Tarih: 21.02.2026 08:00

Güvenlik Devleti mi, Hukuk Devleti mi?

Facebook Twitter Linked-in

Toplumda güvenlik endişesi yükseldiğinde devlet refleksi sertleşir. Suç oranları, terör tehdidi, sokak olayları ya da dijital platformlardaki kontrolsüzlük tartışmaları arttıkça yeni düzenlemeler gündeme gelir. Yetkiler genişletilir, cezalar ağırlaştırılır, denetim alanı büyütülür. Bu tablo birçok ülkede benzer şekilde yaşanır. Ancak burada kritik olan soru şudur: Güvenliği artırırken hukuk devleti ilkeleri aynı güçte korunabiliyor mu?

Devletin en temel görevlerinden biri kamu düzenini sağlamaktır. Güvenliğin olmadığı yerde özgürlükten söz etmek zordur. Fakat güvenliğin sağlanma yöntemi, sistemin niteliğini belirler. Eğer güvenlik politikaları ölçülülük ve hukuki denge çerçevesinde yürütülmezse, kısa vadeli kazanımlar uzun vadeli risklere dönüşebilir.

Hukuk devleti, suçla mücadele ederken bile kurallara bağlı kalmayı gerektirir. Keyfilik, güvenlik gerekçesiyle meşrulaştırılamaz. Çünkü hukukun üstünlüğü yalnızca sıradan zamanlar için değil, kriz dönemleri için vardır.

Güvenlik Politikaları Nerede Sınırlandırılmalı?

Her yeni güvenlik düzenlemesi beraberinde yetki artışı getirir. Kolluk kuvvetlerinin hareket alanı genişler, dijital alan denetlenir, idari karar mekanizmaları hızlanır. Bu durum belirli ölçüde etkinlik sağlayabilir. Ancak yetkinin sınırı net çizilmezse, uygulamada belirsizlik ortaya çıkar.

Belirsizlik, hukuk güvenliğini zedeler. Vatandaş hangi davranışın hangi sonuç doğuracağını öngöremediğinde, sistemle arasındaki mesafe artar. Oysa hukuk devletinde temel prensip öngörülebilirliktir. Kurallar açık, uygulama tutarlı olmalıdır.

Ayrıca güvenlik gerekçesiyle alınan tedbirlerin geçici mi kalıcı mı olduğu da önemlidir. Geçici kriz önlemleri kalıcı yapısal değişime dönüşürse, sistemin karakteri değişebilir. Bu nedenle her düzenlemenin demokratik denetime açık olması gerekir.

Özgürlük ve Güvenlik Dengesi Nasıl Kurulur?

Güvenlik ile özgürlük birbirine rakip kavramlar değildir. Sağlıklı bir sistemde ikisi birlikte var olur. Ancak denge kaybolduğunda biri diğerinin alanını daraltabilir. Aşırı güvenlikçi yaklaşım özgürlük alanını daraltır; aşırı serbestlik ise kamu düzenini zayıflatır.

Bu noktada önemli olan, karar alma süreçlerinin şeffaflığıdır. Hesap verebilirlik ve yargı denetimi, güvenlik politikalarının meşruiyetini güçlendirir. Eğer alınan kararlar bağımsız denetime açık değilse, toplumda kuşku oluşur.

Demokrasi yalnızca çoğunluğun iradesi değildir. Azınlık haklarının korunması, ifade özgürlüğünün güvence altında olması ve hukuki güvencelerin sürmesi sistemin temelidir. Güvenlik politikaları bu temeli aşındırmamalıdır.

Bugün tartışmamız gereken konu güvenliğin gerekliliği değil, güvenliğin hangi hukuk çerçevesinde sağlandığıdır. Güvenlik devleti refleksi kısa vadeli rahatlama sağlayabilir; ancak hukuk devleti zemini zayıflarsa uzun vadede daha büyük kırılganlıklar ortaya çıkar.

Kalıcı istikrar, ancak güvenliğin hukukla birlikte güçlendiği bir sistemde mümkündür.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —