Tarih: 27.02.2026 01:00

Dünya Yanıyor, VIP Salonda Şampanya Patlıyor

Facebook Twitter Linked-in

İklim Zirvesi, Kömür Gerçeği

Her yıl bir zirve. Dev ekranlar, süslü konuşmalar, alkışlar. Mikrofonu kapan "Gezegeni kurtaracağız" diyor. Sonra özel jetine binip gidiyor.

"Bal tutan parmağını yalar" demiş atalar. Bizim çağda bal, karbon kredisi oldu. Yakan da satıyor, söndüren de.

United Nations çatısı altında toplanan liderler iklim için söz veriyor. Aynı hafta fosil yakıt yatırımları artıyor. "Sürdürülebilirlik" kelimesi sponsorluk tabelasına dönüşmüş.

World Economic Forum sahnesinde geleceğin parlak olduğu anlatılıyor. Ama o parlaklık güneşten değil, projektörden geliyor. Çünkü gerçek güneş altında kuruyan tarlada, sellerle yıkılan evde, susuz kalan köyde.

"Ateş düştüğü yeri yakar" derler. Yanlış. Bu çağda ateş herkesi yakıyor ama önce yoksulu kavuruyor. Zengin klima açıyor, fakir pencere arıyor.

Savaşın Faturası, Barışın Reklamı

Bir yerde savaş çıkıyor. Ekranlarda haritalar, analizler, uzmanlar. Ama kimse şu cümleyi yüksek sesle kurmuyor: Savaş, bazıları için ticarettir.

NATO genişliyor, silah şirketlerinin hisseleri yükseliyor. Barış konuşulurken bütçeler savunmaya akıyor.

"Davulun sesi uzaktan hoş gelir." Bombanın sesi uzaktan strateji, yakından trajedidir.

Bir ülke yıkılırken başka bir ülkenin borsası yükseliyor. Tesadüf mü? Yoksa düzen mi?

Güler misin ağlar mısın? İnsan hakları konferansında alkış tutanlar, başka coğrafyada gözyaşını görmezden geliyor. Çünkü çıkar, vicdandan daha organize.

Algı İmparatorluğu

Küresel medya devleri gerçeği paketleyip servis ediyor. Hangi kriz büyütülecek, hangisi küçültülecek karar veriliyor.

"Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar" atasözü evrenselleşti. Küresel ölçekte doğruyu söyleyen ya susturuluyor ya itibarsızlaştırılıyor.

Bir kriz olduğunda ilk soru şu olmuyor: "İnsanlar nasıl etkilenir?"
Soru şu: "Piyasalar nasıl etkilenir?"

Bu çağda insan ikinci sırada, grafik birinci sırada.

Dijital Kölelik ve Konfor Zinciri

Telefon elimizde, dünya cebimizde. Ama özgür müyüz?

Verilerimiz satılıyor, tercihlerimiz yönlendiriliyor. "Ücretsiz" sandığımız platformların bedelini mahremiyetimizle ödüyoruz.

"Görünen köy kılavuz istemez" derlerdi. Ama algoritma köyü görünmez yaptı. Kimin neyi göreceğine başkası karar veriyor.

Konfor zinciri altın kaplama. Fark etmiyoruz. Çünkü zincir rahatsız etmiyor; bağımlı ediyor.

Küresel Adalet Masalı

Dünya eşit doğmadı belki ama bu kadar adaletsiz de olmak zorunda değildi.

Bir tarafta gıda israfı tonlarla ölçülüyor, diğer tarafta açlık istatistikle anlatılıyor. Bir tarafta obezite sorunu, diğer tarafta bir dilim ekmek kavgası.

"Komşusu açken tok yatan bizden değildir" sözü sadece mahalle için değil, gezegen için de geçerli olmalıydı. Ama küresel sistem mahalle değil, holding gibi yönetiliyor.

Peki Ne Yapmalı?

Önce gerçeği görmek. Sonra konforu sorgulamak.

Çünkü dünya yanarken selfie çekmek çözüm değil.

Sert mi oldu? Dünya daha sert.
Alaycı mı oldu? Gerçek daha ironik.

Bu çağda en büyük devrim, bilinçtir.
En büyük direnç, sorgulamaktır.

Unutma:
İmparatorluklar silahla değil, çürümeyle yıkılır.
Ve çürüme alkışla başlar.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —