Tarih: 22.01.2026 13:43

Ankara’nın Baskısı Sonuç Verdi: Suriye’de Kartlar Yeniden Karılıyor

Facebook Twitter Linked-in

* Yıllardır adım adım örülen terör koridoru çökerken, Şam ve bölgesel aktörlerin hamleleri sahayı tamamen değiştirdi
* Türkiye'nin Sarsılmaz İradesi

Tarih bazen on yılların ağırlığını birkaç güne sığdırır. Suriye, 2011'den bu yana büyük bir yıkımın, parçalanmış bir haritanın ve milyonların yerinden edildiği bir dramın merkeziydi. Sınırımız boyunca inşâ edilmeye çalışılan terör koridoru ise bu trajedinin en kritik boyutuydu.

Son günlerde yaşanan gelişmeler ise yalnızca bir saha değişimi değil; bölgenin kaderine yeniden sahip çıkma iradesinin somut bir göstergesidir.

Esad rejiminin devrilmesinin ardından göreve gelen geçiş hükümetinin lideri Ahmed Şara'nın tutumu, sürecin yönünü belirleyen en önemli unsurlardan biri oldu. 48 saat içinde PKK/YPG (SDG) yapılanmasının çöküşüyle sonuçlanan operasyonlar, Suriye'de bir dönemin kapandığını gösterdi.

Teröre Verilen Mühlet Doldu: "Ya Entegrasyon Ya Tasfiye"

Şam yönetimi, 10 Mart Mutabakatı ile örgüte net bir çerçeve sunmuştu: Suriye'nin toprak bütünlüğü tartışmaya kapalıydı. 
Buna rağmen dış destekle ayakta duran örgüt, entegrasyon sürecini sürüncemede bıraktı. Bunun üzerine Suriye ordusu, Halep'ten Fırat'ın doğusuna uzanan kapsamlı bir harekât başlattı. Şeyh Maksud'dan Tabka'ya, Rakka'dan Deyrizor'a kadar birçok bölge kısa sürede hükümet kontrolüne geçti. 
Bir zamanlar "kanton" iddiası taşıyan yapı ise bugün masada tam teslimiyeti kabul etmek zorunda kaldı.
Mazlum Kobani kod adlı örgüt yöneticisinin Şam'ın şartlarını onaylaması, örgütün ülkedeki varlığının şimdilik sona erdiğini ya da Suriye'deki etkinliğinin ciddi biçimde zayıfladığını gösteren güçlü bir işarettir. Ancak bu durum, örgütün tamamen bittiği anlamına gelmez. Bu tür yapılar; yeraltına çekilme, başka bölgelerde toparlanma veya farklı isimlerle yeniden yapılanma gibi yöntemlerle tekrar ortaya çıkabilir.

Türkiye'nin Rolü: Oyun Kurucu ve Terörle Mücadelenin Belirleyici Gücü

Sahadaki gelişmelerin arka planında, Türkiye'nin sergilediği kararlı terörle mücadele politikası kritik bir rol oynadı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Sınırlarımızda bir terör yapılanmasına izin vermeyeceğiz" vurgusu, bu sürecin temel çerçevesini oluşturdu.

Türkiye; Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekâtlarıyla terör örgütünün alan kazanmasını engelledi ve örgütün omurgasını kırdı. Ankara'nın Suriye toplumunun farklı kesimleriyle kurduğu güven temelli iletişim ve teröre karşı tavizsiz tutumu, Şam'daki yeni yönetimin elini güçlendirdi.
Bölgedeki aşiretlerin desteğiyle "terörden arındırılmış bir Suriye" hedefi gerçek bir zemine oturdu.

2011'den 2026'ya: Karanlıktan Düzen Arayışına

Geriye baktığımızda Suriye'nin dönüşümü şu şekilde özetlenebilir:
* 2013–2015: DEAŞ'ın yükselişi ve PKK/YPG'nin otorite boşluğundan yararlanarak kantonlar oluşturması.
* 2019: DEAŞ'ın fiziki hakimiyetinin sona ermesi, ancak terör koridoru planlarının devam etmesi.
* 2024–2026: Muhalif unsurların halk desteğiyle Şam'a girişi, Esad'ın ülkeyi terk etmesi ve merkezi yönetimin ülke genelinde yeniden kontrol sağlaması.

Yeni Bir Şafak

Bugün Suriye, sadece terörden arınmakla kalmıyor; aynı zamanda dış müdahalelerin oyun alanı olmaktan çıkarak kendi siyasal zeminini yeniden kuruyor. Türkiye'nin bölgede barışı önceleyen ve güvenliği temel alan yaklaşımı, bu yeni sürecin en önemli teminatıdır.

Sahadaki operasyonlar ve siyasi irade, bölge halkının artık bölünme değil; huzur, birlik ve istikrar istediğini açıkça gösteriyor. Suriye haritası yeniden bütünlük ve bağımsızlığın sembolü hâline gelirken, bölgedeki uzun karanlık dönemin de sonu görünmektedir.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —