Türkiye/Azerbaycan - 4 Şubat - Glibalbakis.com
Azerbaycanlı Çevre Uzmanı ve Sosyolog İrade Hasanova,
Globalbakış.com'a Uluslararası Gazeteci Ülker Piriyeva'ya yaptığı açıklamada "Su Krizi Yalnızca Çevresel Değil, Toplumsal Bir Tehdittir" dedi.
Azerbaycanlı Çevre Uzmanı ve Sosyolog İrade Hasanova yaptığı açıklamada, su krizinin artık yalnızca çevresel bir sorun olmaktan çıktığını, aynı zamanda toplumsal yapı, göç hareketleri ve ekonomik dengeler üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olduğunu vurguladı. Hasanova'ya göre, iklim değişikliği ve plansız su kullanımı özellikle kırsal bölgelerde yaşam kalitesini düşürmekte, tarımsal üretimi zayıflatmakta ve sosyal eşitsizlikleri derinleştirmektedir.
Hasanova, Azerbaycan bölgelerinde su yönetiminin bilimsel ve entegre bir yaklaşımla ele alınmasının zorunlu olduğunu belirterek, "Yerüstü ve yeraltı su kaynaklarının birlikte planlanmadığı bir sistem sürdürülebilir olamaz. Su, yalnızca bir doğal kaynak değil, aynı zamanda sosyal istikrarın temelidir," ifadelerini kullandı.
Su Neden Küresel Bir Tehdit Haline Geldi?
Su kıtlığı; nüfus artışı, iklim değişikliği, çevresel kirlilik ve özellikle tarım ile sanayideki aşırı tüketim nedeniyle günümüzün en ciddi küresel sorunlarından birine dönüşmüştür. Günümüzde dünyada yaklaşık 2,2 milyar insanın temiz içme suyuna erişimi bulunmamaktadır. Dünya nüfusunun neredeyse yarısı ise göç, hastalıklar, ekonomik sorunlar ve hatta potansiyel çatışmalara yol açabilecek ciddi su stresi koşulları altında yaşamaktadır. Sınırlı tatlı su kaynaklarının yanlış yönetilmesi ve kirlenmesi, bu tehdidi daha da derinleştirmektedir. Mevcut eğilimler, önümüzdeki yıllarda su kıtlığından etkilenen insan sayısının artacağını göstermektedir.
Birleşmiş Milletler Su Krizine Nasıl Bakıyor?
Birleşmiş Milletler verilerine göre, dünya genelinde halihazırda milyarlarca insan güvenli ve sürdürülebilir içme suyu sıkıntısıyla karşı karşıyadır. Küresel ölçekte su kaynaklarının azalması ve iklim değişikliğinin hız kazanması, Azerbaycan'ın bölgeleri açısından da önleyici ekolojik ve su yönetimi politikalarının hayata geçirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Azerbaycan Bölgelerinde Su Yönetimi Nasıl Güçlendirilebilir?
Bölgeler için temel önceliklerden biri, su kaynaklarının entegre ve bilimsel temellere dayalı biçimde yönetilmesidir. Yüzey suları ile yeraltı sularının tek bir sistem içinde planlanması, su dengesinin korunmasına olanak tanır. Eski ve verimsiz sulama altyapıları ile açık kanallar nedeniyle oluşan kayıplar, su kaynaklarının ciddi biçimde israf edilmesine yol açmaktadır. Bu nedenle su temin sistemlerinin modellenmesi ve akıllı ölçüm ile izleme mekanizmalarının uygulanması, su tasarrufunun temel araçları arasında yer almaktadır.
Tarımda Su Tasarrufu Neden Hayati Öneme Sahip?
Tarım sektöründe damla ve yağmurlama sulama teknolojilerinin kullanılması, suya dayanıklı ve iklime uyumlu bitki türlerinin seçilmesi, toprağın nemini koruyan agroekolojik yöntemlerin uygulanması su kaynaklarının korunmasında büyük rol oynamaktadır. Bu yaklaşımlar yalnızca su tasarrufu sağlamakla kalmaz, aynı zamanda tarımsal verimliliğin artmasına da katkı sunar. Ayrıca yağmur sularının toplanması ve yeniden kullanımı, su kıtlığına karşı etkili önleyici tedbirler arasında yer almaktadır. Kamu binalarında yağmur sularının teknik amaçlarla kullanılması, içme suyuna olan talebi azaltırken şehir ekosistemleri üzerindeki baskıyı da hafifletir.
Doğal Ekosistemler Su Döngüsünü Nasıl Etkiliyor?
Ormanlar ve doğal peyzajlar, su döngüsünün düzenlenmesinde hayati bir rol üstlenmektedir. Ormansızlaşma; toprak erozyonunu hızlandırmakta, nehirlerin su seviyesini düşürmekte ve sel risklerini artırmaktadır. Bu nedenle bölgelerde yeni orman kuşaklarının oluşturulması, su havzaları boyunca koruyucu yeşil alanların tesis edilmesi ve bozulan arazilerin rehabilite edilmesi, su kaynaklarının uzun vadeli korunmasına hizmet etmektedir.
Atık Sular ve Yeraltı Suları Nasıl Korunmalı?
Bölgelerde modern biyolojik arıtma tesislerinin kurulması, kırsal alanlarda septik sistemlerin standartlara uygun hale getirilmesi ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi, su kaynaklarının korunmasında kritik adımlar arasında yer almaktadır. Yeraltı suları ise birçok bölge için alternatif ve stratejik bir su kaynağıdır. Ancak kontrolsüz kullanım ve kaçak artezyen kuyuları bu kaynakların tükenmesine neden olmaktadır. Yeraltı sularının düzenli olarak izlenmesi, beslenme alanlarının korunması ve kullanımın yasal çerçevede sınırlandırılması, uzun vadeli su güvenliğinin sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır.
Toplumsal Bilinç Su Güvenliğini Nasıl Etkiler?
Su tasarrufu alışkanlıklarının yerleşmesi için bölgelerde bilinçlendirme eğitimlerinin düzenlenmesi, okullarda su konusunun müfredata dahil edilmesi ve yerel toplulukların karar alma süreçlerine katılımının sağlanması, sürdürülebilir sonuçlar açısından vazgeçilmezdir. Küresel su kıtlığı bağlamında bölgeler için geliştirilen önleyici ekolojik tedbirler, yalnızca çevrenin değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik istikrarın korunmasına da hizmet etmektedir.
Su kaynaklarının etkin yönetimi, tarımda yenilikçi yaklaşımların uygulanması, ekosistemlerin onarılması ve toplumsal katılımın güçlendirilmesi; bölgelerin iklim değişikliğine karşı direncini artırır. Bu doğrultuda atılan her adım, gelecek nesiller için güvenli bir yaşamın teminatı olacaktır.