Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Can Atalay ve Selahattin Demirtaş dosyalarıyla ilgili soruları yanıtladı. Atalay'ın milletvekilliği süresince yargılanmaması gerektiğini belirten Özkaya, AİHM kararlarının uygulanmasında AYM'nin doğrudan yetkisi olmadığını vurguladı.
Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtlarken, tutuklu Can Atalay ile ilgili mahkemenin tutumunu detaylandırdı. Özkaya, Atalay hakkında AYM tarafından verilen üç karara dikkat çekti.
Başkan Özkaya, iki kararda milletvekili sıfatı devam ettiği sürece yargılamanın durması gerektiğinin belirtildiğini ifade ederek, bu kararların altına imzasını koyduğunu açıkladı. Anayasa'nın 14 ve 83. maddelerinin yorumuna işaret eden Özkaya, milletvekillerinin yargılanmasının özel usule tabi olduğunu vurguladı.
Üçüncü karar ise "karar verilmesine yer olmadığı" şeklinde sonuçlandı. Özkaya, teknik gerekçelerle bu karara karşı oy kullandığını belirtti. Ona göre, Anayasa'nın 84 ve 85. maddeleri çerçevesinde mahkeme işin esasına giremeyebilirdi. Ancak mahkeme çoğunluğu, önceki ihlal kararlarını da göz önünde bulundurarak farklı bir yorum geliştirdi ve esasa girerek karar verdi.
Bu açıklama, AYM içindeki farklı yargısal görüşlerin ve milletvekili dokunulmazlığının yargı süreçlerine etkisinin anlaşılması açısından önem taşıyor.
Gazetecilerin soruları arasında, Selahattin Demirtaş hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmaması konusu da yer aldı. Özkaya, AYM'nin bu kararların uygulanmasını doğrudan sağlayacak bir yetkisinin bulunmadığını belirtti.
Başkan, AYM'nin başvuruları ihlal kararının gereğinin yerine getirilip getirilmediğini incelemek için değerlendirdiğini ifade etti. Eğer ihlal tespit edilirse, mahkeme yeniden ihlal kararı verebiliyor. Ancak AİHM kararlarının fiilen uygulanmasını temin etme yetkisi AYM'de yok. Özkaya, bu nedenle söz konusu kararların farklı yorumlara açık olabileceğini söyledi.
Özkaya'nın açıklaması, hem Türkiye'de ulusal yargının uluslararası mahkeme kararlarını uygulama kapasitesini hem de yargının yetki sınırlarını kamuoyuna bir kez daha gösterdi.
Başkan Özkaya'nın sözleri, yüksek yargı organlarının yetki sınırlarını ve karar süreçlerini gündeme taşıdı. AYM, bireysel başvuru yoluyla hak ihlali tespiti yapabiliyor, ancak uluslararası mahkeme kararlarının uygulanmasını doğrudan temin edemiyor.
Özkaya, mahkeme kararlarının esaslı bir şekilde değerlendirilmesinin en doğru yol olduğunu vurguladı. Bu açıklama, hem Atalay dosyasındaki anayasal yorum farklarını hem de Demirtaş dosyasındaki uluslararası kararların uygulanma süreçlerini netleştiriyor.
Türkiye'de hukuk gündemi açısından bu açıklamalar, milletvekili dokunulmazlığı, AYM'nin yetki sınırları ve AİHM kararlarının uygulanabilirliği konularında önemli bir referans niteliği taşıyor.