Menü Global Bakış
Tarih: 20.03.2026 06:30
Erzurum’un Siyaset Kürsüsü: İftar Sofrasından Gönül Köprülerine…

Erzurum’un Siyaset Kürsüsü: İftar Sofrasından Gönül Köprülerine…

Facebook Twitter Linked-in

Erzurum'un Siyaset Kürsüsü: İftar Sofrasından Gönül Köprülerine…

Erzurum'da Ramazan, sadece bir ibadet ayı değil; taşın toprağın, cami avlusunun ve esnaf çayının dile geldiği koca bir muhabbet meclisidir. Şehrin siyaset tarihine baktığımızda; rahmetli Lütfü Esengün'lerin vakarını, Korkut Özal'ların projeci zekâsını ve bu kadim şehrin sokaklarında yankılanan o "bizden biri" sıcaklığını hatırlarız. Ancak bugünün arenasına baktığımızda, siyasetin soğuk yüzüyle vatandaşın sıcak beklentisi arasında bir denge arayışı göze çarpıyor.

tüm1haber.com / Globalbakis.com BAYRAM ÖZEL-YORUM HABER

Erzurum, Türk siyasetinde her zaman "kilit taşlarından" biri olmuştur. Son yarım asra, özellikle de 1970 lerden bu yana baktığımızda, Erzurum siyasetinin karakterini; devlet adamlığı, teşkilatçılık ve Erzurum'un kalkınması üzerine kuran, Ankara bürokrasisi ile sokağın nabzını birleştiren ciddi oranda önemli isimler görürüz.

Örnek vermek istediğimizde; Erzurum siyasetinin "beyefendi" ve "hizmet adamı" denilince akla ilk gelen ismi olan Rıfkı Danışman'ı anmamak elbette ki olmaz. Erzurum'un alt yapısından, kültürel kalkınmasına kadar pek çok projesinde imzası bulunan ve Erzurum'un modernleşme sürecindeki bu bakanımızın emeğini görmezden gelmek, nankörlükten başka ne olabilir ki?

 

 

Milli görüş geleneğinin Erzurum'daki en büyük temsilcilerinden Lütfü Esengün, Erzurum milletvekili olarak görev yaptığı dönemlerde bu kadim şehre özellikle de tarım ve hayvancılık konusunda vizyon katan Korkut Özal, Milliyetçi Hareketin şehrimizdeki sembol isimlerinden ve Ankara'da Erzurum'un ve Erzurumlunun eli/kolu olan gerçek bir ağabey ismi İsmail Köse,  son 20 yıllık döneme damga vuran, sadece Erzurum değil, tüm Türkiye genelindeki "Sağlıkta Dönüşüm Programı"nın mimarı Recep Akdağ. 

Ki; 

Recep Akdağ'ın Erzurum'un yetiştirdiği ve en uzun süre bakanlık koltuğunda oturan isimlerden biri olarak yapmış olduğu hizmet ve Erzurum'un "sağlık kenti" olması yönündeki kalkınma adımlarının unutulması mümkünmüdür.

Ve, 

Erzurum'un "devlet aklı" olarak görülen isimlerinden,  Müsteşarlık ve İçişleri Bakanlığı dönemlerinde, devletin en kritik süreçlerinde görev alırken Erzurum'un kalkınma projelerine ve yerel yönetimlerine stratejik destekler sağlayarak, bu günlere adım atılmasının yolunu açan isim Efkan Ala… 

Yine halen daha gerek siyaset alanında, gerekse bürokrasi alanında ayırım yapmaksızın; saha görevine ilk gün aşkıyla devam eden Selami Altınok

Dahası var elbette.

Şimdilik bizim için bu kadarı yeterli. 

 Ama çok iyi biliyoruz ki spor başta olmak üzere, hemen her sektör bazında bu şehrin tarihinde altın harflerle anılacak; gerçekten de bu kadim şehire hizmet anlamında, gönül taşlarıyla köprü kurmuş, yürek yangınlarının ateşlerinde yol hazırlamış nice memleket sevdalılarımız bulunmaktadır. 

Bir Kentsel Dönüşümün mimarı olan ve bu şehrin yenilenen çehresinin baş neferi Mehmet Sekmen gibi… Başta alt yapı olmak üzere, futbolu bu şehirde yeniden ayağa kaldıran ve şehrin spor yönünü kış turizminin bile önüne geçirerek, tüm Türkiye'ye ve hatta dünyaya tanıtan Ahmet Dal gibi… 

Ve hatta daha düne kadar bu şehrin sokaklarında Vali olarak halkın içerisinde ve halktan birisi olarak dolaşırken bugünün İçişleri Bakanı olan Mustafa Çiftçi gibi… Zamane Yusuf'u gözüyle baktığımız, Yusuf Tekin gibi… 

Örneklerimiz sayısız değil elbet, bir kaç isim sonrası sadece partilerin iç tüzük gereği konu mankeni…

 

 

Bu isimlerin ortak özelliği; Erzurum'un o kendine has muhafazakâr-milliyetçi dokusunu iyi analiz etmeleri ve Ankara'da "protokol adamı" olmaktan ziyade "hizmet adamı" kimliğini korumuş olmalarıdır. 

Yani Siyasete "Dadaş" Karakterini yansıtmalarıdır.

Bu Ramazan ayı boyunca büyük bir kısmını şehir dışından İstanbul'un manevi ruhaniyeti eşliğinde gözlemlediğimiz ve özellikle de şehir dışında yaşayan hemşehrilerimizle istişare edilerek, ortak bir fikir olarak meydana çıkarılan tablo, aslında çok şey anlatıyor. Siyasetin dijitalleştiği, mesajların ekranlara hapsolduğu bir çağda; Erzurum sokakları hâlâ "göz teması" ve "sahici bir kucaklaşma" içerisinde o meşhur "dadaş" karakterini yansıtacak bir siyasetçiyi beklediğidir.

Daha önceleri de müteaddit defalar belirttiğimiz; bir kez daha, hem de şehir dışından da teyit ettiğimiz üzere bu noktada, AK Parti İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu ve MHP İl Başkanı Adem Yurdagül ile Büyük Birlik Partisi İl Başkanı Ahmet Eşref Yılmaz sadece unvanlarıyla değil, vatandaşla kurdukları o organik bağ ile ön plana çıkmaktadırlar.

 

 

 

Küçükoğlu'nun her zaman takdir ettiğim ve etrafına yaymış olduğu pozitif, aynı zamanda sessiz ama derin güven veren duruşu ile Yurdagül'ün genç ve dinamik enerjisinin sokaktaki yansıması,Yılmaz'ın  "ahi"lik vasfının vermiş olduğu bilgelik ve alçak gönüllülük esasları çerçevesindeki adımları, Erzurum siyasetinin "eski toprak" samimiyetini bugüne taşımaktadır. 

Sadece Ramazan ayından örnek verdiğimiz zaman, vatandaş; iftar saati yaklaşırken kapısını çalanın, trafikte aracının önünde kendisine selam verenin, teravih çıkışı elini sıkanın sadece "oy isteyen bir politikacı" değil, dertleşebileceği bir "hemşehri" olmasını istiyor. Özellikle İbrahim Küçükoğlu ve Adem Yurdagül ikilisinin bahse konu ve halkımızın beklentisi üzerine bir Ramazan ayı süresince, evlerine dahi gitmeksizin yeterince bu adımı attıklarını gözlemlediğimizi ve şahit olduğumuzu belirtmekte fayda vardır. 

Elbette sahada sadece bu iki isim yoktu. 

Saadet Partisi ve Yeniden Refah Partisi'nin "Milli Gençlik" geleneğinden gelen köklü teşkilatçı yapısı da genç başkanlarının yer yer hamleleriyle bir nebze de olsa kendisini hissettirdi. Bir zamanlar siyasetin babası konumunda olan Süleyman Demirel'in Demokrat Partisi de o geleneksel çizgisiyle belirli bir sınır dâhilinde de olsa, idaresindeki genç başkanının adımlarıyla varlık göstermeye çalıştı. Büyük Birlik Partisi bu noktada ön planda olmak yerine farklı bir güzergâhtan, yani ana caddeden değil de; arka sokaklardan yol alarak vatandaşın yanında olduğunu, veren elini saklayarak kendi prensipleri çerçevesinde adımlarını attıklarını gözlemledik.  

Ancak Erzurum'un o sert ama mert siyasi ikliminde, halkın zihninde "aşinalık" ve "samimiyet" filtresinden geçebilmek öyle her yiğidin harcı değil. Onu da görmüş olduk vesselam…

Geçmişte bu şehrin meydanlarında siyaset, bir "gönül seferberliği" olarak görülürdü. Bugün Küçükoğlu ve Yurdagül'ün attığı adımlar, aslında o eski, şatafatsız ama samimiyet dolu Erzurum siyasetinin modern bir izdüşümü gibi. Vatandaşın "Hacı abi, buyur bir çayımızı iç" dediği noktada başlayan o aidiyet duygusu, bugün sandıktan çok daha büyük bir anlam ifade ediyor ki biz bunun adına gönüllerde yer bulmak diyoruz.

Ramazan biterken geriye ne gösterişli iftar sofralarının lüksü, ne de hazırlanan afişlerin görkemi kalıyor. Erzurum'un dar sokaklarında, bir esnaf dükkânının loş ışığında veya bir evin mütevazı sofrasında kurulan o "hakiki" bağlar kalıyor. Siyaset arenası belki çok değişmedi, ama Erzurum halkı kimin "sahada", kimin "vitrinde" olduğunu her zamanki ferasetiyle not etti. Seçim zamanında bu kadim halkın karşısına çıkacak olan o süslü vitrin mankenlerinin bu durumu özellikle bilmesi gerekmektedir.

 

 

Belli ki Erzurum'da siyaset, rahmetli Neşet Ertaş'ın yine o meşhur sözündeki gibi şekilleniyor: "Gönülden gönüle bir yol vardır, görülmez." 

Ve bu yolu en iyi yürüyenler, bugün sokağın nabzını tutanlar olmaktadır.

Erzurum'un o kendine has siyasi terazisini ve sahadaki "aktif-pasif" dengesini biraz daha keskinleştirerek ifade etmek gerekirse, sahadaki samimiyet ile bazı muhalefet partilerin "Lale Devri Saltanatı" misali yaşayan başkanlarının aynı kefede sandığa gitmesi elbette ki mümkün değildir. Bu nedenle Erzurum siyasetinde "gönül sofrası" mı, yoksa merkezden alınan yetkilerle "Lale Devri" mi? Diye sorulduğu zaman, ağır gelen tarafın gönül olduğunu unutmak, bir siyasetçi için en büyük gaflettir.

Bu gaflete düşenleri görmek istediğimizde ise kendimizi ve yaşananları dinlemeye kalktığımızda; Erzurum'da Ramazan rüzgârı dinerken, geriye kimin kiminle kucaklaştığı, kimin ise sadece kendi yankısında kaybolduğu bir siyaset bilançosu kaldı. 

Bu şehir, tarih boyunca siyasetin en delikanlısını, "Dadaş" vakarını temsil eden isimleri baş tacı etmiştir. 

Ancak bugün geldiğimiz noktada, sahada bir yanda ter akıtanlar, diğer yanda ise miras yiyenler arasındaki uçurum hiç olmadığı kadar derinleşmiş durumda.

Sahadaki Gerçek ise AK Partinin Küçükoğlu'yla, MHP nin ise Yurdagül Faktöründe aleni olarak ortadadır…

Erzurum sokaklarını, esnaf çayını ve vatandaşın samimi "hoş geldin" sesini bu dönemde en çok duyan isimler kuşkusuz AK Parti İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu ve MHP İl Başkanı Adem Yurdagül oldu. Bu iki isim, sadece protokol icabı değil, Erzurum siyasetinin o eski, hasletli köklerine tutunarak vatandaşla "göz hizasında" buluştular. 

Gözlemci olarak samimiyetle biz buna değindik.

Peki ya diğerleri? 

Erzurum'un siyasi hafızasında yer tutamayan, adını bile halkın telaffuz etmekte zorlandığı İYİ Parti İl Başkanlığı bu kervanın başında gelmektedir. Ne yazıktır ki bundan aylar öncesinde yapılan il kongresindeki konuşmasında denk geldiğimiz "söz"ler hep havada kaldığı gibi havanda su dövmekten ileri de gidememiş durumdadır. Tabelalarının ışıklı iyiliği dışında başka iyiliklerinin kalmadığına şimdilik inandığımız bu partimizin, bu şartlarda olası seçimlere katılabilmesini ve oradan nasıl bir başarıyla çıkmayı düşündüğünü de görmek için ciddi oranda beklediğimizi ifade etmek gerekir. 

 

 

"Lale Devri" Rüyasındaki Anahtar Parti

Daha da ilginç olanı ise Anahtar Parti merkez il teşkilatının durumu. Henüz yolun başında olmalarına rağmen, sanki yılların kazanımına sahipmişçesine bir "Lale Devri saltanatı rüyası" içerisindeler. Ellerindeki kısıtlı gönüllü insan sermayesi ve potansiyelini sokağa inip ter dökmek yerine, o yönde atım atanların emeğini de "oturduğu yerden kazanma" rehavetiyle bir miras yedi mantığıyla tüketen bu yapı, Erzurum'un gerçeklerinden ne kadar kopuk olduklarını kanıtlar nitelikte. Sahada terlemeyen ve hatta olmayan, cepten yiyerek sadece ışıklı neon tabelalarında ışıl ışıl var olanların  bu şehirde geleceği inşa etmesi mümkün mü?

Şurası bir gerçektir ki! 

Genel Başkanlarının şehre gelişiyle "saman alevi" misali bir hareketlilik sergileyebilen ve o rüzgâr geçince, çıkmaz sokaklarının birkaç ilçe gayreti dışında yine eski sessizliğine büründüğünü görmeyenlerin, bu şehrin yarınlarına dair ne tür bir katkı sağlayacakları ise muallâkta kalan bir durum olarak karşımızdadır... 

Şehrin kadim sokaklarında izi olmayan, halkın sofrasında yer bulunmayan bir siyaset anlayışının, Erzurum gibi bir "kale"de karşılık bulması ise imkânsızlıktan geçtik, mümkünsüzlüğünün ifadesidir... 

Üzülerek ve itiraf ederek belirtmeliyim ki; bu saman alevi ateşinin sıcaklığına ilk etapta bizlerde kandık iyi mi? 

Bu şehrin kayıp siyasetçileri sadece kendi çıkmaz sokaklarında kaybolanlar mı?

Elbette ki hayır!

 

 

Adı var olan ama kendisi yok bir CHP teşkilatımız da var bizim. 

Düşünsenize; koca bir ana muhalefet partisinin Çat ve Şenkaya dışında, Erzurum'daki sessizliği... 

CHP il teşkilatı, bugün ne adıyla ne de o meşhur altı oklu logosuyla Erzurum'un mahallelerinde, köylerinde veya çarşılarında anılmıyor. Şehrin dokusuna dokunmayan, vatandaşın gündemine girmeyi dahi denemeyen bir anlayış, tıpkı bir önceki mirasyedi partimiz gibi tabeladan ibaret kalmaya mahkûmdur.

Sakın unutulmasın!

Erzurum siyaseti, sadece seçim döneminde hatırlanacak bir "oy deposu" değildir. Bu kadim şehir; İbrahim Küçükoğlu ve Adem Yurdagül'ün sergilediği o "bizden biri" sıcaklığını, sahadaki o samimi kucaklaşmayı her şeyin üstünde tutar.

Saman alevi gibi parlayıp sönenlerin, lale devri rüyasında cepten yiyenlerin ve kendi logosuna bile yabancılaşanların Erzurum'da bir hikâye yazması imkânsızdır. 

Zira Dadaş bilir ki; gönülde olmayanın, sahada hiçbir hükmü yoktur.

En kısa zamanda "belediyeler" ve başkanlarımızı içeren gözlem ve yorum yazımızda buluşmak umuduyla, bayramımızın gerçek bir bayram mantığı ve özlemi temennisiyle hayırlı bayramlar efendim…

 

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —