Menü Global Bakış
Tarih: 14.03.2026 09:26
CURLING’DE KURA SKANDALI: OY HAKKI TORBADAN ÇIKTI

CURLING’DE KURA SKANDALI: OY HAKKI TORBADAN ÇIKTI

Facebook Twitter Linked-in

CURLING'DE KURA SKANDALI: OY HAKKI TORBADAN ÇIKTI

Türk sporunda zaman zaman tartışmalı olan ama özünde tartışmaya kapalı kararlar görülmektedir. 

Böylesi bir durumu, bu ülkede yaşayan hemen hepimiz kesinlikle ve kesinlikle yaşamışızdır. Birilerinin, kendilerine tahsis edilmiş olunan bazı kanunların, uygulama yönetmeliklerinin veya menfaat doğrultusunda hazırlanmış olunan tüzüklerinin özelliğinden ve özerkliğinden olsa gerek; bu tartışmalar, tartışmasız olarak hep havada kalır ve menfaat doğrultusunda uygulanan, yoruma açık bırakılan hükümler sonrasında da "atı alan Üsküdar'ı" hem de istediği şekilde, rahatlıkla geçebilmektedir.  

Ki bu tartışmaya kapalı, tartışılan kararlar; çoğu zaman, idari olmamakla birlikte "itiraz" kavramına tamamen kapalı olduğundan ve idari yargı yolu dahi tıkalı olduğundan dolayı da "sözde" yönetimlerin takip ettiği ve "tartışmasız" uyguladığı en güzel "çare" olarak ta bilinmektedir… 

 

Tüm1haber.com. / Globalbakis.com. ÖZEL/YORUM/HABER…

 

Bahse konuyla alakalı örneklerin mevcut olduğunu, özellikle sporun içerisinde olanlarımızın büyük bir bölümü elbette ki yaşamıştır!  

Son örneğini; 9 Mart 2026 tarihinde, maalesef gündemimizin kahramanı olan Türkiye Curling Federasyonunda bir kez daha yaşadık…  

 

 

Üstelik Curling camiasında ki bu yaşananlar, yalnızca bir idari karar tartışması değil; spor yönetiminde demokrasi ve temsil adaletinin nasıl yorumlandığına dair ciddi bir kriz olarak!

İddiamızın merkezinde aylardır olduğu gibi yine baş kahramanlarımızın oluşturduğu Türkiye Curling Federasyonu ve bu federasyonun 9 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirdiği kura çekimi var…

Özetle;

Federasyon, yaklaşan genel kurul öncesinde 1. ve 2. lig kulüplerinin genel kurulda oy kullanacak temsilci sayısını 90'dan 58'e düşürdü. Yani bazı kulüpler federasyon yönetiminin belirleneceği genel kurulda oy kullanma hakkını kaybetti!

Ama dikkat çekici olan asıl olay şu: 

Bu kulüpler herhangi bir disiplin cezası nedeniyle, lig dışı kalma nedeniyle ya da statü ihlali nedeniyle değil; sadece kura sonucu oy hakkını kaybetti…!

Başka bir ifadeyle; aynı ligde mücadele eden, aynı şartları taşıyan kulüplerden bazıları genel kurulda söz sahibi olurken, bazıları torbadan isimleri çıkmadığı için (!) tamamen dışarıda bırakıldı.

 

Bu kararın dayandırıldığı gerekçe ise federasyon ana statüsündeki temsil oranları.

Statüye göre kulüp temsilcilerinin dağılımı belirli oranlara göre yapılmak zorunda:

Kâğıt üzerinde bakıldığında dengeli bir temsil modeli gibi görünen bu sistemin uygulamada ciddi bir açmazı var!

Çünkü; curlingde "mahalli veya bölgesel lig" diye bir kategori, fiilen bulunmuyor!

Federasyon bünyesinde yalnızca Süper Lig, 1. Lig ve 2. Lig var. Statüde zorunlu olarak yer alan ve en az %20 temsil edilmesi gereken mahalli veya bölgesel lig kategorisi ise bugüne kadar hiç oluşturulmamış…

Yani temsil sisteminin üçayağından biri, gerçekte hiç var olmamış.

Buna rağmen federasyon, var olmayan bu kategori üzerinden oran hesabı yaparak 1. ve 2. lig kulüplerini %30 sınırına sıkıştırdı ve çözüm olarak kura yöntemine başvurdu.

Ortaya çıkan tablo ise curling camiasında "temsilde kura sistemi" olarak adlandırılıyor…

 

 

Dikkatinizi çekmek isterim!

Sorunun bir başka boyutu daha var.

Federasyonun geçmiş genel kurullarında mahalli ligler yine yoktu. Ama buna rağmen 1. ve 2. lig kulüplerinin tamamı genel kurullara katılabiliyor ve oy kullanabiliyordu.

Yani yıllardır uygulanan sistem bir anda değişti.

Ne gariptir ki,

Bu değişiklik; federasyon seçimlerine kısa süre kala yapıldı…

Bu nedenle curling camiasında şu sorular yüksek sesle sorulmaya başlandı:

Yıllardır uygulanmayan bir yöntem, neden şimdi devreye sokuldu?

Neden kulüplerin oy hakkı bir anda kura torbasına bırakıldı?

Ve en önemlisi: 

Bu uygulama gerçekten statüyü uygulamak için mi yapıldı, yoksa genel kurulun delege aritmetiğini değiştirmek için mi?

Spor federasyonlarında güven duygusu her şeyden önce gelir. Kulüpler, federasyonlara güvenerek liglere katılır, sporcu yetiştirir ve kaynaklarını ortaya koyar.

Ancak oy hakkının kura torbasından çıkmaya başladığı bir sistemde, bu güvenin ciddi şekilde sarsılması kaçınılmazdır.

Ayrıca; bu mesele yalnızca curling camiasının bir iç meselesi veya tartışması olarak görülmemelidir,  görülemez de… 

Türkiye'de spor federasyonları, kamu gücü kullanan kurumlardır;

Ve 

Kararları yalnızca kulüpleri değil, sporun bütün yönetim anlayışını etkiler. 

Eğer bir federasyonun genel kurul delegeleri kura ile belirlenmeye başlanırsa, bu durum yarın başka federasyonlar için de tehlikeli bir emsal oluşturabilir.

Ki

O noktada da mesele artık curling olmaktan çıkar; spor yönetiminde demokratik temsilin geleceği tartışılmaya başlanır.

Ve tam da bu yüzden bugün sorulması gereken soru çok nettir:

Bir federasyonda oy hakkı gerçekten kura torbasına bırakılabilir mi?

Eğer spor yönetiminde demokrasi gerçekten bir kura meselesine indirgenirse, yarın kazananın kim olduğu değil, kuranın kime yaradığı konuşulacaktır.

Ve o gün geldiğinde sporun sahadaki sonucu değil, torbadaki kâğıtlar belirleyici olacaktır.

 

 

Elbette ki

Sporun doğasında rekabet vardır.

Elbette ki

Sahada kazanan olur, kaybeden olur.

Ama spor tarihinde ilk kez; bir federasyonun genel kurulunda kazananı spor değil, kura belirliyorsa, o zaman ortada ciddi bir sorun vardır.

Çünkü spor sahada oynanır.

Federasyonlar ise 

Sözüm ona birileri tarafından ayarlanılarak, hazırlanılmış olunan; tartışmalı olan ama tartışmaya kapalı torbadan çekilen kağıtlarla hiç yönetilemez.

Üstelik "biz kendi aramızda kura çektik, siz artık yoksunuz" mantığıyla; asla… 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —