ABD Adalet Bakanlığı'nın (DOJ) kamuoyuna açtığı yeni Epstein belgeleri, milyarder Jeffrey Epstein'in cezaevindeki ölümüne ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Olay yeri ve otopsi fotoğrafları, resmi kayıtlardaki "intihar" kararını sorgulatıyor.
Jeffrey Epstein dosyasında sular bir kez daha durulmuyor. ABD Adalet Bakanlığı'nın mahkeme kararıyla yayımladığı ve yaklaşık 3 milyon sayfadan oluşan son belge paketinde, Epstein'in 10 Ağustos 2019'da New York'taki Metropolitan Correctional Center (MCC) cezaevindeki hücresinde ölü bulunmasının hemen ardından çekilen olay yeri ve otopsi fotoğrafları da yer aldı.
Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ve adli tıp birimleri tarafından kayda alınan görüntüler, Epstein'in ölümünün resmi kayıtlarda "intihar" olarak geçmesine rağmen, kamuoyundaki cinayet şüphelerini yeniden gündeme taşıdı.
Boyundaki Derin İzler ve Kırıklar Dikkat Çekiyor
Yayımlanan otopsi fotoğraflarında, Epstein'in boynunun orta bölümünde kanlı ve belirgin bir yara izi açıkça görülüyor. Resmi raporlarda bu iz "asıya bağlı boğulma" olarak tanımlansa da, bazı adli tıp uzmanları bu bulgunun hyoid kemiği (dil kemiği) kırığı ile örtüştüğüne dikkat çekiyor.
Uzmanlara göre hyoid kemiği kırıkları, intihar amaçlı ası vakalarında nadir, ancak elle boğma sonucu gerçekleşen cinayetlerde daha sık rastlanan bir bulgu. Fotoğraflarda ayrıca Epstein'in gözlerinde kılcal damar çatlamaları ve boyun çevresinde çoklu morluklar da kayıt altına alındı.
Hücrede Olağandışı Dağınıklık
Dosyada yer alan yaklaşık 90 olay yeri fotoğrafı, Epstein'in kaldığı hücrenin ölüm gecesindeki halini gözler önüne serdi. Görüntülerde;
Yatak çarşaflarının parçalanmış ve bükülmüş olduğu,
Zeminde çok sayıda reçeteli ilaç kutusu bulunduğu,
Elektrik kablolarının hücre içinde dağınık halde yer aldığı görülüyor.
Bu tablo, bazı çevreler tarafından "sahneleme izlenimi" olarak yorumlanırken, hücreye dışarıdan bir müdahale olup olmadığı sorusunu da yeniden gündeme getirdi.
Baden: "Cinayet İhtimali Göz Ardı Edilemez"
Belgelerde yer alan detaylar, Epstein'in ailesi tarafından görevlendirilen ünlü patolog Dr. Michael Baden'ın daha önce yaptığı açıklamaları da tekrar hatırlattı. Baden, Epstein'in boynunda tespit edilen üç ayrı kırığın, klasik ası vakalarında son derece nadir görüldüğünü belirtmiş ve bu bulguların strangülasyon (elle boğma) ihtimaliyle daha uyumlu olduğunu savunmuştu.
Ortaya çıkan yeni fotoğraflar, Baden'ın bu görüşlerini destekler nitelikte değerlendirilerek dosyada yer aldı.
Kamera Kayıtları ve Gözetim İhmali
Yayımlanan tutanaklarda, Epstein'in hücresini gören iki güvenlik kamerasının ölüm gecesi çalışmadığı ve herhangi bir görüntü kaydı alınamadığı bilgisi de doğrulandı. Ayrıca Epstein'in daha önce "intihar gözetimi" altında olmasına rağmen, o gece tek başına bırakıldığı ve gardiyanların rutin kontrolleri yapmadığı da belgelerde açıkça yer aldı.
Tüm bu ihmaller zinciri, Epstein'in ölümüyle ilgili "intihar mı, cinayet mi?" sorusunun yıllar sonra bile neden yanıtlanamadığını bir kez daha ortaya koydu