facebook Twitter Linked-in

Hepimiz birdik, hepimiz bir çocuk ve hiç üşümedik ki Palandöken'de…

Öyle ya, üzerinde yaşadığımız bu kavanoz dipli dünyanın varlığını oluşturan her canlıya addedilmiş olan, bir gün özelliği kesinlikle bulunmaktadır. 

Yani en azından biz bu durumu, hep böyle bildik.

 

yorum/özel/haber

 

Her ne kadar kolay bir şekilde elde edilmese de, basın camiasının da böylesine güzel ve böylesine anlam içeren bir gününün bulunduğunu, bilmemize rağmen; yıllar sonra ilk kez, bizlerde sonunda yaşayarak öğrenmiş olduk.

 

 

Bu fikrin ortaya çıkarılması esnasında ki fikir babası kimdi bilmem ama Palandöken Belediyemizin güzide, her daim naif ve zarif özellikleriyle ön plana çıkan başkanı Avukat Muhammet Sunar ile basınımızın yetiştirmiş olduğu ender değerlerinden birisi konumundaki; bu kadim şehrin Dadaşlık mayasını her halinde özellikle taşıyan, Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ayhan Türkez kardeşimizin bu nazik düşünceleri karşısında teşekkürlerimizi arz etmemiş olmak, elbette ki nankörlükten öte bir anlam taşır. 

Tabir-i caiz ise Palandöken Belediyemizin uhdesinde halkımıza hizmet vermekte olan Palandöken Dağının eteklerinde kurulu "Yeşil Vadi"mizin nadide köşesi "Hızzek Cafe" de bir araya gelen, bu kadim şehrin kalem ve kelam erbabı kardeşlerimizin, birkaç saatliğine dahi olsa çocuklar gibi şen olması, her şeye değdi denebilecek düzeydeydi.

 

 

Sanki de neşenin ve muhabbetin zirve yaptığı Palandöken'de, günün samimiyetine gerçek bir iklim sıcaklığı yansımıştı. 

Ve sanki de; gökten gelen bir ayrıcalık eşliğinde, bu muhabbete gölge dahi düşmemesi için kötülüklerden ve bütün kötülerden arınmış bir ortamdaydık

Ve sanki de; huzur sıcaklığının refakatinde geçirilecek özel birkaç saatin, gerçek güneş sıcaklığı eşliğinde ve kardeşlik hararetiyle buluşması sonucunda bir ayarlama yapılmıştı…

 

 

Ve sanki de çocuklar gibi şendik.

Ve sanki de yaş aralığına bakılmaksızın, hepimiz de bir çocuk gibiydik…

Karton bir bardakla içilen çayın, bu muhabbete birliktelik demi katacağı aklımıza dahi gelmezdi. Ekmek arası yenilen katığımızın, şifa niyetine can olup; canları bir araya getireceği ise yoruma kapalı bir durumdu. Tıpkı kadim şehrimin, güzel anlarının birebir şahidi konumundaki müziğinin; özellikle de rahmetli Erkal'ın bir zamanlar, tam da bu sırtlarda çıplak sesle seslendirdiği ezgisinin, şimdilerde kulaklarımızın pasına derman olması gibi… 

Gerçekten de, yanı başımızda bulunan gözümüzün nurları olan çocuklarımızdan daha da çocuklar gibi şendik.

Hatta birazcık da olsa, onları da kıskandırdık…

Çoğumuz, belki de ömrü hayatında yaşamamıştı böyle bir günü. 

Bakışlarındaki özlemin ışığında belliydi zaten çocuksu neşeleri. 

 

 

İşte bu yüzdendir ki müziğin ritmine giden ayaklarının, hayatın sıkıntıları içerisinde ki yorgunluğuna inat, birkaç saatlik biçilen bir mutluluğa adım atmasına kimseler engel olamamıştı…  

İşte bu yüzdendir ki ahalinin derdini kelamıyla, kalemiyle ve hatta gerçekleri saklamaya çalışanların inadına, görüntüsüyle dile getirenlerin; birkaç saatlik özgürlüklerinde huzura savurdukları sigara dumanlarında bile gizli bir sevda, gizli bir efkâr tadı vardı. 

İşte bu yüzdendir ki yamaçtan süzülen kızakların her birinde, koskocaman bir hayatın yıllara birikim yapmış yorgunluklarının; bir kaç saatliğine dahi olsa, ki özellikle de geçmek bilmeyen ama bekleyenini bitiren günlerini de bitirerek, huzur ve muhabbet limanına son sürat kavuşması vardı.  

 

 

Ne makam belliydi çocukluk özlemlerinin ayyuka çıkma seansında; ne de hangi zamanın diliminde olduğu kimselerin umursamadığı, yaş…

Ne bir ayrıcalık vardı Palandöken'in vakarına gizlenmiş, ne de iltimas.

Ne bir sen, ben, o benzetmesi; ne de zoraki pozlarla takınılan ben ağayım, ben paşayım diretmesi.

Hepimiz birdik, hepimiz bir çocuk ve hiç üşümedik ki Palandöken'de…

Çocuklar gibi masum ve şendik Palandöken'de…   

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —