Menü Global Bakış
Tarih: 10.03.2026 10:46
Coğrafya kaderdir!

Coğrafya kaderdir!

Facebook Twitter Linked-in

Coğrafya kaderdir!

Yaşamanın ve hayatta kalabilmenin bedeli ne kadar ağırdır? Diye bir soru sorulsa, eminim ki bu coğrafyada yaşayan ve nesiller boyunca ayakta kalmayı başarmış olan, kadim insanımızın aklına hemen binlerce, yanlış duymadınız; binlerce sıkıntı gelecektir.

tum1haber.com / globalbakis.com / ÖZEL-YORUM-HABER

Henüz geçenlerde yağan kar, insanımıza çilenin ve çileye katlanmanın ne demek olduğunu bir kez daha hatırlatarak, "coğrafyanın kader olduğu" gerçeğini ortaya koydu diyebiliriz.

 

 

Hayat mücadelesi ve ayakta kalabilmek açısından, insan hayatı için gerekli olan hemen her şeyden, en az iki adet alınmasının kesinlikle ve kesinlikle mecburi olduğu bu topraklarda; bazı gerçeklerin dile getirilmesi bir şikâyetten çok öte, bir gerekliliktir.

Mecburiyettir.

Ayakta ve hayatta kalışın tek çaresidir.

Bizim şu an yaptığımız ise

Gerçeği aleni olarak dile getirmektir…

Coğrafya kaderdir! 

Ki bu durumun, azimle veya başka bir züğürt tesellisiyle uzaktan yakından hiçbir alakası yoktur.

Coğrafya kaderdir! 

Ki bu durumun, birilerinin çaresizliğini ört-bas etmekle veya korumaya çalışmakla kesinlikle bir ilişkisi yoktur.

Coğrafya kaderdir! 

Ki bu durumdan yola çıkılarak, birilerinin bahane üretmesine veya bu üretilen bahanelerin ardında saklanmasına, hiç ama hiç gerek kalmamaktadır.

 

 

Bilinmelidir ki bu topraklarda yaşamanın çok ağır bedelleri vardır. 

Bazen gözyaşı, bazen kan ve bazen de maddi ve manevi yokluğun çaresizlik girdabında, vurgun yemek!

Coğrafya kaderdir, çünkü yaşamış olduğun bu toprağın imkânları senin hayatının bir parçası olarak her daim karşına çıkacak her daim seninle birlikte yaşayacaktır.

Ya da imkânsızlıkları…

Düşünsenize; ömrü hayatınızda bir kez dahi tiyatroya gitmemişseniz, görmemişseniz ve dahi duymamışsanız ve yolunuz da bir şekilde batıya, özellikle de metropollerden her hangi birisine düşmüşse ve gariptir ki kazara tiyatroyla tanıştığınız zaman, görmüş olduğunuzu izah edebilmenin yolu bile kaderin cilveleri arasından geçmektedir. 

Sizin lügatinizde bu durumun açıklaması dahi olmaz.

Bu ve buna benzer ortaya karışık binlerce örnek sayılabilir.

 

      

 

Öncelikle şu hususu belirtmekte fayda vardır. Erzurum dışında her hangi bir yeri görmeyen bir vatandaşın; hayal derecesi ile arada sırada şehir dışına çıkarak, ziyarete gittiği yerlerdeki durumu gördükten sonra dönüşte kurmuş olduğu hayal derecesinin arasında afaki oranda fark oluşacaktır. Korkulan ve bilinen de o dur ki bu fark sayesinde Erzurum ve Erzurum'a benzer şehirlerimizin göçü batıdaki o yerlere doğru akmaktadır.

Burada "göç" koridorunu açık tutan onlarca madde var iken; en büyük etken de ne yazıktır ki, iklim ve ekonomi şartlarının belirleyiciliğidir.

Çok iyi biliniyor ki Erzurum ve Erzurum benzeri şehirler, aylarca kar altında çile yumağıyla oynarken; batıdaki şehirlerde ki insanlar, ekonomik şartlarını iyileştirme yollarına yenisini eklemek için fırsat beklemektedirler. 

 

        

 

Elbette ki o fırsat, hepsi için aynı oranda doğmuyor. 

Ama coğrafyanın teslim almış olduğu, kar altında esaret yaşayanlardan daha şanslı oldukları elbette aşikârdır.

Aslında doğru olarak kabul edilmesi gereken bir durum vardır. Erzurum ve Erzurum'a benzer gelişmekte olan şehirlerden, batı illerine göç eden insanlarımız en doğrusunu değil, çaresizliklerinin vermiş olduğu tek doğrunun peşinde gittiklerinden dolayı, ciddi oranda cesur sayılabilmektedir. 

Bu onların en doğal hakkıdır. 

Kaldı ki gidenlerimizin büyük bir çoğunluğu da amacına ulaşarak gittiği yere adapte ve kök salma işlemini başarıyla gerçekleştirmiş bulunmaktadır.

Hesap ortada; Erzurum dışında yaşayan ve kaderinden kaçan milyonlarca hemşehrimiz var bizim…

 

     

 

Elbette ki doğru birdir. 

Mademki bu topraklar üzerinde eşit yaşayamıyoruz, o zaman eşitliği sağlama yoluna doğru kendimiz bir adım atalım zihniyeti her daim haklılığını ortaya koymuştur.

Yılın sadece birkaç gününde kar gören veya hiç görmeyen, onun dışında sadece yağmur ve arada esen rüzgârların olduğu coğrafyada yaşayan bir vatandaşımız ile aynı kefede ve aynı şartlarda yaşamanın adına eşitlik denilemeyeceğini idrak etmenin vakti ne zaman gelir bilemiyoruz.

Özellikle bu coğrafyada vatandaşa fiziki hizmet veren kurum ve kuruluşların, başta da belediyeler nezdinde ki nüfus oranına göre belirlenen ödenek saçmalığı; bu orantısız eşitlik ilkesinden ne derece sıkıntı yaşadığımızı, çok rahat bir şekilde ortaya koyabilmektedir.

Aynı nüfusa sahip biri kıyı şeridi ilçemiz ile Erzurum ilçelerimizdeki belediyecilik hizmetlerini eş değerde görmek, aynı kefede tartmak ne kadar adil bir adımdır, elbette ki tartışılır. 

 

       

 

Tüm bu adımların içerisinde, bütçesini; yılın hemen her ayında, park ve bahçe düzenlemesine ve hatta ilçesinin güzelleştirilmesine harcayan o belediyeler ile kar altında bütçe sıkıntısıyla baş ederek, hizmet vermeye çalışan coğrafyamızın belediyelerine aynı gözle bakmak ve eleştirmek ise akla ziyan bir adım olarak görülmelidir. 

Elbette ki hemen her kurumun büyük oranda eksiklikleri, iletişim bozuklukları ve dahi olumsuz atılmış olabilen adımları vardır. 

Olacaktır da…

Ancak olumlu bir yaklaşım ve mantık sınırları çerçevesinde olmayan imkânları kullanarak, hizmeti doğru ve tam olmasa dahi en azından o zamanın durumuna göre yerine getirmek, her daim mümkündür.

Nasıl mı?

Mesela

Gündüz saatlerinde trafiği felce uğratarak değil, gece yarısı zaten boş olan ana arterleri temizleyip; tam aksine, gece yarısı araç parkı dolu olan sokaklarda, anonslarla araç kaldırılması talimatı vermek yerine, gündüz boş olan ara sokaklara girerek.

Basit bir adım ama uygulanabilirliği her zaman mümkündür.

Yoksa bizlerde biliyoruz ki, bu kar temizliğini komşu ilin belediyesi değil, ilimizin veya ilçemizin belediyesi yapmıştır. Yoksa gündüz en yoğun saatlerde"dostlar alış-verişte görsün mantığı içerisnde" trafiği felç ederek, kar temizliği yapmanın kimseye hiçbir yararı olmadığı gibi güzel düşünceleri dahi zayıflatabilmektedir. 

Sonuç,

Bir kez daha coğrafyanın kader, hem de bedeli çok ağır olan bir kader olduğu yönündedir. 

Bırakıp gidelim mi? 

Elbette ki hayır. 

Biraz olsun kaderimiz güzelleşsin diye dünyanın dört bir yanına yardım elini uzatan devletimizden, belediyeler ödenek durumuna özellikle ve özellikle "kar esareti" tazminatı koymasını isteyebiliriz.

 

 

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —