Tarih: 05.02.2026 02:41

Depremzede anne Ayşe Taşar Berk, kaybettiği ailesinin mezarı başında konuştu: ‘Hakkımı helal etmiyorum’ - Videolu Haber

Facebook Twitter Linked-in

6 Şubat 2023'te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde Adıyaman'daki Göçer Apartmanı'nda eşini ve iki kızını kaybeden Ayşe Taşar Berk, depremin yıl dönümünde Deprem Şehitliği'nde ailesinin mezarını ziyaret ederek, yaşadıklarını ve tepkilerini dile getirdi. Berk, anma etkinliklerine tepki göstererek, "Valiliğin önünden Saat Kulesi'ne kadar yürümek anmak değildir; anma, mezarlığa gelip bu insanlardan özür dilemektir" dedi.

"Dört Kişilik Çekirdek Bir Ailenin Annesiydim"

Depremde çekirdek ailesini kaybettiğini belirten Ayşe Taşar Berk, "Dört kişilik çekirdek bir ailenin annesiydim. Depremde kızlarım Meryem, Hayrunisa ve eşim Vehbi Usta'yı kaybettim. Sülaleden çok var ama çekirdek ailemin hepsini kaybettim."

"27 Saat Enkaz Altında Kaldım"

Kendisi de enkaz altında kalan Berk, "Ben de enkaz altındaydım zaten. 27 saat enkazda kaldım. Çocuklarımın çıktığı umuduyla sürekli o saate kadar bekledim. Son saatte ailemin Antalya'dan kurdukları ekip gelince çıkarıldım. Saatin farkında değildim" dedi.

"Bombalandığımızı Sandım"

Deprem anındaki psikolojisini anlatan Berk, yaşadığı korkuyu şu sözlerle dile getirdi:

"Birkaç saat enkazın altında kaldım sanıyordum ama görevli sağlık ekibine sorduğumda 27'inci saat dedi. Kaç şiddetinde olduğunu sorduğumda "7.6 büyüklüğünde" dedi, hatta çok özür diliyorum bu insandan. O anki psikolojiyle küfür bile ettim. "13 büyüklüğünde oldu" dedim. Yani 7.6 olması imkansız. Yıkıldı yani. Ben ikinci depremde zaten bunun bir deprem olduğunu hissettim. Adiyaman'ın bombalandığını, savaşın çıktığını sandım. Çünkü o deprem esnasında çıkan ışıkla ve sarsılmalardan, evin yıkılmasından dolayı kesin bomba atıldı ve bizim binaya düştü zannettim. Fakat ikinci depremi de enkazda yaşayınca bunun bir deprem olduğunun farkına vardım. Öyle çok zorlu bir 27 saatti. Açlık hissetmedin, susuzluk hissetmedin. Sadece dışarıdaki insanlar var mı? Acaba herkes mi enkaz altında kaldı? Neden kimse gelmiyor? Sürekli bu sorularla cebelleşip duruyorsun. Sürekli bağırdım kızlarımın sesini duymak için. Eşim zaten ilk etapta bina yıkıldığı an hissettim vefat ettiğini. Çünkü gözümün önünde yıkıldı ev, oda. Üzerine duvar patladı, tavan çöktü. Sonrasını ben de hatırlamıyorum zaten. Acı bir gündü. Yani kalanlar için utanç verici bir gündü. Üç gün..."

"Açlık ve Susuzluk Hissetmedim, Sadece Kızlarımın Sesini Bekledim"

Enkaz altındaki 27 saatin tarif edilemez olduğunu vurgulayan Berk, "Öyle çok zorlu bir 27 saatti. Açlık hissetmedin, susuzluk hissetmedin. Sürekli 'dışarıda insanlar var mı, herkes mi enkaz altında, neden kimse gelmiyor' sorularıyla cebelleşiyorsun. Sürekli bağırdım kızlarımın sesini duymak için" dedi.

"Bu İhmalin Sorumlularının Boynuna Olsun"

Kaybın sorumlularına tepki gösteren Berk, "Benim kızlarım ikinci gün çıkarıldı. Ben ertesi gün çıkarıldım. Benden 24 saat sonra da kızlarım çıkarıldı, cansız bedenleri. Kızlarımın ölümü... Bu ihmalin sorumlularının boynuna olsun. Sadece benim ailem değil, bunca yatan bütün herkesin vebali, bu ihmalleri oluşturan, ortaya çıkaran insanların boyunlu olsun. Hiçbir şey demiyorum, hakkımı da helal etmiyorum. Helallik bu kadar kolay verilmez. Kolaysa gelsinler, mezarın altındakilerden helallik istesinler. Bir insan canı ihmale uğrayacak kadar ucuz değil asla. Sadece gidenler, gidenler kurtuldu. Kanadımız kırıldı ya. Kanadımızı kıranlar utansın. Ben kimseyi de affetmiyorum, affetmeyeceğim" dedi.

"Bu Anma Gecesi Değil, Utanç Gecesi Olmalı"

Anma etkinliklerine de tepki gösteren Berk, "Lütfen bu 6 Şubat gününü de ranta çevirmesin hiç kimse. Bu anma gecesi değil, utanç gecesi olması lazım. Lütfen herkes saygılı olsun. Nasıl 3 gün boyunca Adıyaman'ın sesi duyulmadıysa, o anma gecesini kenetlenip yürüyüş yaparak da... Yani ben kendi adıma bunu bir hakaret olarak algılıyorum. Başka hiçbir açıklamasını da kabul etmiyorum yani. Büyük kızım üniversiteye hazırlanıyordu, 17 yaşındaydı. Küçük kızım yedinci sınıfta, 13 yaşındaydı. Çok başarılılardı. Okul hayatlarında çok güzel yerlere geleceklerine emindim. Nasip olmadı, görmek nasip olmadı. Çok hayallerimiz vardı. Hepsi yarım kaldı. Eşim 49 yaşındaydı. Enkazdan benden 2 saat sonra çıkarıldı. Çünkü yan yanaydık. Zaten ben çıkarıldığım zaman kepçenin sesini duydum. Umudu kestiğim an o kepçenin sesini duydum. Fakat "kimse var mı, yaşayan var mı?" diye sorulduğunda ben sadece kızlarımın sesini dinlemek istedim. Çünkü ben daha çok merak ediyordum onların yaşayıp yaşamadığını. Benden 2 saat sonra eşim de çıkarıldı. Yine de bir umutla "bekletin eşimi" dedim. "Kızları çıksın, babalarını son kez olsun görsünler" dedim ama bilmiyordum onların da gittiğini. Ben görmedim. Vedalaşamadım. Zor. Ağlamamak için çocuklarıma söz verdim, ağlamayacağım. Onların yanına gidene kadar gözyaşlarımı kimsenin yanında akıtmayacağım. Kanadımı kırdılar. Ben başka hiçbir şey istemiyorum. Yani hiçbir beklentim yok. Kaybedecek bir şeyim kalmadı çünkü. Kolumu kaybettim, sol kolumu. Hani var ama işlevi yok. Hala tedavi sürecindeyim. Ama artık onu da bitirmek zorunda kalıyoruz. Valiliğin önünden kalkıp da Saat Kulesi'ne kadar kenetlenip yürümek anmak değildir. Eğer anılacaksa 3 gün boyunca yetişemeyen yetkililer Valiliğin önünden çıkıp mezarlığa kadar yavaş yavaş çok ağır adımlarla gelip buradan bu insanlardan yatan herkesten özür dilemeleri gerekiyor. Anma budur. Ben utanıyorum ya. Üçüncü senesi ve ben Saat Kulesi'nin oradaki yürüyüşe asla katılmadım, katılmayacağım da. Çok anmak istiyorlarsa, oradan buraya kadar ağır ağır yürüsünler. Yani bunun anlamı nedir biliyor musunuz; "Evet, yetişemedik ve sonuç burada sonuçlandı. Anlayacaksanız böyle anın." Başka da hiçbir şey değil. Söyleyecek hiçbir şeyim yok" ifadelerini kullandı.

"Saat Kulesi Bana Sadece Acıyı Hatırlatıyor, Yıkılması Taraftarıyım"

Saat Kulesi'nin kendisi için bir simge değil, acının kaynağı olduğunu söyleyen Berk, "Saat Kulesi'nin hemen yanındaki Göçer Apartmanı'nda oturuyorduk biz. Toplamda 7 kattı. Ben 6'ıncı katta oturuyordum. Yani depremin 8'inci saniyesinde yıkılmış. Saat Kulesi yakınlarını kaybetmiş bir insan olarak bana acıdan başka bir şey ifade etmiyor. Tamam bu belki Adıyaman'ın simgesidir. O saat 4.17'de durabilir. Çünkü insanın hayatı durdu. Saatin durması çok normaldi. Ben o Saat Kulesi'nin yıkılmasını beklerken insanlar, yakınlarını kaybeden herkes acıyı farklı yaşıyor. Tamam anlayabiliyorum ama orası bana acıdan başka bir şey hatırlatmıyor. Yani oranın 4.17' durduğuna dair görüntüsü ve 6 Şubat yazısı... Depremden bu yana ben Saat Kulesi'nin oradan geçemiyorum. Geçmek istemiyorum. Sürekli o günü bana hatırlatıyor. O anları, 27 saat yaşadıklarımı bana anımsatıyor. Başka hiçbir şey değil. Saat Kulesi'nin yıkılması taraftarıyım, çok istiyorum. Yetkililer bunu ne kadar dikkate alır, ne kadar uygulamak ister bilmiyorum. Zaten biz şehit annelerinin böyle bir seçim yapma hakkına sahip olduğumuzu da düşünmüyorum. Tek ben değil birçok kişinin o Saat Kulesi'nin acıdan başka bir şey olmadığını Hatırlatmaktan başka bir şey. Tabi tabi acıyı unutmuyoruz ki biz. Biz acıyı unutamayız. 50 yıl ya da 100 yıl sonra belki acısı olanlar da bu dünyadan gittikten sonra belki normale dönecek. Normalleşemeyiz yani. Ama o orada durduğu sürece o acı sürekli sürekli sürekli kanayacak. Kabuk bağlamayacak yani. Oradan geçince evim hemen saat kulesinin dibinde olduğu için balkona çıktığımda kızlarımın okuldan gelişini izlediğim ya da kızlarımla balkonda kahvaltı yaptığım anlar geliyor aklıma. Ve deprem gecesi. O yüzden kanıyor yani. Oradan geçmiyorum. Geçmek de istemiyorum. Geçeceğimi de düşünmüyorum" dedi.

"Kızlarımın Adını Sınıflarda Yaşatıyorum ama Maddi Destekte Bulunamıyorum"

Berk, kızlarının adını yaşatmak için yaptırdığı iki sınıfa artık sağlık sorunları nedeniyle destek verememenin en büyük kaygısı olduğunu vurgulayarak, "Ben kızlarımın adına iki sınıf yaptırdım. Bana verilen kan paralarıyla. Ve sağ olsun birçok iş adamının, birçok hayırsever, yardımsever insanların katkılarıyla iki sınıfın ana sınıfını komple her şeyle yeni baştan yarattım. Sağ olsunlar, her bir sınıfın ismine de kızlarımın adı verildi. Ben sürekli oraya destek olmak isterken şimdi kolumdan dolayı çalışamıyorum. Oraya maddi destekte bulunamıyorum, çünkü o okul, o mahalle yardıma muhtaç. Kırsal bir kesim. Onların da faydalanmasını istiyorum. Tek korkum o sınıflara yardım edemeyerek, onlara ihanet etmek olacak herhalde. Umarım onların adını sürekli yaşatırım" dedi.

Kaynak : PERRE




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —