Benim bir yolum vardı - düşmana ölüm, vatan toprağının özgürlüğü ve bu yolda elimden geleni yapmak. Ama insanın hayatında öyle bir an olur ki, her şeyi değiştirir, kaderin yönünü başka bir yola çevirir. Benim hayatımı değiştiren an da öyle bir olayla başladı.
1990 yılının sessiz bir mart gecesiydi. Gazah'ın Abbasbeyli köyünde yaşıyorduk. Köyün ortasından Bağanıs Ayrım'a giden bir yol geçerdi- o yol sadece toprakları değil, insanların kaderlerini de birbirine bağlardı.
O gece acı haber yıldırım gibi her tarafa yayıldı: "Bağanıs Ayrım'da katliam olmuş…" Herkesin yüzüne korku, çaresizlik çökmüştü. Göyde uçan kuşlar bile kanad sakladi... Dediler ki, yedi kişi öldürülmüş, üçü yaralanmış. Öldürülenlerin hepsi bir ailenin fertleriydi - anne, baba, bebek, nine… hepsi diri diri yakılmıştı. Yeni doğulmuş 39 günlük zavallı cocuk bile acımasızcasına yakılmıştı.
Ertesi gün, 24 Mart sabahı, köyün sessizliğini motor sesleri böldü. Büyük kamyonlar yoldan geçiyordu. Kasalarına saman serilmiş, üzerlerine beyaz örtüler örtülmüştü. Köy halkı siyah kelegayı arıyor, kimisi ağlıyor, kimisi susuyordu. Herkes yola dökülmüştü; kim gözyaşını tutamıyor, kim sadece uzaklara bakıyordu.
Ben o kalabalığın içinde saga-sola koşan, ağlayanlara bakarak olanları tam anlamayan küçük bir çocuktum. İçimde hem korku vardı, hem merak, hem de adını koyamadığım bir acı. Adımlarım beni kendi kendine kamyonun yanına götürdü. Yavaşça kasanın kenarına tırmandım, içeri baktım…
Şimdiye kadar o anı hiç unutamadım. Yanmış, kömüre dönmüş bir kadın cesedi - yanında küçücük bir çocuk. Ölüm bile onları ayıramamıştı.
O manzara içimde bir dünyayı yıktı, başka bir dünyayı kurdu. O günden sonra içimdeki çocuk öldü - yerine vatan uğruna savaşmayı dileyen bir genç doğdu. Düşmana nefretim, toprağa sevgim her gün büyüdü.
Sonraki yıllarım savaşın tozu ve dumanı içinde geçti. Yıkılan evler, sığınaklarda geçirilen geceler, annelerin feryadı… Biz o yıllarda çocuk olmadık, cocuk hayatımızı yaşamadık - sadece büyüdük. Ama benim için her şey o yolda başladı - Bağanıs Ayrım yolunda.
Yıllar geçti. Ne zaman o yolun adını duysam, gözümün önüne yine o beyaz örtülerle kaplı kamyonlar gelir. Düşünürüm: insanın kaderini bazen bir an, bir bakış, bir alev değiştirir.
Benim kaderimi değiştiren alev ise, bir annenin ve küçük bir çocuğun sönmüş bedeninden yükselen Bağanıs Ayrım'ın aleviydi (Albay Eldeniz Namazov'un çocukluk anılarından esinlenilerek kaleme alınmıştır. Şehitlerimizi rahmet ve saygıyla anıyoruz.)
Bağanıs Ayrım. Bağanıs Ayrım köyü, Gazah rayonunun Eskipara idari bölgesine bağlıydı. XVIII. yüzyılın başlarında kurulan ve eskiden Seyid Ayrım adıyla bilinen bu yerleşim yeri, tarih boyunca defalarca saldırıya uğramış ve bunun sonucunda köy halkı yerleşim yerini değiştirmek zorunda kalmıştır. Bu süreçte Ermenilerin düşmanca politikalarının yanı sıra Rusların onlara verdiği destek de belirli bir rol oynamıştır. Sovyet döneminde de bu politika devam etmiş, 1984–1985 yıllarında Gazah rayonuna ait 2105 hektar arazi Ermenistan'a verilmiştir. Bunun sonucunda köy fiilen Ermeni yerleşim birimleriyle çevrili hale gelmiştir.
İşgal öncesinde köyde yaklaşık 450 kişi yaşamaktaydı. Burada 101 ev ve 113 hane bulunuyordu. Halkın başlıca geçim kaynakları hayvancılık ve arıcılıktı; şahsi işletmelerde 300'den fazla büyükbaş hayvan besleniyordu. Köyde ilkokul, sağlık ocağı, kulüp, kütüphane ve iki mağaza faaliyet göstermekteydi. Bağanıs Ayrım, Aşağı ve Yukarı Eskipara köyleriyle birlikte M. E. Sabir adını taşıyan üzümcülük sovhozunun bünyesinde yer alıyordu.
Köyün içinden geçen ve Gürcistan ile Ermenistan'ı birbirine bağlayan karayolu, stratejik açıdan köyün hassas bir konumda bulunduğunu gösteriyordu.
23 Mart'ı 24 Mart'a bağlayan 1990 gecesinde Bağanıs Ayrım köyü, Ermeni silahlı grupların saldırısına uğrayarak işgal edildi. Gece saatlerinde gerçekleştirilen bu saldırı sırasında evler yağmalandı ve yakıldı, siviller öldürüldü ve ağır vahşetler yaşandı. Sonuç olarak bir ailenin beş üyesi — Dadaş Esliyev, eşi Pakize, kızları Hava Hanım ve Aliye, torunu Hafiz — ile birlikte köy sakini Almemmed Meherremov dahil olmak üzere birkaç kişi diri diri yakıldı; köyü savunan polis memuru Mecid Ehmedov öldürüldü. Ayrıca birkaç kişi de yaralandı. Hayatını kaybedenler arasında 75 yaşında bir yaşlı ile henüz 39 günlük bir bebeğin bulunması, yaşanan trajedinin büyüklüğünü ve acımasızlığını bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Olay sonucunda 17 ev yakıldı, 11 ev yağmalandı, köy halkı ise ata yurtlarından koparılarak farklı bölgelere dağıldı. Böylece Bağanıs Ayrım, Azerbaycan tarihinde işgal edilerek yakılan ilk köylerden biri olarak hafızalarda yer etti.
Bu olayın cezasız kalması, sonraki yıllarda daha büyük trajedilere zemin hazırladı. Nitekim 1992 yılının Şubat ayında Hocalı'da yaşanan soykırım sırasında benzer vahşetler daha geniş çapta tekrarlandı. Ermenistan'ın Azerbaycan'a karşı askeri saldırısı sonucunda Gazah rayonunun Bağanıs Ayrım, Yukarı ve Aşağı Eskipara, Heyrimli, Kızıl Hacılı, Sofulu ve Barhudarli köyleri işgal edilerek yıkıldı ve yakıldı; bunun sonucunda 6500'den fazla insan zorunlu göçmen durumuna düştü.
Günümüzde de işgalin izleri varlığını sürdürmektedir. Bu köylerde bulunan çok sayıda maddi ve kültürel miras örneği, eski kaleler, köprüler, dini ve mimari yapılar ile birlikte okullar, sağlık kuruluşları ve kütüphaneler yok edilmiştir. Böylelikle Bağanıs Ayrım faciası, yalnızca bir köyün değil, tüm bölgenin tarihinde derin iz bırakmış, hafızalarda acı ve ibret verici bir olay olarak kalmıştır. Bağanıs Ayrım faciası, bir ailenin kaderinde de silinmez izler bırakarak bir annenin - Nigar annenin - kalbinde kapanmayan bir yaraya dönüştü. Bu öyle bir yaradır ki, yıllar geçse de kabuk bağlamaz; aksine her geçen gün daha da derinleşir ve yeniden sızlar. O ağır günlerin hatırasına dönmek bile Nigar anneyi hüzünden boğar, sözlerini yarıda bırakmasına neden olur.
Kamran 29 Ağustos 1959'da, kardeşi Bahtiyar ise 1 Ocak 1961'de dünyaya gelmişti. Her iki kardeş de ortaokulu üstün başarıyla tamamlamış; Kamran Azerbaycan Petrol ve Kimya Enstitüsü'nde, Bahtiyar ise Politeknik Enstitüsü'nde yükseköğrenim görmüştü. Eğitimlerini tamamladıktan sonra her ikisi de görevle Türkmenistan'a gönderilmiş, Kamran üç yıl, Bahtiyar ise bir yıl çalıştıktan sonra Vatan'a dönmüştü. Karakter olarak farklı olsalar da ikisi de ailenin dayanağıydı: Kamran daha romantik, neşeli ve sosyal; Bahtiyar ise ağırbaşlı, sakin ve ölçülü bir insan olarak tanınıyordu.
20 Ocak 1990'da Bakü'de yaşanan kanlı olaylar Kamran'ı da derinden sarsmıştı. Denizden dönerken şehirde olup bitenlere kayıtsız kalamamış, gece boyunca yaralıları hastanelere ulaştırmak için elinden geleni yapmıştı. Ancak aynı yılın Mart ayı bu aile için daha ağır sınavlarla hatırlandı. 21 Mart'ta kardeşlerin teyzesi vefat etti ve onlar Gazah rayonunun Çaylı köyüne gittiler. Henüz kaderin daha acı hükmünün onları beklediğinden habersizdiler. 23 Mart'ı 24 Mart'a bağlayan 1990 gecesinde Kamran, Bahtiyar ve teyzelerinin oğlu Hegani Saniyev'in hayatı trajik şekilde yarım kaldı. Kamran ve Bahtiyar evli, Hegani ise bekârdı. Onları bir araya getiren yas acısı, bir anda başka bir haberin gölgesinde kaldı.
O gece Gazah rayonu ve çevre köylere korku dolu bir haber yayıldı: Bağanıs Ayrım köyü kuşatma altına alınmış, köy halkı büyük tehlike içindeydi. Bu haberi duyan herkes gibi bu üç genç de tereddüt etmeden yardıma koştu. Köye doğru yola çıktılar. Ancak yol onları ölümün kucağına götürdü — yönlerini kaybederek Yukarı Eskipara köyü yakınlarında pusuya düştüler. Araç kurşunlandı, gençler ise sağ olarak ele geçirildi.
Bu noktaya kadar olaylar birer gerçek olarak hatırlanır; ancak sonrasında yaşananlar zamanla farklı anlatımlara dönüşmüştür. Kimi onların bağlanarak saman yığınının altında yakıldığını söyler, kimi ise farklı şekilde anlatır. Ancak değişmeyen tek gerçek vardır: düşmanın eline geçen bu gençlerin hayatı acımasızca sonlandırılmıştır.
Faciadan birkaç gün sonra Nigar annenin kapısına bir Ermeni getirilerek ondan intikam alması istenir. Ancak anne, beklenmedik bir şekilde büyük bir manevi güç göstererek şöyle cevap verir: "Benim evlatlarımı bu adam öldürmedi. Bunun ne suçu var? Bu da birinin evladı…" Bu sözler, bir annenin kalbindeki acının ne kadar derin, aynı zamanda insanlığın ne kadar yüce olduğunu gösterir. Bu olayın üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen Kamran, Bahtiyar ve Hegani'nin akıbeti hâlâ bilinmemektedir. Nigar anne için ise zaman adeta durmuş gibidir — hâlâ yol gözlemekte, hâlâ umudunu kaybetmemektedir. Bu hikâye yalnızca bir ailenin trajedisi değil, aynı zamanda hafızalardan silinmeyen bir insanlık dersidir.
Bağanıs Ayrım, Yukarı Eskipara, Aşağı Eskipara, Heyrimli, Kızılhacılı, Sofulu ve Barhudarli köyleri uzun yıllar işgal altında kaldıktan sonra 2024 yılının Mayıs ayında delimitasyon süreci çerçevesinde Azerbaycan'a iade edilmiştir. Bu gelişme askeri operasyonlarla değil, esasen devletler arası müzakereler ve sınırların belirlenmesi (delimitasyon) sonucunda gerçekleşmiş ve Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünün yeniden sağlanması yönünde önemli bir aşama olarak değerlendirilmiştir.
Bağanıs Ayrım köyünün uzun yıllardan sonra işgalden kurtarılması, Azerbaycan tarihinde önemli ve gurur verici olaylardan biri olarak kabul edilmektedir. Gazah rayonunun bu kadim köyünün geri alınması yalnızca toprak bütünlüğünün sağlanması değil, aynı zamanda tarihi adaletin tesis edilmesi açısından da büyük önem taşımaktadır.
Bu başarının elde edilmesinde Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in yürüttüğü kararlı ve hedef odaklı siyaset belirleyici rol oynamıştır. Onun liderliğinde yürütülen diplomatik faaliyetler, siyasi irade ve milli çıkarlara dayanan stratejik yaklaşım sayesinde Azerbaycan'ın egemenliği güçlenmiş, işgal altındaki toprakların geri kazanılması yönünde önemli sonuçlar elde edilmiştir.
Bağanıs Ayrım köyünün geri alınması aynı zamanda yıllardır yurt hasreti çeken insanların umutlarının gerçeğe dönüşmesi anlamına gelmektedir. Bu topraklardan göç etmek zorunda kalan sakinler için doğdukları yerlere dönüş artık mümkün hâle gelmektedir. Bu durum yalnızca bir coğrafyanın değil, aynı zamanda bir halkın hafızasının, kültürünün ve manevi değerlerinin yeniden canlanması demektir.
Bu vesileyle Azerbaycan halkı, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e derin minnettarlığını ifade etmektedir. Onun ileri görüşlü politikası ve kararlı tutumu sayesinde ülkenin toprak bütünlüğü sağlanmış, yıllarca süren bir adaletsizlik sona erdirilmiştir.
Bağanıs Ayrım'ın özgürlüğüne kavuşması bir kez daha göstermektedir ki Azerbaycan devleti, tarihî topraklarını koruma ve yeniden kazanma kararlılığındadır ve bu yolda atılan adımlar, halkın birliği ve devletin gücüyle daha da pekişmektedir.
İlhame GASABOVA
Toyşad Azerbaycan sorumlusu