Tarih: 24.02.2026 08:17

ABD'nin en büyük savaş gemisi Akdeniz'de: USS Gerald Ford savaşın habercisi mi?

Facebook Twitter Linked-in

ABD'nin nükleer güçle çalışan en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford'un Doğu Akdeniz'e sevk edilmesi, bölgede zaten yükselen tansiyonu daha da artırdı. Daha önce Karayipler'de konuşlu olan geminin, İran'la gerilimin arttığı bir dönemde Akdeniz'e kaydırılması, Washington'un askeri seçeneği masada tuttuğunu gösteriyor.

ABD deniz stratejisinin fikrî temelleri, 1890'da yayımlanan The Influence of Sea Power upon History adlı eserle atıldı. Amerikalı deniz subayı ve tarihçi Alfred Thayer Mahan, küresel hâkimiyetin anahtarını deniz yollarının kontrolünde görüyordu. Aradan geçen yüzyılı aşkın sürede Washington'un askeri doktrini değişse de deniz gücünü merkeze alan yaklaşım büyük ölçüde korundu.

Bugün 100 bin tonluk deplasmana sahip olan Ford sınıfı gemiler, yalnızca birer savaş platformu değil, aynı zamanda yüzen askeri üs niteliği taşıyor. 60'tan fazla savaş uçağı, erken uyarı ve elektronik harp unsurlarıyla donatılan bu gemiler; karaya bağımlı olmadan hava gücü üretme kapasitesi sağlıyor. Bu durum, ABD'ye siyasi izin süreçlerine takılmadan uluslararası sulardan güç projeksiyonu yapma imkânı veriyor.

Ford'un Akdeniz'e gönderilmesi, bölgede zaten bulunan USS Abraham Lincoln ile birlikte iki uçak gemisi görev grubunun aynı sahada konuşlanması anlamına geliyor. ABD donanmasının "3'e 1" konuşlanma doktrini düşünüldüğünde, iki geminin aynı bölgede bulunması Washington'un bu hattı öncelikli kriz alanı olarak gördüğüne işaret ediyor.

ABD daha önce de uçak gemilerini yalnızca caydırıcılık için değil, doğrudan operasyonel amaçlarla kullandı. 3 Ocak 2026'da Venezuela'ya yönelik başlatılan ve "Absolute Resolve" olarak adlandırılan operasyonda da USS Gerald R. Ford hava desteği sağlamıştı. Bu geçmiş, geminin yalnızca sembolik bir güç gösterisi olmadığını ortaya koyuyor.

Ancak devasa boyutlarına ve çok katmanlı savunma sistemlerine rağmen uçak gemileri mutlak dokunulmazlığa sahip değil. Çin'in geliştirdiği DF-26 gibi gemisavar balistik füzeler ve hipersonik sistemler, bu platformların kırılganlığına dair tartışmaları artırdı. İran da daha sınırlı kapasiteye sahip olmakla birlikte, gemisavar füzeler, insansız hava araçları, sürat tekneleri ve deniz mayınlarıyla asimetrik tehdit oluşturma stratejisi izliyor.

Bir uçak gemisinin batırılması sadece askeri değil, siyasi ve psikolojik olarak da büyük sonuçlar doğurur. Yaklaşık 5 bin personel taşıyan bu "yüzen şehirlerin" ağır hasar alması dahi ABD kamuoyunda ciddi sarsıntıya neden olabilir. Bu nedenle Washington'un böyle bir varlığı kriz hattına göndermesi, riskleri de beraberinde getiriyor.

Sonuç olarak USS Gerald Ford'un Akdeniz'e sevki, teknik bir konuşlanma kararı olmanın ötesinde jeopolitik bir mesaj niteliği taşıyor. Washington bunu "caydırıcılık" olarak sunarken, bölgedeki aktörler açısından bu adım, askeri baskının tırmandırılması anlamına geliyor.

Diplomasi ile savaş gemilerinin aynı anda sahaya sürülmesi ise şu soruyu gündeme getiriyor: ABD gerçekten gerilimi düşürmek mi istiyor, yoksa deniz gücünün gölgesinde yeni bir çatışma denklemine mi hazırlanıyor? (İLKHA)




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —