Tarih: 04.02.2026 08:23

Hayat garip...

Facebook Twitter Linked-in

Bu cümle bir süs değil. Duvara asmalık bir aforizma hiç değil. Hayatın içinden, sokaktan, kurumdan, makamdan süzülüp gelen bir hakikat. Freud'un adını taşısa da, memleketin her köşesinde karşılığı olan bir tespit bu.
Toplum olarak bazı insanları gözümüzde büyütmeye meraklıyız. Ünvanı olanı adam sanıyoruz. Koltuğu olanı karakterli zannediyoruz. Sesini yükselteni güçlü, sessiz kalanları ise güçsüz bellemişiz. Oysa yükseklik her zaman erdemle ölçülmez. Bazen en tepede görünenler, ahlaken en aşağıda konumlanır.
Bir bakıyorsun; kürsüde nutuk atan biri, yerde yatan bir hakkın üzerinden atlayıp geçiyor. Bir bakıyorsun; takım elbise içinde ahkâm kesenler, vicdan denilen o ağır yükü çoktan kapı önüne bırakmış. Çünkü vicdan, her koltuğa sığmaz. Her omuz taşıyamaz.
Bizde bir "yukarı bakma" hastalığı var. Yukarıdakinin söylediği her şey doğru, aşağıdakinin yaşadığı her şey şüpheli. O yüzden eğilmeyi değil, ezmeyi seçenleri alkışlıyoruz. Eğilmeyi insanlık zannedenleri ise "zayıf" diye etiketliyoruz.
Ama hayat uzun bir merdiven. Bugün tepede duranlar, yarın aşağı inmek zorunda kalır. Ve işte o zaman anlaşılıyor kimin gerçekten yüksek, kimin sadece yüksekte olduğu. Eğilemeyenler, işte tam da orada çakılıyor.
En tehlikelisi de şu: Alçaklığı güç sananlar. Bağırmayı cesaret, susmayı korkaklık zannedenler. Makamı ahlakın önüne koyanlar. Bunlar topluma en çok zarar verenlerdir. Çünkü kötülüğü sıradanlaştırırlar. Çürümeyi normalleştirirler.
Oysa insanı yücelten şey, yüksekten bakmak değil; gerektiğinde eğilebilmektir. Bir çocuğun göz hizasına inebilmek. Bir yoksulun derdini dinlemek için makamdan kalkabilmek. Yanlış yaptığında özür dileyecek kadar omurgalı olabilmek.
Biz, eğilmeyi kaybettik. Onun yerine bükülmeyi öğrendik. Güce göre şekil almayı, rüzgâra göre yön değiştirmeyi marifet saydık. Sonra da neden güven kalmadı, neden samimiyet bitti diye şaşırıyoruz.
Hayat gerçekten garip. Ulaşılmaz sandıklarımızın ne kadar alçak olabildiğini gördükçe, asıl ulaşılması gerekenin makam değil, karakter olduğunu anlıyor insan.
Ve şunu unutmayalım:
Yüksek olmak için çıkılan her yerden düşülür. Ama onurlu duruş, insanı hiçbir zaman yere düşürmez.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —